Posts Tagged ‘MASONLUK’

Mason Komutanlar

Araştırmacı yazar Süleyman Yeşilyurt piyasaya sürülen 18. eseri ile bir daha kara tülleri kaldırmış. Hem Yeşilyurt’a, hem de kitabın tanıtımını yaptığım için bana kızacakların varlığından şüphem yok. Ne yapsaydık ya?

Kökü dışarıda, dalları üzerimize düşen yabani ağaçları tanımasaydık, tanıtmasaydık, gözlerimizi yumsaydık daha mı iyi olacaktı? Ülkemizi örümcek ağı gibi sarmış “Mason Locaları”nı isim isim saymış Yeşilyurt. Bunun artık gizleneceği kalmamış. Ta Osmanlı’nın hasta adamlık günlerinden zamanımıza kadar isimler resmigeçit yapıyor.

Orgeneral Refik Tulga. 33. derece üstad mason.
Orgeneral Eşref Manas. Üstad Mason-Erenler Locası.
Korgeneral Selahattin Tokay. Sebataist ve Bilderberg üyesi.
Korgeneral Şefik Erensü. Üstad Mason-Erenler Locası.
Tümgeneral Prof.Dr. S. Tahsin Aygün. Büyük Loca kurucusu.
Tümamiral Necdet Tiryaki. 33. derece Üstad Mason.
Tümgeneral Zeki Belgin. Ankara İnanış Locası.
Tümgeneral Necmi Ökten. Ankara Yıldız Locası.
Tuğgeneral Prof. Dr. Kamil Sokullu. Büyük Loca kurucusu.
Tuğgeneral Prof. Dr. Necip Berksan. 33. derece Üstad Mason.
Tuğgeneral Prof. Dr. Saim Bostancı. Bilderberg üyesi.
Tuğgeneral A. Kemal Sarıay. Suprem Konsey üyesi.
Tuğgeneral Alaaddin Mizanoğlu. Ankara İnanış Locası.
Tuğgeneral A. Remzi Yiğitgüden. 33. derece Üstad Mason.
Tuğgeneral İlker Güven. 33. derece Üstad Mason.
Kur. Albay N. Tahsin Erol. Büyük Loca kurucusu.
Kur. Albay Ertuğrul Alatlı. 33. derece Üstad Mason.

BÜYÜK-KULÜP-Cercle d’Orient üyeleri:

Bu kulübün üyelerini ve niçin kurdurulduğunu, kimlere hizmet götürdüklerini kitabı okuyunca öğreneceksiniz.

Oramiral Bülent Ulusu-Büyük Kulüp-Cercle d’Orient
Oramiral Nejat Tümer-Büyük Kulüp-Cercle d’Orient
Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu-Büyük Kulüp-Cercle d’Orient
Orgeneral Çevik Bir. Büyük Kulüp Balotaj Başkanı.
Orgeneral Necati Özgen. Büyük Kulüp Cercle d’Orient.
Orgeneral Yaşar Büyükanıt. Büyük Kulüp-Cercle d’Orient.
Orgeneral İlker Başbuğ. Büyük Kulüp Şeref Üyesi.

Büyük Kulüp Cercle d’Orient Yönetim Kurulu bir renkler cümbüşü sanki: Duran Akbulut-Yüksel Yalova-Tevfik Altınok-Atalay Şahinoğlu ve aklınıza getiremeyeceğiniz siyaset numuneleri.

Disiplin Kurulu da enteresan:

Mehmet Moğultay-Başkan-Tümamiral Nezih İşeri, Süleyman Demirel familyasının damadı ve CHP milletvekili İlhan Kesici, saymakla bitmeyecek diğer zevat. Meşhur sosyologlardan Ziya Gökalp’in de Mason olduğu kaydedilen kitapta çok şok edici isimler bulunmaktadır.

“Eee, bunlardan bize ne? Herkesin özel hayatına niçin gireceğiz? Bunlar doğru değil” diyenlere vereceğim cevap:

“Bu ülkenin insanlarını laiklik silahıyla vuran kimlerdi? Masonlar değiller miydi? Onlar ki Mustafa Kemal’in ‘zararlıdır’ diyerek kapattığı, vefatından sonra iktidara gelen İsmet İnönü’nün tekrar açılmasına müsaade ettiği bir bölücüler hareketidir.”

Halkımızın giyim-kuşamıyla, okuduğu Kur’an ile, ibadetiyle, kitaplarıyla, tarihiyle uğraşanlar kimlerdir? Yeter artık. Korkmanın hiçbir ahlaki getirisi yoktur. Önce şunu bilelim, Masonluk Türk karakterine, İslam ahlakına ters düşen bir görüştür. Yahudiler tarafından kurulmuş, dünyanın her yerine yayılmışlar. Bu tehlike bilinmeli.

(Abdurrahim Karakoç, Vakit, 2009-06-02)

Masonların sahneye sürdüğü sümorolog!

Bir kütüphane görevlisi olmasına rağmen, tablet dahi okuyamayan bir kişinin, Sümerler konusunda uzman profesör olarak gösterilmesinin altından, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası çıktı.

Koyverme Oy Ver projesine katılan Muazzez İlmiye Çığ

“Sümerlerde fahişelerin başlarını örttükleri” şeklinde hakaret dolu iddialarla gündeme gelen Muazzez İlmiye Çığ’ın, kartel medyası tarafından ısrarla “Sümeroloji Uzmanı Profesör” olarak kamuoyuna takdim edilmesine rağmen, “Sümeroloji mezunu olmadığı”, bunun yanında hiçbir akademik unvana da sahip bulunmadığı ve doktora bile yapmadığını ortaya koyan Vakit, Çığ’ın ilk kez “Mason Localarında planlanmış bir proje” olduğunu da fotoğraflarla ispatlıyor.

MASONLARIN GELİŞTİRDİĞİ PROJE ÇANKAYA KÖŞKÜ’NE BİLE ÇIKTI

Bir kütüphane görevlisi olmasına rağmen, tablet dahi okuyamayan bir kişinin Sümerler konusunda uzman profesör olarak gösterilmesinin altından, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası çıktı. Çığ, henüz kamuoyunda bilinmediği dönemde, ilk olarak İstanbul ve Ankara’daki Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nda 2003 ve 2005 yıllarında “Sümerlerde fahişe örtüsü” ve “Sümerlerde din” konulu konuşmalar yaptı. 2005 yılında da “Vatandaşlık Tepkilerim” adıyla bu konuşmalarda dile getirilmiş olan görüşler yayınlandı. Aynı dönemde Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’nde Atatürk’ün talimatıyla kurulmuş, bu alanda tek olan Sümeroloji Bölümü’ndeki hocalara da ders vermeleri için davet gönderildi. Ancak hiçbir hoca, Loca’dan ve Loca çevrelerinden gelen bu taleplere olumlu cevap vermedi. Bunun üzerine Muazzez İlmiye Çığ, ilk önce kartel medyasına takdim edildi. Çığ’ın ilk olarak başörtüsünü Sümerlerde fahişelerin kullandığına dair yalanlarla dolu kitabının tanıtım yazıları ve kitapla ilgili görüşler, kartel yayın organlarında hemen her gün yayınlanmaya başladı.

SEZER, DAVA SÜRERKEN DEVLET ADINA SAHİPLENDİ

Muazzez İlmiye Çığ projesinin bir diğer ayağı ise “devlet tarafından sahiplenme” şeklinde oldu. Kartel medyasında Çığ ile ilgili haberler yayınlanırken, dindar kesimler Çığ’a büyük tepki gösterdi ve dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, İlmiye Çığ’ı Çankaya Köşkü’ne davet etti. Sezer tarafından 2006 yılında 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Resepsiyonu’na davet edilen Çığ, bu davete icabet ettiğinde, henüz kutsal değerlere hakaret sebebiyle kitabı hakkında açılmış olan davadan beraat etmemişti.

Sezer’in laik kesimlerde bile şaşkınlık meydana getiren bu hareketinden kısa süre sonra Çığ beraat etti. Çığ, Sezer’le yaptığı görüşmenin ardından “Yeni bir kitap çıkartacağım; orada da Sümerlerle Türkmenler arasında bağ kuracağım” demişti. Bu sözler, “Çığ, yaptığı bazı görüşmeler sonrasında mı kitap üretiyor” yorumlarına neden olmuştu.

BÜYÜKANIT’IN EŞİ DE SAHİPLENME FURYASINA İŞTİRAK ETTİ

Aynı yıl Aralık ayında ise kadına seçme ve seçilme hakkının verilmesinin 72. yıldönümü dolayısıyla, dönemin Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in eşi Semra Sezer’in yaptığı ev sahipliğiyle Çankaya Köşkü’nde düzenlenen büyük bir törenle, Muazzez İlmiye Çığ’a “Atatürk’ün izinde bir ömür” ödülü verildi. Törene dönemin Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar Büyükanıt’ın eşi Filiz Büyükanıt ve bazı kuvvet komutanlarının eşleri de katılmışlardı.

(Ali EYVAZ, VAKİT, Mayıs 2009)

Sinan Aygün'ün Mason Belgesi

Ergenekon Terör Örgütü isimli yapılanmanın, kökü dışarıda masonlarla olan ilişkisine bir delil daha ortaya çıktı. Her fırsatta milliyetçilikten ve muhafazakarlıktan dem vuran, kendisini Anadolu çocuğu olarak niteleyen Ergenekon sanığı ATO Başkanı Sinan Aygün’ün, kökü dışarıda Hür ve Kabul Edilmiş Mason cemiyetine üye olduğu, yapılan üst aramasında loca kimliğinin çıktığı, Aygün’ün emniyet sorgusunda bunu kabul ederek kamuoyunda buranın çok gizli bir birim olmasından etkilenerek mason olmaya karar verdiğini beyan ettiği öğrenildi.

Kendilerini ulusalcı olarak niteleyen Ergenekon Terör Örgütü sanıklarının, kökü dışarıda Masonlarla olan bağlantısı adım adım ortaya çıkıyor. Masonların düzenlediği toplantılara katılıp konuşmalar yapan Ergenekon sanığı emekli Org. Hurşit Tolon ve Mason olduğunu Silivri’de görülen Ergenekon davasının çapraz sorgusunda itiraf eden Ümit Sayın’dan sonra, kendisini milliyetçi-muhafazakar olarak niteleyen ATO Başkanı Sinan Aygün’ün de kökü dışarıda Mason Locası, Hür ve Kabul Edilmiş Masonlara kayıtlı olduğu belirlendi. Hür Masonların ‘Hoşgörü’ isimli locasında ‘Entered Apprentice’ derecesi ile kaydı bulunan Sinan Aygün’ün emniyet sorgusunda bunu doğruladığı öğrenildi.

LOCA NUMARASI 94/154

Ergenekon iddianamesi ek delil klasöründe yer alan bilgiye göre Sinan Aygün’ün gözaltına alındığında yapılan üst aramasında mason kimliğine rastlandığı, kimlik üzerinde yapılan detaylı incelemede Aygün’ün kökü dışarıda Mason yapılanmasının “Hoşgörü–101” koduyla kurduğu locaya 94/154 koduyla kayıtlı olduğu belirtildi.

94’TE MERAKTAN MASON OLMUŞ SONRA İSTİFA ETMİŞ AMA LOCA KİMLİĞİNİ 12 YILDIR ÜZERİNDE TAŞIYOR

ATO Başkanı Sinan Aygün, İstanbul Emniyeti’nde yapılan sorgusunda kendisine sorulan “Yapılan üst aramanızda Türkiye Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar Locası tarafından 18 Kasım 1994 tarihinde şahsınızın adına düzenlenmiş arkasında imzanızın bulunduğu üye kartı olduğu görülmüştür. Bu bağlamda siz mason musunuz? Şayet masonsanız su an aktif bir göreviniz var mıdır, değilseniz neden mason üyelik kartı aldınız?

Masonların düzenlediği toplantı ve organizasyonlara katılıyor musunuz? Detaylı bilgi veriniz” şeklindeki soruya karşılık, 1991 yılında Masonluğu çok merak ettiği için şu an ismini vermek istemediği bir arkadaşı vasıtasıyla başvurduğunu, fakat başvurusunun reddedildiğini, kamuoyunda buranın çok gizli bir birim olmasından ötürü kendisinin de ilgisini çektiğini, bu sebepten tekrar başvurduğunu ve masonluğa kabul edildiğini, iki üç sene aralıklarla Ankara Mithatpaşa Caddesi’nde bulunan locaya gittiğini, daha sonra istifa ettiğini söylerken, İstanbul Emniyeti’nde kendisine sorulan Mason üyelik kartını halen hangi maksatla üzerinde taşıdığına ilişkin soruya ise “Herhangi bir nedeni yok. Çok kullanmadığım bir cüzdan içerisinde kalmış” cevabını vermiş.

SAYIN, 3. DERECEDEN MASON

Ergenekon davasının tutuklu sanıklarından Doç. Dr. Ümit Sayın da kendisinin mason olduğunu kabul etmiş, Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi’nde görülen Ergenekon davasındaki çapraz sorgusunda savcı Nihat Taşkın’ın, mason olup olmadığına ilişkin sorusuna Mavi Loca’da 3. dereceden mason olduğu cevabını vermişti.

“ATATÜRKÇÜ MASONLAR TOPLANTISINDA HURŞİT PAŞA DA VARDI”

Bu arada; ismi Karargah Evleri yapılanmasında geçen Ergenekon sanığı Kemal Aydın’dan ele geçirilen belgelerde ise emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un masonların toplantılarına katıldığı belirtilmiş, “Mart–20 Kent Otel’de Atatürkçü masonlar, Hurşit Paşa da vardı” şeklinde ifadeler yer almıştı.

(Murat Alan, Vakit, Mayıs 2009)

İsrail'in mason adaleti

İsrail’in tarihi başkent olarak kabul ettiği Kudüs şehrinde Parlamento binasının yanında “Yüksek Mahkeme” binası bulunur. İsrail’in en önemli hukuk ve yargı kuruluşudur, İsrail Cumhurbaşkanı, Hükümet ve Parlamento ve baronun seçtiği 9 üye yönetim kurulunu oluşturur. Suç ve ceza sisteminin düzenlendiği “Anayasa mahkemesi” özelliğini de taşır. Yüksek mahkemenin dayandığı adaletin temeli de Tevrat’a dayanır.

Yüksek Mahkeme

1980’li yıllarda dünyaca tanınmış Yahudi asıllı Rotschild ailesinden Dorothy “Yüksek mahkeme binasını yaptırarak hükümete hediye etme” teklifinde bulundu. Zamanın Başbakanı Şimon Peres bu isteği kabul etti. Ve binanın yapımı 1992 yılında tamamlandı. Modern bir tasarım içinde Yahudi tarihinden simgelerin yer aldığı binada ince bir ayrıntı vardır: Binanın orta yerinde piramit şekli yükselir. Piramit’in tepesinde de dünyayı gören göz simgesi vardır. Yine binanın avlusunda Mısır’daki dikilitaş sütun şekli vardır. Yüksek mahkemenin iç kısmındaki salonlarda da Yine Yahudi tarihinden simgelerin yerleştirildiği bölümler vardır. Yüksek Mahkeme binasındaki simgeler burasının bir Mason tapınağı şeklinde tasarlandığını da gösterir. İki sütun ve Süleyman mabedi/tapınağı şeklinin yansımalarıdır bunlar. İsrail’in Eliat şehrinde de benzer şekilde Mason localarının yaptırdığı anıt vardır. Üzerinde pergel ve üçgen şekilleri bulunan.

İsrail Devleti’nin izlemiş olduğu politikanın hukuka ve adalete uygunluğu hakkında görüş bildirir yüksek mahkeme. 2006 yılı içinde Şimon Peres’in görev aldığı İsrail kabinesi veya hükümeti Güney Lübnandaki Hizbullah kamplarına saldırıya geçti. Tanklar binaları vurdu. Küçük çocukların cesetleri çıktı binaların altından. Benzer şekilde Ehud Olmert’in Başbakanlık yaptığı İsrail Hükümeti Aralık 2008 içinde Gazze’ye saldırdı. Gelişmiş uçakların, tankların, topların ve bombaların ölüm kustuğu Gazze’de tam bir insanlık dramı yaşandı. Çocukların ve bebeklerin bulunduğu binalar enkaz yığını haline geldi. Camiler, hastaneler saldırıdan nasibini aldı. İsrail’in gerçekleştirdiği “Teröre karşı mücadele değil doğrudan zulüm ve vahşet idi. Ve İsrail hükümetinin başbakanı Olmert, Dışişleri Bakanı Livni yapılanlardan dolayı “savaş suçu” işleyen kimselerdi. Bu süreç içinde İsrail’de evrensel hukuku savunduğu ileri sürülen Yüksek Mahkeme’den en ufak bir uyarı ve vicdanları sızlatan zulme karşı soruşturma yargılama gündeme gelmedi. Özetle Yüksek Mahkeme, İsrail’in yaptıklarını onaylıyordu. Medeni dünyanın tek süper gücü ABD’de yapılanları onaylayan açıklamalar yaptı. Dünya medyasında etkin olan Yahudi lobisinin ve yine son üç yüz yılda İngiltere-Fransa ve ABD’de yönetimleri perde arkasından yönlendiren Mason kuruluşları da “Yahudi ütopyası/hayalleri” üzerine çalışmalarını sürdürüyordu.

MASONLARIN YAZDIRDIĞI DÜNYA TARİHİ

Masonlar, 1789 Fransız devriminden sonra Evrensel İnsan Hakları Bildirisini kendilerinin hazırladığını ve Yeni çağı açan en önemli olayın bu olduğunu öğünerek anlatırlar. ABD’nin ilk kurucu başkanı George Washington’un da aynı zamanda bir Mason önder olduğu düşüncesini yansır tarihi belgelere. Bu bilgilerin ışığında Masonların yön verdiği “Dünyayı aydınlatma. Özgürlük, eşitlik, adalet” kavramlarının sadece çıkarları örten bir sis perdesi olduğu gerçeği ortaya çıkar.

TÜRKİYE’DEKİ MASONLARIN KILI BİLE KIPIRDAMADI

Osmanlı’nın son döneminde kurulan mason locaları, 1909 yılından itibaren yönetimde söz sahibi olmuştu. Mithat Paşa, Talat Paşa bilinen ünlü masonlar arasında idi. Günümüzde Türkiye’de iki farklı mason locası var: Üye sayısı 14 bini bulan Hür ve Kabul Edilmiş Masonlar ile Fransız ekolünün temsilcisi Özgür Masonlar Büyük Doğu locası. Birincisi İstanbul, İzmir, Ankara, Eskişehir va Adana’da sanat,bilim, üniversite, iş dünyasında etkin insanlardan meydana gelmektedir. Ve bunlar medyada İsrail aleyhinde çıkan haberlerden bile rahatsızdırlar. Ruhlarını Yahudilere teslim eden masonların İsrail’in saldırıları karşında viski içerek tebessüm etmeleri ile. İsrail’de yönetimin Gazze müdahalesinde çok sayıda masum insanın vahşice kanının dökülmesine onay veren Yüksek mahkeme arasında bir bağlantı vardır.

(Cezmi YURTSEVER, 01-2009)

Abdülhamit’ten kaçmak için Mason olmuşlar

Tarihçi Murat Bardakçı, büyük babasının Mason olduğunu söyledi. Haber Türk televizyonu’nda Enver Paşa’nın torunu Arzu Enver ile birlikte, Tarihin Arka Odası programında konuşan Murat Bardakçı ilginç açıklamalar yaptı.

Murat Bardakçı

‘BENİM BÜYÜK BABAM MASONDU’

Büyük babasının Mason olduğunu itiraf eden Bardakçı, “Aslında o zamanlar birçok aydın Mason olmak zorunda kalıyordu. Çünkü Abdülhamit her tarafa jurnalci sokuyordu. Abdülhamit’in jurnalci sokamadığı tek yer Mason localarıydı. Aydınlar da rahat rahat konuşmak için Mason oluyorlardı” dedi.

‘İTTİHAT VE TERAKKİ PARTİSİNİN TAMAMINA YAKINI MASONDU’

Bardakçı, Birinci Dünya Savaşı’nda Doğu Cephesi’nde kimi rivayetlere göre 33 kimi rivayetlere göre de 90 bin askerin donarak şehit olmasına sebep olan Enver Paşa ile ilgili olarak da ilginç bir iddia da bulundu. Enver Paşa’nın Mason olmadığını savunan Bardakçı, “Lakin Talat Paşa Masondu. Hatta İttihat ve Terakkicilerin hemen hemen tamamı Masondu” dedi.

(Süleyman Kaya, www.habervaktim.com, 1-2009)