RSS

Ey Türk Ecesi !

Tarih: Jan 31 2012

Neden PKK kamplarında kızlar, kadınlar var?

Neden PKK’yı temsil eden partide kadın vekiller, diğer partilere göre yüksek nisbette?

Türkiye’nin inkılâpçıları, gençleri ve kadınları kullanarak Türkiye’yi kendi istikametlerinde değiştirmeyi hedeflediler.

Ey Türk gençliği” bu projenin bir ifadesiydi.

Bütün devrimci akımlar böyle yapmıştı, hatta Sovyet inkılapçıları bunu daha da ileri götürmüş ve babasını “karşı devrimci” olarak ihbar eden gencin/gençlerin heykelini dikmişti!

“Ey Türk gençliği”nin muadili “Ey Türk ecesi” idi!

Yani kızlarımızı-kadınlarımızı kimliklerinden sıyırıp, değerlerinden soyup piyasaya sürmek.

Bunun için neler yapılmadı? Çok şey yapıldı!

İslâm örtünmeyi gerektiriyordu, cumhuriyet, kadınları örtüsünden çıkarmayı hedefledi. Bunda başarı sağlamak için geliştirilen projelerden biri güzellik kıraliçeliği yarışmaları idi. Bu yarışmaları rejimin İstanbul’daki sadık gazetesi Cumhuriyet tertipliyordu.

Müslüman kadın, ilk defa bu yarışmalar dolayısıyla mayolu olarak basında göründü, halkın önüne çıktı. Hicab, iffet, ismet, mahcubiyet kelimeleri böylece değersizleştirildi. TDK‘nun 1945’teki sözlüğünde “hicab” için “utanma anlamına olup pek az kullanılır” açıklaması vardır!

Dördüncü güzellik yarışmasında seçilen Keriman Halis, Belçika’da dünya güzeli seçildi.

Bu seçilmenin muhtelif rivayetleri var.

Bir Müslüman kadının, Osmanlı kadınının, hadi Türk kadınının diyelim, soyunmuş olarak, mayolu şekilde Avrupalıların huzurunda arzı endam etmesi, az buz bir başarı değildi!

Onlar Müslüman kadınla asla karşılaşamazlardı. O yüzden de onları hep haremde tahayyül ederlerdi.

Avrupa, Türkiye’nin inkılapçı projesine Keriman Halis’le büyük bir destek verdi. Yüz yıla yaklaşan hayatında Keriman Halis hep bu vechesiyle gündemde tutuldu. Kadınlar için rol modeldi o.

Sabiha Gökçen de öyle! Biri “dünyanın ilk savaş pilotu kadın” idi, diğeri dünya güzellik kıraliçesi!

Türkçe’nin eski kelimelerinden “ece” bu vesile ile anlam değişikliğine maruz bırakıldı. “Ece” o zamana kadar, baş, reis, koca, ihtiyar, yaşlı kadın veya çirkin masal cücesi idi. Birden ve aniden kıraliçe oluverdi!

Ebedî Şef, Avrupa’nın Müslüman kadın üzerindeki zaferini tebcil eden bir konuşma yaptı. Bu konuşma “Ey Türk Ecesi” başlığı ile anılabilir. İşte o hitabe:

Türk ırkının necip (soylu) güzelliğinin daima mahfuz olduğunu (korunduğunu) gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman Ece, hepimiz işittiğimiz gibi söylemiştir ki, o, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel Türk kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabiî olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır. Türk milleti, bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder. Cumhuriyet gazetesi bu meselede Türk ırkının diğer dünya milletleri içinde mümtaz (seçkin) olan asil güzelliğini göstermek teşebbüsünü takip etmiş ve bunu dünya nazarında muvaffakiyetle (başarıyla) intaç eylemiştir (sonuçlandırmıştır). Ondan dolayı bittabiî bu vesile ile de takdir ve tebriklerimize hak kazanmıştır. Ayrıca şunu da ilave edeyim ki, Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihî olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin Dünya güzeli intihap edilmiş (seçilmiş) olmasını çok tabiî buldum. Fakat Türk gençlerine bu münasebetle şunu da tahattür ettirmeyi (hatırlatmayı) lüzumlu görürüm: Müftehir olduğumuz (iftihar ettiğimiz) tabiî güzelliğinizi fennî tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün (olgunlaşmanın) mütemadî tahakkukunu (gerçekleşmesini) ihmal etmeyiniz. Bununla beraber asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde, yüksek fazilette birinciliği tutmaktır.

Atatürk tarafından Ece soyismi verilen Keriman Halis,

28 Ocak 2012 tarihinde 99 yaşında vefat etti.

Devir ırkçılık devri idi. Mussolini’nin, iktidarda olduğu, Hitler’in iktidara yürüdüğü devir. Ey Türk ecesi! Muhtaç olduğun güzellik damarlarındaki asil kanda mevcuttur! Fakat o ne? Keriman Halis Ece Çerkes bir ana ve babadan olmuş! Eğer mesele ırksa, Keriman Halis Türk ırkının değil, Çerkes ırkının güzelliğinin timsali olmalı! Irka dayalı millet tahayyülünün duvara toslamaktan başka alternatifi yok!

(Asım Yenihaber, Yeni Akit, 2012-01-31)

Güç Kesintisi, Arnavutluk

Tarih: Jan 31 2012

Kader Değişir mi?

Tarih: Jan 31 2012

Dua ile kader değişir mi? “Allah yazdıysa bozsun” deyimindeki mana nedir? Dua etmeyi dilemek de kaderden mi? Kaderin ömrü nereye kadardır? Ezeli mi, yoksa ebedi mi? Kaderin de bir kaderi var mı?

Kader, Allahü teâlânın, olacak şeyleri ezelde bilmesidir. Kaza, kaderde bulunan şeyleri, zamanı gelince yaratmasıdır. Yani kader, maaş bordrosu gibidir. Kaza ise, bu maaşın dağıtılmasıdır. Allahü teâlâ, herkesin ne yapacağını, nerede nasıl öleceğini bilir. Buna, kader, kısmet, baht, nasip, talih, yazgı, alınyazısı deniyor. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

Allah, onların işlediklerini ve işleyeceklerini bilir. [Bekara 255]

Bir film tekrar tekrar gösterilse, bunu önceden seyretmiş birisi, ikinci, üçüncü defa seyrederken, “başrolde oynayan oyuncu, attan düşüp ölecek” dese, o dediği için mi filmdeki oyuncu ölüyor, yoksa, söyleyen daha önce seyrettiği için mi biliyor?

Takvimlere, bir yıl içinde güneşin ne zaman doğup, ne zaman batacağı, hesaplanarak yazılıyor. Güneş, takvimde bildirilen saatlerde doğup batar. Güneş, takvime öyle yazıldı diye bilinen saatlerde doğup batmaz. Takvime yazılması, güneşin doğmasına ve batmasına tesir etmez. Allahü teâlâ da insanların başlarına ne geleceğini bildiği için, bunları levh-i mahfuza yazmıştır. Bir âyet meali şöyledir:

Allah her canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı mekânı bilir. Hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuzda)dır. [Hud 6]

Kaderin değişeni de, değişmeyeni de vardır. Mesela değişmeyen ecele, Ecel-i Müsemma denir. Bir âyet-i kerime meali şöyledir:

Ecel bir an gecikmez ve vaktinden önce de gelmez. [Araf 34]

İnsanın işine göre, ömrü ve rızkı değişebilir. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

Allah, dilediğini siler, dilediğini değiştirmez. Ümm-ül-kitab (levh-i mahfuz) Ondadır. [Ra’d 39]

Ümm-ül Kitap, ezeli olan kelam-ı İlahinin yazılı olduğu kitaptır. Melekler, bunu anlayamaz. Zamanlı değildir. Allah’tan başka, kimse bilmez. Hiç yok olmaz. Levh-i Mahfuz‘da değişiklik olur. Bunu melekler görür. İnsanın, işine göre, ömrü ve rızkı değişir. İyiler kötü, kötüler iyi olarak değiştirilebilir. Bir başka âyet meali de şöyledir:

Herkesin ömrü ve ömürlerin kısalması elbette kitapta yazılıdır. [Fatır 11]

Değişebilen kaza kadere Kaza-i Muallak denir. Bir kimse, iyi amel yapıp duası kabul olursa, o kaza değişebilir. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:

Kaza-i muallakı hiçbir şey değiştirmez. Yalnız dua değiştirir. [Hakim]

Kader, tedbirle, sakınmakla değişmez. Ama kabul olan dua, bela gelirken korur. [Taberani]

Sıla-i rahm ömrü uzatır. [Taberani]

Kaderin levh-i mahfuzda yazılması kazadır. Bir kimseye takdir edilen bela, kaza-i muallak ise, o kimsenin dua etmesi de takdir edilmişse, dua eder, kabul olunca belayı önler. Duanın belayı önlemesi de kaza ve kaderdendir. Şemsiye yağmura siper olduğu gibi, dua da belaya siper olur.

Ecel-i müsemma değişmez ama; Ecel-i Kaza değişebilir. Bir örnek: İki kişi, Hazret-i Davud’a birbirini şikayet etti. Azrail aleyhisselam gelip, “Bu iki kişiden birinin eceline bir hafta kaldı. İkincisinin ömrü de, bir hafta önce bitmişti; ama ölmedi” dedi. Hazret-i Davud, hayret edip sebebini sorunca cevaben dedi ki: “İkincisinin bir akrabası vardı. Buna dargın idi. Bu gidip onun gönlünü aldı. Bunun için Allahü teâlâ, bunun ömrünü 20 yıl uzattı.”

Cinler Cennete Girecek mi?

Tarih: Jan 31 2012

Cinleri inkâr eden kâfir olur mu? Cinler de Cennete girecek mi?

Cinler, çeşitli şekillere girebilecek kabiliyettedir. Müslümanları ve kâfirleri vardır. Dine uymakla mükelleftirler. Varlıkları, Kur’an-ı kerim ve hadis-i şeriflerle sabittir. İnkâr eden kâfir olur. Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:

Ben cinleri ve insanları, ancak bana ibadet etsinler diye yarattım. [Zariyat 56]
Cehennemi insan ve cinlerle dolduracağım. [Hud 119, Secde 13]
Hani, cinnilerden bir grubu, Kur’an-ı kerimi dinlemek üzere sana sevk etmiştik. [Ahkaf 29]

İbni Mesud hazretleri bildiriyor:

Bir gece Resulullah, bizimle beraberken aramızdan kayboldu. Her yeri aradık, bulamadık. O geceyi endişe içinde geçirdik. Sabah olunca, Hira tarafından gelirken gördük. “Ya Resulallah, sizi aradık” dedik. “Bana cinlerden bir davetçi geldi. Onunla beraber gittim. Onlara Kur’an-ı kerim okudum” buyurdu.

Bir hadis-i şerifte de, “Ezan okurken sesini yükselt! Çünkü, ezan okuyanın sesini işiten bütün insan ve cinler, Kıyamette ona şahitlik ederler” buyuruldu. (Buhari)

Cinlerin kâfirleri, bütün âlimlere göre, Cehenneme gidecektir. Mümin cinler hakkında ise, değişik kaviller vardır:

  1. İnsanlar gibi muamele görecektir.
  2. Cehenneme girmeyecek, fakat toprak olacaktır.
  3. Cennetin “Rabad” denilen yerindedir. Dünyadakinin tersine; insanlar onları gördüğü halde, onlar insanları göremeyecektir.

Cinler defalarca Peygamber efendimizin huzuru şeriflerine gelip kendisini dinlemişlerdir. Resulullah onlara, Rahman suresini tebliğ niyetiyle okumuştur. “Ey insanlar ve cinler, Rabbinizin hangi nimetini inkâr edebilirsiniz” ifadesi bulunan âyet-i kerimeden sonra, “Rabbimizin hiçbir nimetini inkâr etmeyiz, ey Rabbimiz sana hamd olsun” demişlerdi. Bu sure, onların da dini emir ve yasaklarla mükellef olduğuna delalet eder. Çünkü bu sure, Sekaleyn’e [insan ve cinne] hitap etmektedir. Kur’an-ı kerim âyetleri ve hadis-i şerifler; onların da, mükafat ve ceza için haşr edileceklerine delalet etmekte, müminlerinin Cennete, kâfirlerinin de Cehenneme gidecekleri anlaşılmaktadır.

İmam-ı Buhari buyuruyor ki: Cin Suresinin “Hakikaten biz, hidayet rehberi olan Kur’an-ı kerimi dinleyince, Ona iman ettik. Rabbine iman eden, bahstan ve rehaktan korkmaz” mealindeki 13. âyet-i kerimesindeki bahs, mükafatın eksik verilmesi; rehak da hak etmediği cezayı görmek, demektir. Bu âyet-i kerime, onların iyiliklerine karşılık mükafatlarının eksiksiz verileceğine ve günahlarına karşı fazladan ceza görmeyeceklerine delalet eder.

Israeli Soldiers Fire Tear Gas at Palestinian Protesters

Tarih: Jan 31 2012