Hindistan'ın inek idrarı Coca-Cola'ya rakip

İneğin kutsallığından yola çıkan Hindu bir grup, halk arasında kullanılan inek tersi ve idrarını bir adım öteye taşıdı. Artık Hindular, Coca-Cola’a değil İnek Suyu içecek.

Hindistan’ın önde gelen Hindu kültürel gruplarından Rashtriya Swayamsevak Sangh (RSS), kutsal şehirleri Haridwar’daki araştırma merkezinde Gau Jal ya da İnek Suyu adlı bir içecek geliştirdi. Telegraph’ın haberine göre merkez içeceklerinin “sağlıklı” olarak Coca-Cola ve Pepsi’ye rakip olacağı düşünüyor.

Hindular, sütleri için ineklere tapmalarının yanında birçokları ineklerin idrarı ya da dışkılarını “sağlık-verici” özellikleri nedeniyle içeceklerine ve baharatlarına karıştırıyor.

Bazı Hindistan eyaletlerinde inek tersi ve idrarı, süt ve yoğurdun yanında satılıyor. Hindistan “aktarlarında”, şeker hastalığından kanser ve ciğer rahatsızlıklarına ilaç olarak bu ürünler diş macunu, lapa ve içme olarak satılıyor.

RSS, geliştirdiği idrar-bazlı kola ile onun sağlık-verici özelliğini daha geniş kitlelere ulaştıracağına inanıyor. Direktör Om Prash şunları söyledi: “Gau Ark’a (inek idrarı), çeşitli hastalıklara şifası nedeniyle Gau Jal (İnek Suyu) diyoruz. Gau Jal’ı temel alan bir içecek formülü geliştirdik. Şu an Lucknow’da test ediliyor”.

Paketleme, pazarlama ve yaz sıcağında içeceğin kokmaması için koruma yolları üzerine çalıştıklarını anlatan Prash, “Nereden bakarsanız bu bir devrim. İnek idrarının potansiyel bir ilaç olarak kabulü her gün artıyor.

Soğuk bir içecek olarak sunulduğunda bu kesinlikle artacak. İneğin Hindistan kültüründeki yüksek statüsünü de ispatlayacak ve doğrulayacaktır” diye konuşuyor.

(TIMETURK, 2-2009)

McDonald's sonunda itiraf etti

Magnesol XL ile kullanılmış kızartma yağlarının renginin yeniden sapsarı yapıldığı ve tekrar tekrar kullanıldığı ortaya çıktı.

“Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin! Artık Magnesol XL var” sloganıyla fast food zincirlerine pazarlanan bu kimyasal, kapkara da olsa yanmış yağlara katıldığı anda rengi sapsarıya dönüştürüyor. Ayrıca, yanık yağ kokusunu da yok ettiği iddia ediliyor. Böylece, en fazla 3 günde bir değiştirilmesi gereken yağ, en az 9 gün kullanılabiliyor. Ancak, işlemin aynı yağ üzerinde defalarca uygulanması, sürenin 20 günlere ulaşmasını sağlıyor.

Pirinç parlatan diye geldi, kızartma yağının rengini açtı.

Yanmış kızartma yağlarının rengini açıp, kokusunu yok ederek, yeniden kullanılmasını sağlayan Magnesol XL için ithalat izni alınırken Tarım Bakanlığı da yanıltıldı. Magnesol XL için verilen izinde, ürünün kullanım alanı olarak sakız, pirinç, tuz, peynir gibi gıda maddelerinin yüzey uygulamalarında, tava, teneke yüzeylerini yağlamada katkı maddesi olarak kullanılacağı yer alıyor.

KANSOREJEN ETKİSİ VAR

KANSEROJEN etkisi olmasına rağmen, fast food restoranlarındaki yanmış kızartma yağlarının rengini açıp, kokusunu yok ederek, defalarca kullanılmasına olanak sağlayan Magnesol XL adlı kimyasalın ithalat izni alınırken Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın da yanıltıldığı ortaya çıktı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın Magnesol XL için verdiği ithalat izninde, ürünün kullanım alanı olarak sakız, pirinç, tuz, peynir, şekerleme (çikolata hariç) gibi gıda maddelerinin sadece yüzey uygulamalarında, tava, teneke yüzeylerini yağlamada katkı maddesi olarak kullanılacağı yer alıyor. Kanserojen etkisi fazla olan yanmış kızartma yağlarının rengini açma ve kokusunu yok etmede kullanılacağına dair herhangi bir ibare bulunmuyor.

İNCELEME BAŞLATILDI

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, geçtiğimiz günlerde Hürriyet Gazetesi, Tüketici Köşesi’nde yer alan “Kanserojen etkiyi kimse takmıyor, yanmış yağ sarartılıp kullanılıyor” başlıkla haber üzerine bir inceleme başlattı. Bakanlığın Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Mehtap Altınok imzasıyla yapılan açıklamada, Magnezyum Silikat adlı kimyasalın Türk Gıda Kodeksi Renklendiriciler ve Tatlandırıcılar Dışındaki Gıda Katkı Maddeleri Tebliği’nde yer aldığına dikkat çekilerek, bu kimyasalın toz gıdalar, tuz ve tuz yerine geçen maddeler, gıda takviyeleri, peynir, sakız, pirinç salam, sosis, şekerleme ve çeşni verici maddelerin sadece yüzey uygulamalarında, tava, teneke gibi kap kacakların yüzey yağlama ürünlerinde de katkı maddesi olarak kullanımına izin verilmektedir” deniliyor.

AMAÇ DIŞINA İZİN YOK

Bakanlık açıklamasında ayrıca, Magnesol ve benzeri ürünlerle ilgili inceleme başlatılması için il müdürlüklerine talimat verildiğine de dikkat çekilerek, “Bahse konu olan ürünlerin belirtilen amaçlar dışında kullanıldığının tespit edilmesi durumunda, Gıda Kanunu çerçevesinde işlem yapılacaktır” deniliyor. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı, bu konuda Sağlık Bakanlığı’yla da görüşüyor.

KIZARTMALIK YAĞLARINIZI DÖKMEYİN!

“Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin! Artık Magnesol XL var” sloganıyla fast food zincirlerine pazarlanan bu kimyasal, kapkara da olsa yanmış yağlara katıldığı anda rengi sapsarıya dönüştürüyor. Ayrıca, yanık yağ kokusunu da yok ettiği iddia ediliyor. Böylece, en fazla 3 günde bir değiştirilmesi gereken yağ, en az 9 gün kullanılabiliyor. Ancak, işlemin aynı yağ üzerinde defalarca uygulanması, sürenin 20 günlere ulaşmasını sağlıyor.

TÜRKİYE’DE GEREKLİ TÜM ÖNLEMLERİ ALDIK

THE Dallas Group of America, Türkiye’deki avukatları Ayşe Hergüner Bilgin ve Okan Gündüz aracılığıyla, yanmış kızartma yağlarının rengini açıp, yeniden kullanılmasını sağlayan Magnesol XL ile ilgili olarak bir açıklama yaptı. Açıklamada, Magnesol XL ürününün Birleşmiş Milletler’e bağlı Gıda ve Tarım Örgütü ile Dünya Sağlık Örgütü’nce kurulan uzman komite JECFA tarafından gıda maddelerinde kullanılan filtrelemeye yardımcı ve topaklanmayı önleyici bir madde olarak tanımlandığına dikkat çekilerek, “Ürünümüz ABD dahil tüm dünyada 10 binlerce restoran tarafından kullanılmaktadır. Sentetik magnezyum silikat, ABD Gıda ve İlaç İdaresi’nin yayımladığı Gıda Kimyasalları Kodeksi’ne göre gıda sınıfı kimyasalları arasında sayılmaktadır” denildi.

YAĞIN KULLANIM ÖMRÜNÜ UZATIR

Magnezyum silikatın kızartma yağına ilave edilmesiyle birlikte yağda biriken kötü koku ve renk değişimine sebep olan maddelere tutunduğunun da savunulduğu açıklamada, şunlar dile getirildi: “Filtreleme işlemi sonucunda yağ, Magnesol XL sayesinde bu istenmeyen maddelerden arındırılır. Magnesol XL ürünü kızartma yağının kalitesini, daha uzun bir süre yüksek seviyede tutarak yağın kullanım ömrünü uzatır.

Ayrıca, magnezyu silikat maddesinin kızartma yağlarında filtrelemeye yardımcı olarak kullanılmasına ilişkin olarak Fransız Gıda Sağlığı Ajansı 2005 tarihli kararında bu maddenin üreticinin talimatlarına göre kullanımının insan sağlığına hiçbir risk oluşturmadığı açıkça belirtilmişti Bugüne kadar satışa sunulduğu hiçbir ülkede de sağlığa zararlı etkisi bulunduğuna yönelik bir şikayet bulunmamaktadır. Türkiye’de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı da dahil olmak üzere yasal tüm izinler ithalatçı firma tarafından alınmak suretiyle satılmaktadır.”

Kim ne diyor

MCDONALD’S: Kurumsal İletişim Müdürü Nedret Türkkuşu, “Türkiye’ye Tarım Bakanlığı’nın onayı ile ithal edilen Magnesol XL maddesi, kızartma yağlarımızın filtre edilmesi sürecinde yağın kalitesini bozan parçacıkları temizlemek üzere, tamamıyla gıda kanunu çerçevesinde belirtilen usuller ile kullanılıyor” dedi.

BURGER KING: Magnesol XL ile ilgili yapılan açıklamada, “Zincirimize bağlı hiçbir restaurantta söz konusu kimyasal kullanılmıyor” denildi.

KENTUCKY FRIED CHICKEN: Zincir restaurantların hiçbirinde kızartma yağlarının rengini açmak için Magnesol XL ya da benzeri kimyasalların kullanılmadığını açıkladı.

Meclis gündeminde

MHP Adana Milletvekili Yılmaz Tankut, Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e yönelttiği soru önergesinde, ithaline izin verilen kimyasalın, “Kızartmalık yağlarınızı dökmeyin! Artık Magnesol XL var” sloganıyla pazarlandığını ifade etti. Tankut, konuyla ilgili ayrıntılı inceleme talep etti.

(www.aktifhaber.com, 2-2009)

Bayat ekmeklere dikkat

‘Tazesi mideye oturur’ diyerek bayat ekmek tüketenler dikkat! Bayat ekmekteki aflatoksin, mide, bağırsak ve karaciğer kanserine yol açıyor.

2006’da ‘en fazla ekmek tüketen ülke’ olarak Guiness Rekorlar Kitabı’na giren Türkiye’de kişi başı yıllık ekmek tüketimi tam 200 kilogram. Türk insanının vazgeçilmezi olan taze ekmek aslında sağlığımızın düşmanı.

Ülkemizde taze ekmeğin mideye oturacağı düşüncesi ile bayat ekmek kullanımının çok yaygın olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Elif Güveloğlu, “Bu çok yanlış bir davranış. Çünkü bayat ekmek aflatoksin kaynağıdır. Aflatoksin de, kansere neden olduğu kanıtlanmış maddelerden biri” dedi. Aflatoksinin mide, bağırsak ve karaciğer kanseri oluşumunu tetiklediğine dair binlerce araştırma olduğunu belirten Güveloğlu, küflü gıdalar konusunda şu uyarılarda bulundu:

‘Her dilime tek tek bakılmalı’

“Paket içindeki dilimlenmiş ekmekleri kullanırken, dilim aralarını çok iyi kontrol etmek, hatta koklamak gerekiyor, en ufak bir küf kokusu alınırsa, görüntüde bir şey olmasa bile o ekmeği tüketmemek gerekiyor. Paket ekmeklerin son kullanma tarihine değil, üretim tarihine bakmak ve üretim tarihinden sonra en fazla 3 gün içinde buzdolabında saklayıp tüketmek lazım.”

‘Küfü sıyırıp yemeyin’

Diğer önemli aflatoksin kaynaklarının da, mısır unu başta olmak üzere iyi saklanmamış tahıllar ve üzerinde beyaz tabaka birikmiş salça, turşu, şalgam türü mayalı yiyecek-içecekler olduğunu kaydeden Güveloğlu, “Üzeri küflü gıdanın küfünü sıyırıp altını kullanmak çok yanlış. Çünkü bu mikroorganizma gıdanın derinliklerine ulaşıyor. Yani üzeri küflenmiş salçayı, tamamen atmalıyız” diye konuştu.

Katkı maddeleri migren nedeni

Bir tarafta buğday krizi olacağı, diğer tarafta una zararlı katkı maddeleri katıldığı tartışmaları sürüp giderken, Dr. Elif Güveloğlu, ekmekte kullanılan katkı maddelerinin önemli hastalıklara yol açtığını söyledi. Dr. Güveloğlu, katkı maddelerini migrenden alerjiye, hatta kansere kadar birçok rahatsızlığın nedeni olarak gösteriyor. Birleşmiş Milletler’in açıklamasına göre de, önümüzdeki 5 yılda dünyada ‘buğday krizi’ bekleniyor.

‘Kepekli ekmeğin namusu bozuldu’

Katkı maddelerinin yanı sıra ekmek üretiminde hileler de yapıldığını belirten Dr. Elif Güveloğlu, “Günümüzde ekmeklerin namusu bozuldu. ‘Kepekli’ diye ekmeklere boya katıyorlar” dedi. Dr. Güveloğlu, gerçek kepekli ekmek bulmanın zorlaştığını ifade etti. Uzmanlar, kepekli ekmeğin çok daha sağlıklı olduğunu, beyaz ekmekte vitamin ve mineral kaybı yaşandığını vurguluyor. Öte yandan Halk Ekmek yetkilileri, ekmek tüketiminde şu noktaların altını çiziyor:

* Tam buğday unundan yapılmış ekmeği öneriyoruz. Tam buğday ununda kepek oranı yüzde 13’tür. İlave değil, buğdayla öğütüldüğü için kepekli undan daha faydalıdır.

* Kepekli ekmekte beyaz una yüzde 25 oranında kepek ilave ediliyor, ama tam buğday unundaki besleyici değerleri yakalayamıyor.

* Sıralama yapacak olursak; öncelikle tam buğday ekmeğini tavsiye ediyoruz. Bulunamazsa kepekli ekmeği, kepekli ekmek yoksa son olarak beyaz ekmeği öneriyoruz.

* Mısır ekmeği: Çölyak hastalığında tüketebilecek tek ekmektir. Kişi hastalık sebebiyle buğday, arpa ve çavdar unlarından yapılan hiçbir ürünü yiyemez.

* Kepek ekmeği: Dış kepeği ayrılmış, ancak embriyo ve iç kepeği ayrılmamış undan elde edilen mayalı ekmek önemli bir B1 vitamini kaynağı. Çok kahve içenler, düşük kalorili diyet yapanlar, diyabet, kabızlık, spastik kolon hastaları ve doğum kontrol hapı kullananlar tercih etmeli.

* Çavdar ekmeği: Düşük tansiyon ve kalsiyum eksikliği olanlar bolca kullanmalı. Sporcular da çavdar ekmeği tüketmeli.

Ambalajlı ekmek üreticileri neden zenginleştirilmiş ekmek üretimi yapıyor? Gıda Güvenliği Derneği (GGD): Türkiye’de insanlar besin ihtiyaçlarının yarısını ekmekten, genellikle de beyaz ekmekten karşılıyor. Beyaz ekmeklerde ise vitaminlerin yalnızca yüzde 10’u bulunuyor. Bu duruma ekmeğe vitamin ve mineral takviyesi yapılarak çözüm geliştiriliyor.

* Ekmek şeker hastalığı yapar mı? GGD: Hayır. Aksine kepek ekmeğini diyabet, kabızlık, spastik kolon hastalıkları ve doğum kontrol hapı kullananlar özellikle tercih etmeli.

* Ekmekte hangi katkı maddeleri kullanılıyor? GGD: Enzimler (alfa amilaz enzimi), C vitamini (Askorbik asit), şekerler (sakkaroz, maltoz,fruktoz, glukoz), emülgatörler.

Halk Ekmek işi sıkı tutuyor

Yerli üretim buğday ununu tercih ettiklerini söyleyen Halk Ekmek yetkilileri, kullandıkları unda hiçbir katkı maddesi bulunmadığını belirtti. Yetkililer şunları kaydetti: “Fabrikaya gelen unlardan kamyondan inmeden numune alıp laboratuvarlarımızda test ederiz. Standartların altındaysa iade ederiz.”

‘Beyaz’lık iyi değil

Un değirmenden geçtikten sonra 1 ay kadar dinlenmeye bırakılırsa, kendiliğinden beyazlar, ilave beyazlatıcıya gerek kalmadan doğal haliyle olgunlaşır. Sonuçta pamuk beyazlığında olmasa da, ekmeğin istediği beyazlıkta olur. Bu yüzden dışarıdan beyazlatıcıya gerek yoktur. Dinlenmiş unun su kaldırma oranı artar ve biraz beyazlar. Un esmerleştikçe vitamin ve mineral değeri artar, beyazlaştıkça da zayıflar. Beyaz unun avantajı kolay ve kabarmış ekmek yapmaktır.

Tüketim azalıyor

Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) tarım ve hayvancılıkta 10 yılda yaşanan üretim ve tüketim dengesini içeren kapsamlı bir rapor yayınladı. Rapora göre; Türk halkı 1996-2006 yılları arasındaki 10 yıllık dönemde ekmek ve buğday tüketimini azalttı. Buğday tüketimi 10 yılda 21.3 kilo birden düşerek 2005 yılında 168 kiloya geriledi.

(Takvim, Özlem Kamer, 11-2008)

Sütte ölüme götüren hile

Süte, un ve nişasta katılarak daha yağlı görünmesi sağlanıyor. Sütte yapılan bu akıl almaz hileler ölüme götürüyor. İşte temel besin sütün bilinmeyenleri:

Gözümüzü açar açmaz tanıştığımız süt ve süt ürünleri, 7’den 70’e herkesin vücudu için gerekli olan bütün besinleri barındırıyor. Büyüme ve gelişmenin temel yapı taşını oluşturuyor, içerisinde kalsiyumun yanı sıra, potasyum, fosfor ve protein bulunuyor. Ancak, yapılan akıl almaz hilelerle, büyümenin temeli süt ve süt ürünleri öldürücü bile olabiliyor. Süte un ve nişasta karıştırıldığını söyleyen Medical Park Göztepe Hastanesi Diyetisyeni Hülya Çağatay, süt ve süt ürünlerinde yapılan hilelerin, besin zehirlenmelerinin en önemli nedeni olduğunu, yapılan hilelerin ölümlerle sonuçlanan rahatsızlıklara bile sebep olduğunu söyledi.

BAKTERİLER YOK OLUYOR
Diyetisyen Hülya Çağatay, akıl almaz hileleri ise şöyle sıraladı: Sütü daha yağlı kıvamda göstermek için un ve nişasta katılıyor. Bakteriyel faaliyeti önlemek için formaldehit, borik asit, hidrojen peroksit gibi bakteri öldürücü özellikte maddeler katılıyor. Bu maddeler zararlı bakterileri yok ederken yararlı olanları da yok ediyor. Ayrıca sütün uzun süre kesilmeden kalabilmesini sağlamak amacıyla bir diğer başvurulan hile yöntemi ise çoğunlukla sütün pişirilmesi oluyor.

RENGİNE DİKKAT EDİN
Eğer sütün renginde morarma varsa ya da kokusu keskinse muhakkak bozuktur. Sütün hileli olup olmadığını vatandaşın anlaması oldukça zor. Fakat sütün içine su karıştırıldığında rengi açılır, kokusu ve tadı değişir. Tüm bunlardan üründe hile olup olmadığını, ayırt etmeye çalışabiliriz. Ancak her ne olursa olsun tam olarak emin olabilmeniz mümkün değildir.

Uzun ömürlü süt almayın
Dr. Hülya Çağatay: Pastörize günlük süt tüketin. Uht sütleri yani kutudaki uzun ömürlü sütleri ve pazarlarda satılanları önermiyoruz. Çünkü, cam şişedeki günlük sütte insan vücudu için yararlı olan bakteriler bulunmakta. Bu bakteriler uht sisteminde yaşamaz. Günlük sütten yoğurdunuzu, hatta yine aynı sütten çok sağlıklı olan ve kalsiyum içeriği yüksek olan çökeleğinizi de kendiniz yapabilirsiniz.

Kapaklara dikkat!
Paketli ürün alacaksanız, en çok dikkat edilmesi gereken husus, ürünün kapağının bombe yapmış olmaması ve kutuların hava yapıp şişmiş olmaması. Şişme, koku gibi durumlar mikroorganizma üremiş olduğunu gösterir.

Yılda 12 litre tüketiyoruz
Peynir ve süt pazarı hakkında bilgi veren Türkiye, Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği (SETBİR) Başkanı Erdal Bahçıvan, şunları kaydetti: 3 Türkiye’de kişi başı ambalajlı süt tüketimi 6 yılda 2’ye katlandı. 3 Ambalajlı süt pazarı yıllık yüzde 9 büyüyor. 3 Yıl sonunda toplam ambalajlı süt pazarının 978 milyon litre olacağı öngörülüyor. Bir bu kadar daha açıkta süt satıldığı tahmin ediliyor. 3 Türkiye’de yıllık süt tüketimi yaklaşık 12 litreyken, Avrupa’da bu rakam 3 katı civarında.

Ambalaj açılmazsa 4 ay taze kalıyor
Ülker Gıda ve İçecek Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü, günlük 2 bin 100 ton üretim kapasitesi ile Türkiye’nin ve komşu coğrafyanın en büyük süt ve sütlü ürünler üreticisi olduklarını söyledi. Tütüncü, ambalajlı ürün tercih edilmesini ve paketlenen sütün, ambalajı açılmazsa 4 ay tazeliğini koruduğunu kaydetti. Ülker Gıda ve İçecek Grubu Başkanı Mehmet Tütüncü, günlük 2 bin 100 ton üretim kapasitesi ile Türkiye’nin ve komşu coğrafyanın en büyük süt ve sütlü ürünler üreticisi olduklarını söyledi. Tütüncü, ambalajlı ürün tercih edilmesini ve paketlenen sütün, ambalajı açılmazsa 4 ay tazeliğini koruduğunu kaydetti.

Diyet sütlerin besin değeri daha mı azdır?
Gıda Güvenliği Derneği (GGD): Hayır, değildir. Diyet sütlerde yağ miktarı azaltıldığı için daha düşük kalorilidir.

Hayvanların aldığı hormonlu yemler sütü etkiler mi?
GGD: Evet, etkiler. Fakat Türkiye ve AB’de hormon kullanımı yasaktır. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı, Kalıntı İzleme Sistemi kapsamında düzenli olarak numuneler alıp analizler yaparak hayvan yemlerinde hormon kullanılıp kullanılmadığını tespit eder.

Laktik asit insan sağlığına zararlı mıdır?
GGD: Hayır değildir, süt asiti olarak da bilinir. Her insanın vücudunda oluşan tabii bir organik bileşiktir.

Sokak sütü ne kadar süre kaynatılmalıdır?
GGD: Kaynatma yöntemiyle sütün içindeki tüm bakteriler yok edilemediği için kesin bir süre vermek mümkün değildir. Aksine kaynatma yöntemi sütün besin değerinin azalmasına da neden olmakta.

(Takvim, Özlem Kamer, 2008)

Diyet kolanın zararları

Kola kutularının üzerindeki ‘Soğuk içiniz!’ yazısı lezzet için yazılmamış. Hadise ABD de geçiyor. Ancak bildiğiniz gibi Türkiye’de de birçok kişi diyet kola içiyor. Siz de içiyorsanız, okuduktan sonra fikrinizi değiştireceğinize eminim!

2001 yılı Ekim ayında kız kardeşim çok hastalandı, mide spazmları vardı, dolaşmakta zorlanıyordu, yürümek ise başlı başına bir sorundu. Sadece yataktan kalkması bile onu tüketiyordu, o kadar çok ağrısı vardı.

2002 yılı Mart ayında biyopsiler alındı, ve 24 değişik ilaç almaya başladı. Doktorlar kendisinde ne olduğunu bulamıyorlardı. O kadar çok ağrısı vardı ve o kadar hastaydı ki, ölmekte olduğunu biliyordu.

Evini, banka hesaplarını, yaşam sigortasını ve diğer şeylerini en büyük kızının adına kaydettirdi, ve küçük çocuklarının en büyük kızı ile birlikte olmalarını sağladı.

Son bir keyif yaşamak istiyordu, böylece 22 Mart günü (tekerlekli iskemlede olmak kaydıyla) Florida’ya gitmeyi planladı. 19 Mart günü testlerinin nasıl geçtiğini öğrenmek için kendisini aradım, testlerde bir şey bulunamadığını, ama kendisinde MS olduğunu düşündüklerini söyledi. Çok şaşırdım, sonra bir arkadaşımın bana e-mail olarak gönderdiği bir yazıyı hatırladım, ve ona sordum: Diyet içecekler içiyor musun?

Evet dedi, o anda da bir tanesini açıp içmek üzere olduğunu söyledi, açmamasını ve diyet meşrubat içmemesini söyledim, bahsettiğim yazıyı e-mail ile kendisine gönderdim. Telefon konuşmamızdan 32 saat sonra beni aradı, diyet meşrubat içmeyi bıraktığını ve yürüyebildiğini, merdiven çıkabildiğini ve adale spazmlarının kaybolduğunu söyledi. %100 iyileşmemişti ama kesinlikle çok daha iyi hissediyordu. Makaleyi doktorlarına göstereceğini ve eve dönünce beni arayacağını söyledi.

Beni aradı, doktoru çok etkilenmişti ve diğer MS hastalarını arayarak suni tatlandırıcı kullanıp kullanmadıklarını soracağını söylemişti. Bir kabuğun içinde diyet meşrubat içindeki aspartam maddesiyle zehirleniyordu ve yavaş yavaş ölüyordu.

22 Mart Florida’ya giderken tek bir hap almıştı – bu da zehirlenmeye karşı olan haptı, iyileşme yolundaydı, ve yürüyebiliyordu!!! Tekerlekli iskemle olmaksızın!!! Bu makale hayatını kurtarmıştı.

Hayat kurtaran makale:

Etikette ‘ŞEKERSİZ’ yazıyorsa ASLA KULLANMAYI DÜŞÜNMEYİN BİLE!! ‘NutraSweet’, ‘equal’ ve ‘Spoonful’ markaları ile pazarlanan ‘ASPARTAM’ hakkında DÜNYA ÇEVRE KONFERANSINDA birkaç gün konuşma yaptım. EPA’ya yönelik bir yazıda 2001 yılında Birleşik Amerika’da multiple sclerosis ve sistemik lupus salgını olduğu, hangi zehirin bunun yaygın hale gelmesine neden olduğunun anlaşılamadığı belirtilmişti. Ben ayağa kalktım ve tam bu konuda konferans vereceğimi söyledim.

Aspartam’ın neden bu kadar tehlikeli olduğunu açıklayayım: Bu tatlandırıcının ısısı 86ºF seviyesine ulaşınca, aspartam içindeki metil alkol eformaldehite, sonra da formik aside dönüşüyor, bu da metabolik asidosise yol açıyor. Metanol zehirlemesi diğer koşulları açısından multiple sklerosise benziyor. İnsanlara yanlışlıkla multiple sklerosis teşhisi konuyor. MS ölüme yol açmazken metanol zehirlemesi öldürücü oluyor! Sistemik lupus da neredeyse en az multiple sklerosis kadar yaygın hale geldi, özellikle Diet Coke ve Diet Pepsi içenler arasında! Kurban genellikle suçlunun aspartam olduğunu bilmiyor. Kullanmaya devam ediyor, lupus da artık yaşamı tehdit edecek düzeye ulaşıyor. Diyet içecekleri bıraktıktan sonra sistemik lupus hastalarının asistematik hale geldiklerini gördük. Multiple sklerosis teşhisi konan hastalarda (aslında bunlar metanol zehirlenmesi hastaları idi) semptomları çoğu kayboldu. Görüş yeteneğinin geri kazanıldığı ve işitme duyusunun önemli ölçüde iyileştiğini gördük. Bu tinnitus vakalarında da geçerli idi.

Bir konferansımda “Aspartam kullanıyorsanız (NutraSweet, Equal, Spoonful vs) ve fibromalji, spazmlar, ani ağrılar, bacaklarınızda uyuşma, kramp, vertigo, bulantı, baş ağrıları, tinnitus, eklem ağrısı, depresyon, endişe atakları, bozulan konuşma, bulanık görüş veya hafıza kaybı semptomlarından şikayetçiyseniz muhtemelen aspartam hastasınızdır. Konferans esnasında ayağa kalkan kişiler “Bu semptomlardan bazıları bende de var” “Bundan kurtulmak mümkün mü?” diye sordular. Evet! Diyet meşrubat içmezseniz ve gıda etiketlerinde yazılı aspartam kelimesine dikkat ederseniz, evet!

Çok ciddi bir sorunla karşı karşıyayız. Bir yabancı Bay Espisto’ya (konuşmacılarımdan birisi) ve bana geldi ve “Neden bu kadar çok insanın MS derdi olduğunu bana söyleyebilir misiniz?” dedi. Bir hastaneye yaptığımız ziyaret esnasında bir hemşire ağır Diet Coke bağımlısı olan altı arkadaşının tümünde MS sorunu olduğunu söylemişti. Bu tesadüfün ötesinde bir durumdu! Diet Coke ve Diet Pepsi vs.

BU BİR DİYET ÜRÜNÜ DEĞİLDİR! Kongre Raporuna göre karbonhidrat birikimine neden oluyor ve sizi şişmanlatıyor. Formaldehit yağ hücrelerinde depolanıyor, özellikle kalça ve basenlerde birikiyor. Dr Roberts, bir kez bu ürünleri bırakınca ekstra spor vs yapmaksızın deneme süresi içinde 19 kilo kaybeden hastası olduğunu belirtiyor.

Aspartam özellikle şeker hastaları için tehlikeli. Hastalarında retinopati olduğunu düşünen hekimlerle konuştuk, aslında hastalarındaki semptomların nedeni aspartamdı. Aspartam kan şekerinin kontrolden çıkmasına yol açıyor. Bu nedenle şeker hastası proteinde bulunan diğer amino asitler olmadan aspartik asit ve fenilalanin maddelerinin nörotoksik hale gelmesi nedeniyle hafıza kaybından şikayet ediyor. Aspartik asit ve fenilalanin kan beyin bariyerini aşıyor ve beyin nötronlarını harap ediyor, şeker hastalarında (şeker hastası olmayan hastalarda da) çeşitli tipte beyin hasarı, nöbet hali, depresyon, manik depresyon, panik ataklar, öfke ve şiddete neden oluyor (Körfez Savaşında savaşan kadın ve erkeklerin tükettikleri binlerce Diet Coke ve Diet Pepsi içinde bulunan aspartam iyi bilinen Körfez Savaşı Sendromunun nedeni olabilir).

Dr. Roberts doğum arızalarına yani gebe kalma ve ilk gebelik döneminde tüketilmesi halinde zeka geriliğine neden olabildiği konusunda uyarıyor. Çocuklar özellikle nörolojik bozukluklar açısından büyük risk taşıyorlar ve NutraSweet kullanmamaları gerekiyor.

NutraSweet’e bağlı olarak çocuklarda görülen nöbet hali ve diğer bozukluklara ilişkin çeşitli vaka bildirebilirim. Maalesef anneleri çocuklarındaki bozukluğun aspartama bağlı olduğu konusunda ikna etmek her zaman kolay olmuyor. Ancak deneme-yanılma metodu ile diğer anneleri çocuklarının sağlığını ellerinde tuttukları konusunda uyarabiliyor. Şeker metabolizmasına (ki şeker hastaları için ideal) yardımcı olan ve SUNİ TATLANDIRICI OLMAYAN tatlı bir bitki olan Stevia FDA tarafından onaylanan bir diyet ürünüdür. MONSANTO’ya bağlı olduklarından FDA yıllarca bu tatlı gıdayı göz ardı etti. Bu konuda mevcut literatür: EXCITOTOXINS: THE TASTE THAT KILLS (Öldüren Tad) – Dr Russell Blayblock (Health Press) 1-800-643-2665 ve DEFENCE AGAINST ALZHEIMER’S DISEASE (Alzheimer Hastalığına Karşı Savunma) – Dr H J Roberts.

Dr. Roberts aynı zamanda bir diyabet uzmanıdır. Bu iki hekim aspartamın öldürücü etkisini gösteren vakaların yer aldığı bir çalışmayı Internette yayınlayacaklar.

American College of Physicians Konferansına göre “bu ölümcül zehrin neden olduğu nörolojik hastalıklar salgınından bahsediyoruz.” Sorun bu: aspartamın 100 farklı üründe bulunduğuna dair Kongre tezleri mevcut. İlk tezden sonra peş peşe iki tez sunuldu, ana bir faydası olmadı. Hiçbir şey yapılmadı. İlaç ve kimyasal madde lobilerinin cepleri çok dolu. Bu madde halen beş binden fazla üründe bulunuyor ve HASTALAR TÜKENİYOR!!

Aspartamın yaratıcısı olan MONSANTO’nun bunun ne kadar öldürücü olduğunu bildiğinden eminim. Birçok kuruluşun yanı sıra Amerikan Diyabet Derneği, Amerikan Diyetetik Derneği, Amerikan Tıp Fakültesi Konferansına fon sağlıyorlar. Bu New York Times gazetesinde yayınlandı, ama bir faydası olmadı. Bu dernekler herhangi bir katkı maddesini tenkit edemiyorlar veya MONSANTO ile bağlantılarını açıklayamıyorlar çünkü gıda sanayiinden para alıyorlar ve ürünlerini desteklemek zorundalar.

Senatör Howard Hetzenbaum tüm bebek, hamileler ve çocukları aspartamın tehlikeleri hakkında uyaran bir yazı yazdı. Bu yazıda toplumda mevcut sorunlar (nöbet hali, beyin kimyasında meydana gelen değişiklikler, nörolojik ve davranış bozuklukları; semptomlar) hakkında yapılan bağımsız çalışmalar da yer alıyordu. Bu yazı güçlü ilaç ve kimya lobileri tarafından yok edildi, böylece herhangi bir şüphe taşımayan insanlar hastalık ve ölüm karşısında çaresiz kaldılar.

Petra Holzer

http://www.nancymarkle.com

http://www.ethicalinvesting.com/monsanto/markle.shtml

http://www.apratametruth.com

(http://www.gidaraporu.com)