Atatürk'ün akşamı şefiri!

atason.jpg

Atatürk’ü yakından tanımış olan Prof. H. Melzing onu şöyle tanımlar:
– “Kendini sofra başında ve bir iki kadeh içtiği zaman daha iyi buluyor. İçmeden önce sakin, iddiasız hatta mahcup bir insandır O. Böyle şahsiyetler ancak kendi alışkanlıkları içinde kendilerini bulurlar ve bu alışkanlıklar içinde de yaşarlar…

Atatürk Bursa’da kriz geçirdikten sonra vapura binerken gençlik arkadaşı Ali Fuat Cebesoy’a:
— “Bu, başka hastalık… Bildiğimiz hastalıklardan değil bu… Akşam şerifler hayırlar olsun.”
Dediğini duyduğunu da yazar.
Akşam şerifler hayırlar olsun lafının öteki anlamı:
— “Allahaısmarladık.” Demektir.

(Hikmet Bil, Atatürk’ün sofrası)

Ata'nın çarşaf hakkında doğru tahmini

Şükrü Kaya Atatürk'ün sofrasında çarşaf ile ilgili bir anısını anlatır. Atatürk anıyı dinledikten sonra ileri görüşlülüğü ile çarşaf hakkındaki şu doğru tahminlerini yapar: "Haklı kadınlar! Şimdilik çarşaf için kanun çıkarmayalım. Lüzum yok. ileride kadınlarımızın refah düzeyleri artıkça onlar zaten kendileri kendi zevklerine göre modalarını da yaratırlar, zevkli giyinirler de."

(Hikmet Bil, Atatürk’ün sofrası)

Atatürk'ten bir kadın davranış analizi

Bir gece Ankara'da Halkevi salonlarında bir toplantı vardır. Atatürk'de o toplantıya gelmiştir. Bir ara Atatürk'ün gözüne bir köşede oturan Kılıç Ali'nin yetmiş yaşındaki başörtülü annesi ilişir. Önce gider yaşlı kadının elini öper sonra da: "Haydi şu başörtüyü çıkaralım başınızdan." der. Zavallı ihtiyarcık bir taraftan "Paşam! Siz önce şu tazelerin başını açın" der ama öte yandan da 'yapma anne' der gibilerden dudaklarını ısırmakta olan oğluna bakar. Zaten daha fazla Mustafa Kemal'e dayanabilmesi mümkün değildir. "Canım bunun namahremi olur mu? Biz sizlerin çocuklarıyız." diye ısrar eden Atatürk, örtüyü beyaz saçlı ananın başından çekivermiştir bile. İhtiyar ananın başından başörtüsü gidince, onun derhal elleriyle saçlarına ve topuzuna bir şekil vermeye çalışışı Atatürk'ün dikkatinden kaçmamıştır. Olayı daha sonra sofralarında zevkle her kez anlatışında: "Kadın yaşı ne olursa olsun süslenmek ihtiyacındadır." diye de eklermiş.

(Hikmet Bil, Atatürk’ün sofrası)

Atatürk Fethi bey ile yemek yerken

fethi.jpg

Atatürk'ün laubalilik yapan akrabasına cevabı

Şükrü Kaya Atatürk ile bir anısını anlatıyor:

– Bir akşam üzeriydi, Çankaya’da çay içiliyordu. Atatürk’ün kayınpederi, kayınvalidesi ve birkaç da biz yabancılar o aile toplantısındaydık. Lâtife Hanım’ın genç bir erkek kardeşi vardı. Onu Hariciye memuru yapmıştı Gazi… Paris Büyükelçiliğimize kâtip olarak göndermişti. îşte o delikanlı da tatili için Ankara’daydı. Ve o günkü çay toplantısında o da vardı. Bir hasır koltuğa ayak ayak üstüne atmış:

– Enişte, diye konuşuyor ve Fransız Cumhurbaşkanının bir resmi kabulde nasıl kendisine iltifat ettiğini o laubali haliyle anlatıyordu. Ben Atatürk’ün biraz sinirlendiğini hissetmiştim. Aldanmamışım. Çünkü birdenbire delikanlının lafını keserek:

– “Fransız Cumhurbaşkanının huzurunda da böyle ayağını onun burnuna sokup mu konuştun?” deyiverdi.
(Hikmet Bil, Atatürk’ün sofrası)