İbrahim Tatlıses Neden Vuruldu?

Bekliyordum. İbrahim Tatlıses’e değil ama, ünlü birisine, ses getirecek bir saldırı düzenlenmesini bekliyordum. Çünkü, terör uzmanları birkaç haftadır uyarıyorlardı; Mart ayıyla birlikte provokatif saldırılar artabilir. Seçime doğru, bu saldırılar daha da tırmanabilir. Bekliyordum dememin sebebi bu. Birileri, çareyi kaosta ve terörde arıyor. Onların kimler olduklarını sizler gayet iyi biliyorsunuz. Hemen herkesin bildiği gibi;

Pazar’ı Pazartesi’ye bağlayan gecenin 01.05’inde, yani 1’i 5 geçe saldırıya uğradı İbrahim Tatlıses. Olayın özeti şu: Sanatçı İbrahim Tatlıses’in, Beyaz TV’deki İbo Show programının çekiminin ardından Şişli Sanayi Mahallesi’nde bulunan Nurol Plaza’dan aracıyla çıkış yaptığı sırada, 3 otomobil tarafından önü kesildi. Otomobilden inen saldırganlar, Tatlıses’in bulunduğu aracı uzun namlulu silahlarla taradı. Saldırı sonucu İbrahim Tatlıses başına isabet eden bir kurşunla yaralanırken, yanında bulunan menajeri Damla Çakıcı’nın ablası Buket Çakıcı ise gırtlağından yaralandı.

Buket Çakıcı ve İbrahim Tatlıses

Tatlıses’in Şöförü Aracı Durdurmamasına Rağmen

Saldırganlar Arkadan Ateşi Devam Ettirdi.

Olay Sonrasında Tatlıses’in Kadınları Hastaneye Koştu

Gelenler Arasında Tatlıses’in Çarşaflı İlk Karısı Adalet Tatlı‘da Vardı.

Şimdi, sorulan 2 soru var:

  • Son açıklamalara göre, Tatlıses hayati tehlikeyi atlatmış durumda. Ancak, sol tarafı felç kalabilir. Felç durumu geçici mi olacak, yoksa kalıcı mı?
  • İbrahim Tatlıses’i kaleşnikofla tarayan kişiler; bunu ticari sebepten mi, yoksa siyasi sebepten mi yaptılar?

Malûm, aynı Tatlıses; 18 Mayıs 1998’de, Beşiktaş Barbaros Bulvarı üzerinde otomobilinin içindeyken pompalı tüfekle saldırıya uğramış, bu saldırıdan yara almadan kurtulmuştu. Acaba, bu son saldırı da çetelerin veya mafyanın işi mi? Yoksa; siyasi bir mesaj mı? Ölümüne kurşun sıktıklarına göre; bu, mafya yöntemine benzemiyor! Çünkü mafya; topuğa kurşun sıkar veya kalçadan bıçaklar! Ve ayrıca, kaleşnikof da kullanmaz! O halde; Bu saldırının siyasi bir anlamı var! Acaba; Tatlıses’i kim, niye öldürmek istedi? Ya da; İbrahim Tatlıses üzerinden başkalarına mı mesaj verilmek istendi?

HER TARAKTA BEZİ VARDI

Açık konuşmak gerekirse; Tatlıses, tekin biri değil! Her tarakta bezi var! Adı, şaibeli işlere karıştığı gibi, şaibeli kişilerle de ilişkileri var! Karanlık demeyeceğim ama, karanlıklarda çok dolaşıyor! Bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde, küçük bir araştırma yapıp, eski gazeteleri taradım. Buyrun, gazetelerde yer alan Tatlıses haberlerini yeniden hatırlayalım:

Tarih, 23 Şubat 2006: Sauna Çetesinin üyeleriyle irtibatını kestiğini ileri süren İbrahim Tatlıses, çetenin başaktörleriyle birlikte çekilen düğün fotoğrafının yayınlanmasının ardından bir basın toplantısı düzenledi.

İbrahim Tatlıses ve Sağında Sauna Çetesi Elemanı Kasım Zengin

İşte Tatlıses’in iddialara cevapları: Ankara’ya iş için gitmiştim, misafir ettiler. Mahallede yapılan bir düğün, gariban düğünü. Bir yanı yıkıklara her zaman benim sağım solum da yıkılıyor, üzülüyorum tabii ki, dedim ‘şereftir’. Gittik o gün. Yanına oturduğum her insana sabıkan var mıdır, çete üyesi misin diye kimlik soramam ki? Siz bir davetli olarak bir yazıhaneye gidiyorsunuz, bakıyorsunuz Ertuğrul Çakır Emniyet Genel Müdür Yardımcılığı yapmış, öbür tarafa bakıyorsunuz çok değerli bir savcımız Nuh Mete Yüksel oturuyor. Siz ne anlarsınız? Bu insanların çete olduğunu mu anlarsınız? Olur mu öyle şey, mümkün değil.

Tarih, 25 Şubat 2006: Küre Operasyonu’nda tutuklanan Sauna Çetesi lideri Kasım Zengin, adamlarından Serdar Yük ile yaptığı görüşmede Tatlıses’i öldürme planını şöyle anlattı: “MİT kimlikleri ve silahlarla orayı basacağız. Kelepçe takacağız. Kafasına çuval geçirip götüreceğiz. Kasım Zengin, kendi imzasını taşıyan plana gerekçe olaraksa, Tatlıses’in PKK’ya destek vermesini gösteriyor. İlginç olanı şu: Tatlıses, iki sanık arasında geçen konuşmalar kendisine hatırlatıldığında, bu kişilerden herhangi bir tehdit almadığını ve şikâyetçi olmadığını söyledi.

Tarih, 18 Mayıs 2006: Küre Operasyonu olarak bilinen Sauna Çetesi soruşturması tamamlandı. İddianamede ünlü sanatçı İbrahim Tatlıses de sanıklar arasında yer alırken, hakkında suça azmettirmek ve örgüte yardım etmek iddiasıyla 5 yıldan 18.5 yıla kadar ağır hapis cezası istendi.

Tarih, 15 Temmuz 2006: Küre operasyonunu gerçekleştiren Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın suç duyurusu üzerine İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İbrahim Tatlıses hakkında PKK’ya yardım suçundan soruşturma başlattı. Tatlıses, akşam saatlerinde başsavcılığın Beşiktaş’taki binasına gelerek soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcısı Sinan Ali Yaşar’a 20 dakika ifade verdi. Tatlıses’in ifadesinde suçlamaları kabul etmediği öğrenildi.

Tarih 13 Şubat 2007: Ünlü ses sanatçısı İbrahim Tatlıses, 2007 Genel Seçimleri’nde siyasete gireceğini açıkladı. Adı, sık sık açılan davalarla gündeme gelen Tatlıses, yeni kasetinin tanıtımı sırasında yaptığı açıklamada, halkın sorunlarını çok iyi bildiğini, çözüm için Meclis’e gireceğini söyledi. Tatlıses, bir partiye katılmayacağını, seçime bağımsız olarak gireceğini bildirdi.

Tarih, 8 Kasım 2007: İbrahim Tatlıses’in eski hayat arkadaşı Derya Tuna’yı vuran tetikçi Hüseyin Bozan, olaydan 5 yıl sonra cezaevinden çıktıktan sonra; Beni Tatlıses azmettirdi dedi. Bozan, İbo’nun sus payı olarak önerdiği parayı vermediğini de öne sürdü.

2002 Yılında Tatlıses‘in Eski Sevgilisi Derya Tuna Bacağından Vurulmuştu

Hüseyin Bozan ilk Başta Derya Tuna‘yı

Açık Saçık Giyindiği İçin Vurduğunu Söylemişti,

Sonraları ise Vurma Emrini Tatlıses‘in Verdiğini İtiraf Etti.

Tarih, 8 Ağustos 2008: Eski eşi Derya Tuna’yı Hüseyin Bozan’a vurdurduğu gerekçesiyle Sauna Çetesi davasında yargılanan İbrahim Tatlıses, Bozan’ın kendisini tehdit ettiğini savundu. Tatlıses, Bozan’ı hiç tanımadığını söyledi.

K.IRAK’TA KONUT VE PİYANGO

Tarih, 27 Mart 2010: Ünlü türkücü İbrahim Tatlıses Kuzey Irak‘ta konut projesine girdi. Tatlıses, Seyrantepe’deki Tatlıses Plaza’da gerçekleştirilen basın toplantısında, Kuzey Irak’taki konut projesindeki ortağı olan El Adel United Company firmasının sahibi Doktor Rüştü Said ile objektifler karşısına geçerek projeyi anlattı.

Rüsdi Said ve İbrahim Tatlıses


Tarih 13 Ağustos 2010: Kuzey Irak’ta nisan ayında temeli atılan İbrahim Tatlıses’in de yüzde 50 ortağı olduğu Cennet Ovası Evleri inşaatında çalışan işçiler, 5 aydır maaşlarını alamadıklarını öne sürdü. Bazı internet sitelerine konuşan işçiler, 45-50 derece sıcakta durmadan çalıştıklarını ancak maaş alamadıklarını iddia etti. Tatlıses ise haberin yer aldığı internet sitesine yaptığı açıklamada “İşçileri biz değil taşeron firma dolandırdı. İşçiler bu ramazan ayında mağdur olmasın diye 340 bin dolar ödeme yaptık. Geriye 40 bin dolar taşeron firma bölgeden kaçınca işçilerin parasını da kendi cebimizden ödedik. Geriye kalan bütün paraları da ödeyeceğiz” demişti.

Tarih, 27 Ekim 2010: Türkücü İbrahim Tatlıses, ortağı olduğu Kuzey Irak Milli Piyangosu’nun ilk çekilişinde 500 bin dolar dağıttı. Tatlıses Bingonun çekilişi için Erbil’e giden sanatçı, ‘Tatlıses Cennet Konutları’ isimli dev konut projesinin inşaatını da denetledi.

Bütün bu haberleri aktardım ki; İbrahim Tatlıses’in nasıl biri olduğu çok daha iyi anlaşılsın! Gördüğünüz gibi; Her tarakta bezi var. Herkes onu türkücü olarak tanır. Ama o, aynı zamanda bir işadamıdır! Bazen bir azmettirici olarak çıktı karşımıza, bazen de PKK ve çetelerle içli-dışlı biri!

KÜRT AYDINLARA MESAJ MI?

Bütün bunlar onun vurulmasına bir gerekçe olabilir mi? Öyle ya; binlerce kişiye iş ve aş veren bir adam, niye saldırıya uğrasın ki? En başta dedim; Bu işin ticari rekabetten kaynaklanmış olabileceğini hiç düşünmüyorum. Bu saldırının siyasi bir hesaplaşma olduğuna inanıyorum! Bildiğim kadarıyla; İbrahim Tatlıses, kendisine BDP’den gelen adaylık teklifine hayli soğuk bakıyordu. Gönlünde AK Parti’nin yattığını söylüyordu. Artık aday olur muydu olmaz mıydı, kendisine bir teklif yapıldı mı yapılmadı mı, onu da bilmiyorum. Ama, onun bir Kürt olarak AK Parti’ye sıcak bakması, BDP’yi ve elbette PKK’yı rahatsız ediyordu.

Buna, Şivan Perver’i de eklemek lâzım. Malûm, Şivan Perver de; kendisiyle Almanya’da görüşen ve Türkiye’ye davet eden Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’a şöyle demişti: Türkiye’ye dönmem için Türkler’in ve Kürtler’in iki kırmızı çizgisi var. Bu kırmızı çizgileri kaldırmaları lazım. AKP-BDP ortak irade gösterip ortak çağırmazlarsa Türkiye’ye dönemem. 1 milyon insana konser verdiğim alanda bir bomba patlarsa ne olur? Ama hem AKP, hem de BDP’nin kontrolü olursa hiçbir şey olmaz.

Sadece Şivan Perver değil; Yıllardır Almanya’da yaşayan eski siyasetçi Yaşar Kaya ile eski DBP kurucusu Yılmaz Çamlıbel ve 30 yıldır İsveç’te sürgün hayatı yaşayan Kemal Burkay da Türkiye özlemi çekenlerden. Eğer, AK Parti, 12 Haziran’daki seçimden güçlü çıkarsa, dönecekler. Yani; Türkiye’ye dönebilmeleri için, AK Parti’nin seçimden güçlü çıkması lâzım. Peki, PKK bunu ister mi?

PKK KURŞUNU OLABİLİR Mİ?

Kurşun adres sormaz derler. Doğrudur, kurşun adres sormaz. Sadece hedefe doğru ilerler ve onu vurur! Ama, kurşunun çıktığı adres sorulur. Tatlıses’i, hem de kafasından vuran kurşun; acaba, hangi elden, hangi adresten çıktı? Bir PKK kurşunu olabilir mi? PKK’nın, Kürt aydınları tehdit etmeye başlaması, PKK’nın başı Apo’nun; Şivan Perver, Mehmet Metiner ve Orhan Miroğlu’nun ortadan kaldırılması yönünde talimat vermesi; İbrahim Tatlıses’e sıkılan kurşunun arkasında PKK’nın bulunduğu ihtimalini güçlendiriyor. Düşünüyorum da; İbrahim Tatlıses’i vuranlar, acaba Şivan Perver’e, Kemal Burkay’a, Yaşar Kaya ve Yılmaz Çamlıbel’e bir mesaj mı göndermek istedi?

Şivan Perver

Bunları düşünüyordum ki; HAK-PAR, yani Hak ve Özgürlükler Partisi kurucularından İbrahim Güçlü’nün bir açıklaması geçti ajanslardan. PKK’nın; Silahlı çatışmadan, terör eylemlerinden, şiddetten, tehditten, halkı korkutma ve sindirme eylemlerinden beslendiğini söyleyen İbrahim Güçlü, açıklamasının devamında diyordu ki; PKK, bu saydığım unsurlardan uzaklaşmaya başladığı zaman, varlığı da sorgulanmaya başlar. Bu nedenle, PKK’nın silah bırakacağı ve ‘bırakacağım’ görüşleri bir manevradan ve hikayeden öteye bir şey değildir. PKK, silahlı varlığını sürdürme merkezli işler ve stratejiler izlemektedir.

Üçüncü tespit, PKK, jakoben, otoriter, üretim dışı güçlerin yarattığı bir elitin örgütü. Tek lider, tek parti, tek ideolojiyi savunan, demokratik yapıyla alakası olmayan, Kürtlerin hayatına her yönüyle müdahale etmek isteyen bir şiddet örgütü. PKK bu hegemonik ve bölgedeki tekçi yapısının devam etmesini istemektedir. Bunun için yapılması gereken her kötülüğü yapmaktan geri durmamaktadır. Seçimlerin sakin ve demokratik koşullarda yapılması halinde BDP, seçimlerde kaybeder.

Kaos plânının amacının, AK Parti’nin genel seçimlerde oylarının düşürülmesi ve hatta iktidar olmasının engellenmesi, devlet iktidarı yani derin devletin yeni araçları ele geçirmesi ve kamuoyunda psikolojik üstünlük sağlaması olduğunu dile getiren Güçlü, şöyle devam ediyor sözlerine: Kürtler içinde AK Parti’nin itibarının düşürülmesi, PKK’nın yapacağı terör ve şiddet eylemleri sonucunda siyasi iktidarı çaresiz ve aciz hale sokması; Doğu ve Güneydoğu’da psikolojik üstünlük sağlaması; kitlelerin sandık başına gitmesinin engellenmesi; gidenlerin de BDP’ye oy vermesinin sağlanması; ayrıca AK Parti’yi tavizlere zorlaması. İbrahim Güçlü’nün bu tesbitlerinden de hareketle, demek istiyorum ki; İbrahim Tatlıses’e yönelik bu saldırı, derin devletin işi midir, yoksa onun taşeron olarak kullandığı PKK’nın mı? Ya da, hiçbiri değil, de; ticari bir hesaplaşmanın ürünü mü? Dilerim, Tatlıses yaşar. Yaşasın ki, kurşunun geldiği adresi bilelim.

(Hasan Karakaya, Yeni Akit, 2011-03-15)

TATLISES’in OLAY HAYATI

  • Tatlıses 1952 yılında doğduğunda babası ciğerci Ahmet Tatlı hapishanede yatmaktaydı. Tatlıses gençlik yıllarında inşaat ameleliği yaptı.

  • İlk kasetini 15 yaşında doldurdu ve gazinolara çıkarak şöhret buldu.

Tatlıses ve Çocukları, Urfa, 1980.

  • Tatlıses, 1981‘de İzmir Fuarı‘nda polise hakaretten tutuklanıp cezaevine girdi.
  • 1990‘da da kokain operasyonunda adı geçen ünlüler arasındaydı. Bu davadan 1994’te beraat etti.

Tatlıses Kokain Kullandığını İtiraf Etmişti.

  • 1990‘ın başında yapımcı Şehmuz İlgin‘le kaset yüzünden ihtilafa düştü. Etiler’deki villası kundaklandı.

  • İbrahim Tatlıses, 1990 yılında Maksim Gazinosu’nda sahnedeyken bacağından vurulmuştu. Saldırganlar Ramazan Yetişen ve Fuat Aslan, vurma gerekçelerini “Bize kaset sözü verdi ama yapmadı” diye açıklamışlardı.

  • 1991 seçimlerinde ANAP istemeyince Şanlıurfa’dan bağımsız aday oldu. Seçim kampanyasını silahıyla havaya 5 el ateş açarak başlattı ancak TBMM’ye giremedi.

  • 8 Nisan 1995’te Hilton Oteli’ndeki Hasan Heybetli’nin yeğeninin sünnet düğününde “meskûn mahalde ateş açmak“tan gözaltına alındı.
  • İbrahim Tatlıses, 1996’da Şanlıurfa’daki Halıcılar Çarşısı’nı dolaşırken, çarşıda esnaf olan Ahmet Toptan ile arasında tartışma çıktı. Tatlıses’in yanında bulunan yeğeni Fevzi Tatlı, Toptan’ı silahla vurarak öldürdü.
  • 22 Ağustos 1998’de Tatlıses’in otomobilini kurşunlayan Hasan Bora’nın adamı Abdullah Uçmak, kurşunlanarak yaralandı.

  • Eski menajeri Hasan Bora ile arası 1999’da Şule Çatak yüzünden açıldı. Bora’nın müzik şirketi Tatlıses’in oğlu Ahmet Tatlı, kardeşi Hüseyin Tatlı ve adamları tarafından basıldı.

Ahmet Tatlı

  • 6 Ekim 2000’de şoförünün kullandığı otomobilde ruhsatsız iki tabanca yakalanınca kelepçelenip gözaltına alındı.
  • 2000’in Kasım ayında emekli pilot Nusret Ertürk’ü tehdit ettiği iddiasıyla Cumhuriyet Savcılığı’nda ifade verdi.

  • Ünlü oryantal Asena, 06 Ocak 2003’te, silahlı saldırıya uğramıştı. ‘İbo Show’ adlı programın çekimlerine katılmak üzere Seyrantepe’deki stüdyolara giden Asena, arabasından inerken, kimliği belirsiz bir kişi tarafından bacağından vurulmuştu.

Tatlıses‘in Oryantali Asena‘da Bacağından Vurulmuştu.