CHP’den Cuma Namazı İsyanı

Tarih: May 29 2015

Muğla’nın Seydikemer ilçesinde AKP’li Belediye Cuma günleri kurulan semt pazarının gününü değiştirmeyince, “Halk Cuma namazına gidemiyor” diyen CHP’liler ayaklandı. CHP’li Belediye Meclis Üyesi Mehmet Solak ilginç açıklamalarda bulunarak, Seydikemer de birçok esnafımız ve elemanı 15- 20 yıldır Cuma Pazarı nedeniyle kalabalığı ve yoğunluğu düşünerek işyerlerini kapatarak Cuma Namazına gidemiyor. Pazarın Cuma günü olması nedeniyle bizlerde buna engel olmuş oluyoruz, bunu başka bir güne kaldıralım. Peygamberimiz Hz. Muhammed SAV bir sözü var. “Özürsüz olarak 3 kez Cuma namazını terk eden insanın kalbinin köreleceği ifade edilmektedir. Mazeret ağır hastalık ve yolculuktur. Bu itibarla Cuma namazının terk edilmesi halinde büyük günah işlenmiş olur. Namaza engel olanda aynı günahı işler. İnsanlarımızın da dini ibadetlerine engel olmayalım. Pazarın günü değişsin hafta bir gün olan yoğunluk en azından iki gün olmuş olur.” dedi.

Cuma Namazı İsyanı

Omuz Birleştirme Rekoru

Tarih: May 28 2015

Hindistan’da yaşayan bu adam omuzlarını tıpkı bir lastik gibi kullanabiliyor. Görenlerin dönüp dönüp tekrar baktığı 35 yaşındaki Rammehar Punia’nın gerçek görüntüsünü anlamak neredeyse imkansız. 2011 yılında Guinnes Rekorlar Kitabı’na giren genç adam omuzlarını göğüs kafesinde birleştirebiliyor. Bu ilginç özelliğiyle 60 saniye içinde 41 adet CD’yi omuzlarını kullanarak kırabiliyor. Dünyanın gördüğü tek gerçek lastik adam omuzlarını ve kollarını öyle bir şekle sokuyor ki görenler anlamakta zorlanıyor. Lastik adam bu tuhaf özelliğini korumak için günde 4 saat egzersiz yapıyor. Punia ülkesinin hemen hemen her yerinde hatta İtalya’ya kadar uzanan uluslararası alanda gösteriler düzenliyor.

Omuz Birleştirme 1

Omuz Birleştirme 2

FIFA Mafyası

Tarih: May 28 2015

Latin Amerika’nın efsanevi isimleri var; Bolivar gibi; Che gibi; Maradona gibi. Latinlere göre, Maradona’nın Avrupalı rakiplerine attığı her gol; mevcut düzene karşı yapılmış bir başkaldırı, tarihten alınmış bir öç yerine geçiyordu. Yazar Eduardo Galeano onun solcu kimliğini şöyle yazdı: Düzenden yana olanların susmasını emrettiği halde, onun bazı şeyleri avazı çıktığı kadar bağırarak açığa vurmasını ve özellikle sol ayağıyla oynamasını bağışlamak mümkün değildi, çünkü sol kelimesi sözlükte yapılması gerekenin karşıtı olarak tanımlanıyordu. Maradona hep söylenmemesi gerekeni söyledi. Futbolcuları öğle vakti kızgın güneşin altında oynamaya mecbur eden televizyonun mutlak hakimiyetine karşı çıktı; Uluslararası İş Hukuku’nun neden futbolda uygulanmadığını sordu. Sonuçta Maradona’yı yok etmek için binbir oyun oynandı; ama o hâlâ dünyanın en sevilen ismi. Bugünlerde yine bir dünya kupası oynanıyor; ve gündemde yine Maradona var. Uruguaylı futbolcu Suarez’in ceza almasıyla ilgili olarak FIFA’yı; çocuğun hayatını bitirmeye çalışan mafya örgütlenmesi diye tanımladı. FIFA, Maradona’ya hep yaptığı gibi yine ceza kesti: Maradona artık VIP bölümünden maç izleyemeyecek; taraftar gibi bilet alıp stada girecekti! Peki. Maradona haksız mı? Neden mafya örgütlenmesinden söz etti?

Omerta 78 yaşındaki Joseph Sepp Blatter İsviçreli. 1975’te FIFA’da çalışmaya başladı. 1998’de FIFA Başkanı oldu! Adı rüşvet skandalına karıştığı için 2002’deki kısa bir ara dışında yıllardır bu görevinin başında. Sporda yolsuzluk ve rüşvet araştırmalarıyla tanınan İskoç gazeteci Andrew Jennings, Blatter ve ekibi hakkında kitap yazdı: Omert: Sepp Blatter’s FIFA Organised Crime Family. Jennings, Blatter’i mafya babası olmakla, rüşvet ve şantaj ağı kurmakla ve FIFA delegelerinin çoğuna bir çeşit suskunluk yemini ettirmekle suçlandı. Olay sadece Blatter’le sınırlı değildi; FIFA eski Başkanı Havelange’a dek uzanıyordu. 1916 doğumlu Brezilyalı Joao Havalange, taşımacılık ve silah ticaretiyle uğraşan şirketlerin sahibiydi. 1974-1998 yılları arasında FIFA Başkanlığı yaptı. Göreve geldiğinde ilk sözü şu oldu: Ben buraya futbol adı verilen bir ürünü pazarlamaya geldim. Hemen Coca Cola, Sony, McDonald’s ve adidas gibi büyük şirketlerle ortaklık kurdu. Futbol endüstriyel bir meta oldu. Öyle ki, Havelange televizyonlarda daha çok reklam olması için futbol maçlarının 25’er dakika dört devre oynanması önerisinde bulundu! Neoliberalizmin doğduğu bu dönemde para olacak ve siyaset olmayacak; hiç olur mu? Futbol siyasetin emrine sokuldu. Örneğin Arjantin’deki askeri darbeye yardım için dünya kupası bu ülkede oynandı; faşist diktatör Jorge Rafael Videla, bu başarısından ötürü Havelange’ya nişan taktı. Ne de olsa Videla, FIFA Başkan Yardımcısı Carlos Lacoste’nin yeğeniydi! Akrabalık ilişkilerine de örnek verelim: Bildiğiniz gibi dünya kupası Brezilya’da oynanıyor. Ev sahipliğinin bu ülkeye verilmesinde 23 yıl Brezilya Futbol Federasyonu’nun başkanlığını yapan finansçı Ricardo Teixeira, Havelange’nin damadıydı! Sac ayağının bir ayağı eksik kalmasın; Blatter, Havelange’dan sonra bir isim daha var: Juan Antonio Samaranch! 21 yıl Olimpiyat Komitesi Başkanlığı yaptı. O da İsviçre kökenli; Barcelona doğumlu ama İsviçre Okulu’nda okudu. Tekstilciydi ve İspanya’nın en büyük tasarruf bankasının yönetim kurulu başkanı olarak görev yaptı. Siyasi olarak da Blatter ile Havelange’ya yakındı; İspanya diktatörü Franco’nun yanında yer aldı.

Joao Havalange

Joao Havalange

Maradona’nın mafya dediği bu yapının başkenti neresiydi? Para olunca aklınıza hangi ülke gelir: İsviçre! FIFA’nın tahtı Zürih‘te! Olimpiyat Komitesi’nin krallık merkezi Lozan’da! FIFA ve Olimpiyat Komitesi’nin organize ettiği uluslararası spor yarışmalarının yayın hakları; reklam alım satımı; amblem-bayrak- maskot hakları vs gibi binbir işi yapan ISL Marketing merkezi de, yine İsviçre Luzern’deydi! Uzatmayayım: sanırım baronları tanıdınız! Futbol romantizmini bitirdiler. Çokuluslu firmalar, takımları ve stadyumları satın aldı. Futbol sanayi dalına dönüştürüldü; küresel bir imparatorluk yapıldı. Evet: Maradona’nın sanatsal futbolu, soğuk ve zevksiz salt skora yönelik oyuna yenildi. Artık rakip futbolcular üzülür diye sevinç gösterisi yapmayan Jose Piendinene yok. Artık rövaşata ile gol atan Şilili kızılderili David Arrellano yok. Artık 6 bacak Leonidas ya da Çılgın Ayak Garrincha yok. Artık tango en iyi antremandır diyen Moreno yok. Artık topa sevgilisi gibi davranan Didi yok. Artık 1942’de kazanırsanız ölürsünüz tehdidine rağmen sahaya çıkıp Nazileri perişan eden ve kurşuna dizilen Dinamo Kiev’li 11 futbolcu yok. Artık liman işçilerinin grevini destekleyen bir cümleyi formasına yazmış olduğu için cezalandırılan İngiliz futbolcu Robbie Fowler yok. Artık 1994’te futbol sendikası kurmak amacıyla çalışmalara başladıkları için üzerleri çizilen; Stoichkov, Bebeto, Gascoigne, Francescoli, Laudrup, Zamarano, Hugo Sanchez yok. Artık Deniz Gezmiş idam edilmesin diye imza toplayan Metin Oktay yok. Artık futbolcuların sömürülmesine karşı çıkıp sendika kurmak istediği için Galatasaray’dan kovulan Metin Kurt yok. Dünya kupasından zevk almamanızın sebebi budur! Şimdiki futbolcular çok terbiyeli: Sigara içmiyorlar; içki içmiyorlar, çok çalışıyorlar ve futbol oynamıyorlar! (Soner Yalçın)

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İsviçre’de düzenlenen ve Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA) 7 üst düzey yetkilisinin yolsuzluktan gözaltına alındığı operasyonun tamamen ABD’nin denetiminde gerçekleşmesini eleştirdi. Putin amacın Blatter’ın yeniden başkan seçilmemesi olduğunu söyledi: ”Ben bunun Joseph Blatter’ın yeniden FIFA Başkanı seçilmesinin önüne geçilebilmesi amacıyla atılan bir adım olduğundan eminim. 2018 Dünya Kupası’nı Rusya’ya vermemesi için kendisine çok baskı yapıldı. Konumunu biliyoruz ve bu konumun Rusya ve FIFA arasındaki herhangi bir özel ilişkiyle alakası yok. Spor ve siyasetin ayrı olması gerektiğini düşünüyor.”

AİDS’li Hastanın Kanı

Tarih: May 28 2015

CHP ve HDP’nin milletvekili adayları eşcinsel hakları ile ilgili hazırlanan sözleşmeye imza attı. İlahiyatçı Selahattin Yazıcı bu duruma çok sert tepki gösterdi ve eşcinsellerle ilgili ağır ifadeler kullandı. Yazıcı, “Eşcinsellere AİDS’li muamelesi yapılmalı, Allah eşcinselleri muhatap almaz” dedi. KRT’de Çağlar Cilara’nın programına konuk olan TİYEMDER Başkanı ilahiyatçı Yazıcı eşcinselliğin bulaşıcı hastalık olduğunu söyledi ve “Bulaşıcı hastalıklar ne kadar tehlikeliyse eşcinsellik de o kadar tehlikelidir” şeklinde konuştu.

Eşcinsellik tam bir hastalıktır. Doğuştan olup olmadığı ile alakalı bilimsel araştırmalar yapılıyor. Yeryüzünde insan olarak yaratılan iki insan vardır. Hanımlar ve erkekler. Allah, bir üçüncü cinsi asla muhatap almıyor. Eşcinsellerin ciddi manada hasta olduğunu ve bu hastalığında bulaşıcı hastalık olduğunu tüm dünya tespit etti. Bu konuyla ilgili Peygamber Efendimiz’in çok sayıda hadisleri var. Kadına benzemek isteyen erkekler ve erkeğe benzemek isteyen kadınları Hz Peygamber lanetlemiştir. Eşcinsellik konusunda Peygamber Efendimiz’in öyle bedduaları varki onları okuduğunuzda çok tehlikeli olduklarını görürsünüz. Eşcinselleri normal masum bir insan hüviyetine büründürerek oradan hakları üretmeye çalışmak AİDS’li hastanın kanını insanlara dağıtmak gibi birşeydir. Onlara AİDS’li gibi muamale edilmeli. İnsanların bu hastalıktan korunmasına yönelik tedbirleri almak devletin görevidir.

Aslanların Yüzkarası

Tarih: May 28 2015

Aslanların Yüzkarası 1

Aslanların Yüzkarası 2

Aslanların Yüzkarası 3

Aslanların Yüzkarası 4

Afrika Ahali

Tarih: May 28 2015

Afrika Ahali

Ulus Uçak Kazası

Tarih: May 28 2015

1963 yılının, Şubat ayında, Ramazan dönemi. Soğuk ve karlı bir Ankara günü yaşanmaktadır. Saat: 15.30 civarıdır.  Derken, birden, Ulus meydanı bölgesinde büyük bir gürültü ve ardından patlama duyulur. Ardından, büyük alevler ve dumanlar, gökyüzünü kaplar ve Ankara’nın birçok yerinden görülür.  Sonra anlaşılır ki: havada çarpışan iki uçak; Ulus semtine düşmüştür.  Daha sonra: olayın ayrıntıları ortaya çıkar.  Ankara’da: bez kanatlı uçaklar, Cumhuriyetin ilk yıllarında, günümüzdeki Tandoğan Meydanının bulunduğu yerdeki meydana inerlerdi. Daha sonra Etimesgut Havaalanı ve sonunda, Esenboğa Havaalanı hizmete girer.  Lübnan Havayollarına ait: Londra’dan Beyrut’a gitmekte olan yolcu uçağı: benzin almak üzere, Esenboğa havaalanına iniş için tur atarken, Ankara üzerinde keşif uçuşu yapan: Türk askeri nakliye uçağı ile havada çarpışırlar. Bunun üzerine, her iki uçak, Ulus semtine düşerler. Lübnan yolcu uçağı: Ulus Zincirli camisi yukarısında, Hükümet Caddesindeki Kuyulu Kahvenin yerine yapılmış olan Ticaret Han ile Sebze Hali arasındaki alana düşer. Askeri uçak ise: Bent Deresi caddesi üzerine düşer.  Yolcu uçağında bulunan: 17 mürettebat ve uçakların düştükleri yerlerde bulunan 87 kişi ölür. Yaralı sayısı ise, çok daha yüksek miktarlardadır.

Özellikle günümüzdeki Oğultürk Han’ın bulunduğu yerdeki, 2 katlı binada hizmet veren “İstanbul Bankası”nın şubesinde bulunanlar, gerek müşteriler ve gerekse çalışanlar demir pencerelerden dışarı çıkamamışlar ve yanarak-boğularak ölmüşlerdir. Çünkü, Lübnan uçağı, tam bankanın giriş kapısı önüne düşmüştür. Yangın merdiveni bulunmadığından, bankadan çıkış mümkün olmamıştır.  Zaten Zincirli camisine düşse imiş: o sırada, namaz kılmakta olan yüzlerce kişinin ölmemesi mümkün değildi.  Ticaret Han üzerine düşen uçak Ticaret Han ile, hemen yanındaki Raşit Efendi Apartmanı arasında, büyük bir çukur açılmasına neden olur. Uçağın yanmış aksamı ve tekerlekleri, çevreye yayılır. İtfaiye, derhal olaya müdahale eder ve köpük sıkarak yangını söndürmeye çalışır. Çünkü düşen uçağın akaryakıtı, düştüğü bölgeyi tamamen bir alev topu haline getirmiş ve çıkan kara dumanlar, Ankara’nın birçok yerinden görülmektedir.  Bu kaza tüm Ankaralıların belleklerine yerleşmiştir. Çünkü olay, ancak saat: 19.00’da radyolar kanalıyla halka yansıtılır ve birçok Ankaralı, o ana kadar evine ulaşamayan yakınlarının telaşına düşer.  Düşünebiliyormusunuz, herhangi bir nedenle, Ulus’ta dolaşan, gezinen insanlar, tepelerine bir uçak düşüyor ve yanarak, feci şekilde ölüyorlar. Evet olayın sonrasında, 87 kişi, Ankara’da; Cebeci Mezarlığında defnedilmiş ve diğer birçok cenaze, memleketlerine gönderilmiştir. Takip eden günlerde, hastanelerde tedavi altında bulunanların da ölmesiyle, toplam ölü sayısı: 120 olarak ortaya çıkmıştır.

Kraliçe İffet

Tarih: May 28 2015

Kralice İffet

Suudi Kraliyet ailesinde herkes O’nu Kraliçe İffet, Emira İffet ya da Prenses İffet olarak tanırdı. Kraliçe İffet Al-Thunayan, Osmanlı İmparatorluğu son zamanlarını geçirirken 1916 yılında İstanbul’da doğmuştu. Babası Muhammed Al Tunayan, o tarihlerde Osmanlı ordusunda savaşan bir subaydı. Annesi ise Macar kökenli bir Çerkez olan Asya. Babasını küçük yaşta kaybeden İffet, halasının yanında yokluk içinde hayatını devam ettirmeye çalışırken, İstanbul’da başladığı ilkokulu tabanları kâğıtla doldurulmuş ayakkabılarla bitirmeye çalışıyordu. 1840 yılında Riyad valiliği yaptığı sırada Osmanlı yönetimi tarafından esir edilerek İstanbul’a getirilen büyük dedesinin Mekke’de kalan yakınlarına hac ibadetini yapmak için halasının yardım talebinde bulunması nedeniyle 1931’de Mekke’ye giden İffet orada Prens Faysal ile tanıştı ve 1932 yılında Cidde’de O’nunla evlendi. Prenses İffet’in ikisi üvey üç kardeşi de kendisiyle birlikte Suudi Arabistan’da yaşamaya başladılar. Ablası Prenses İffet tarafından büyütülen ve eniştesinin Suudi Kralı olmasının hemen ardından 1965 te kurulan Suudi İstihbarat’ının başkanlığına getirilen Kemal Adham, Kral Faysal’ın 1975 te öldürülmesinden sonra 1979 tarihine kadar görevine devam etti. Kraliçe İffet’in Kral Faysal ile olan evliliğinden yedi çocuğu oldu : Prens Muhammed, Prens Bandar, Prens Suud, Prens Türki, Prenses Luluwah, Prenses Sara ve Prenses Haifa.

Kraliçe İffet’in kardeşi Kemal Adham, Suudi İstihbarat başkanlığını bıraktıktan sonra yerine ablasının oğullarından Prens Türkî geçti. 1979 da başladığı İstihbarat başkanlığını 2001 yılına kadar devam ettiren Prens Türkî’nin adı sık sık Usame Bin Ladin ile anıldı. Hatta 1996 yılında Ladin’i ABD’ye teslim etmeyi önerdi. 11 Eylül 2001 tarihinde ABD de gerçekleşen terör saldırılarından sadece 10 gün önce İstihbarat başkanlığı görevinden alınan Prens Türki daha sonra 2005-2006 tarihleri arasında Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi olarak görev yaptı. Prens Türkî, halen Kral Faysal Araştırma ve İslami Çalışmalar Vakfı ve başkanlığını yapıyor. Kraliçe İffet’in oğullarından biri olan Prens Muhammed, özellikle İslami Finans konularında önemli işler yaptı ve çalışanlarının içinde 11.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Nevzat Yalçıntaş, Korkut Özal gibi isimlerinde yer aldığı İslam Kalkınma Bankası’nın başkanları arasında yer aldı. Kraliçe İffet’in oğullarından biri olan Prens Suud, 13 Ekim1975’ten 29 Nisan 2015’ e kadar yaklaşık 40 yıl boyunca Suudi Arabistan dışişleri bakanlığı yaparak dünyanın en uzun dışişleri bakanlığı yapan kişi olarak tarihe geçti.

Prens Suud, Recep Tayyip Erdoğan ve Nevzat Yalçıntaş

Prens Suud, Recep Tayyip Erdoğan ve Nevzat Yalçıntaş

Suudi Arabistan’da özellikle kadınların eğitimi ve yetimlere yardım konusunda yaptığı faaliyetleriyle bilinen Kraliçe İffet’in damatlarından biri olan ve Prens Bandar bin 1983-2005 yılları asında Suudi Arabistan’ın ABD Büyükelçisi olarak görev yaptı. 2012-2014 arasında ise Suudi İstihbaratın başında yer aldı. 17 Şubat 2000’de geçirdiği bir ameliyat sonucunda vefat eden Kraliçe İffet adına bir üniversite kuruldu. 1995 yılında Türkiye ile Suudi Arabistan arasında Türk kamyon şoförlerinin Captagon isimli uyuşturucu hapları taşıma suçlamasıyla ortaya çıkan İdam Krizinin Nevzat Yalçıntaş’ın arabuluculuğuyla çözümünde Kraliçe İffet’in ve oğullarının önemli desteği olmuş, sonuçta idama mahkûm edilmiş ve cezası kesinleşmiş 54 Türk’ten hiçbirinin idamı gerçekleşmemiş ve tamamı affedilmişti.


  

Site Hakkında