Siyahlara Sarılır

Tarih: Kas 02 2013

Siyahlara Sarılır

Kuchi Woman, Afghanistan, 1968

Tarih: Kas 02 2013

Kuchi Woman, Afghanistan, 1968

London, 1961

Tarih: Kas 02 2013

London, 1961

Yuvarlanmak

Tarih: Kas 02 2013

Dolar Böceği

Gözü doymayan insanlık, bir türlü tatmin olmaz. Yuvarladıkça yuvarlar, büyüttükçe büyütür, hep en yükseklere çıkmak için. Ama bilmek istemez, bir gün büyüttüklerinin altında ezileceğini!

Yuvarlayan

Filmden Gerçeğe Kazablanka

Tarih: Kas 01 2013

20’inci yüzyılın efsane filmlerinden ve zamanın eleği üzerinde kalanlarından birisi Kazablanka filmidir. Kazablanka’yı Kazablanka yapan hususlardan birisi Kazablanka filmidir. Esasında Kazablanka beyaz kasaba veya beyaz şehir demektir. Belgrad da aynı anlama gelmektedir. Bugün casusluk âleminde yaşadığımız skandalların ipucu bu filmde yatmaktadır. Filmle konunun münasebetine gelmeden evvel biraz konu etrafında dolaşalım. Esasında, Edward Snowden NSA (Ulusal Güvenlik Ajansı)’nın marifetleriyle ilgili yeni sızdırmasıyla birlikte bir kez daha malum ilam edilmiş oldu. Bilinen bir kez daha deşifre edilmiş oldu. İlam edilen malum bilhassa büyüklerin veya siyasi ağabeyin (bigbrother) küçükler aleyhinde casusluk faaliyetleridir. Bundan dolayı sorumlular derhal pişkinlik moduna geçtiler. Havasına girdiler. ABD’nin casusluk şehvetiyle dünyanın her yönünden ve yöresinden milyonlarca insanı dinlediği ortaya çıktı. Bu da yetmedi, 35 yabancı ülke liderini de dinlemeye almış. Bununla birlikte, pişkinlikte sınır tanımıyor. Sözgelimi, dinlemelerin dinlenenlerin yararına ve iyiliğine olduğunu ve onların güvenlikleri için bunun yapıldığını ileri sürüyor. Amerikan baş casusu James Clapper bunda yadırganacak bir şeyin olmadığını zira yabancı liderlere yönelik tecessüs ve dinleme hareket ve faaliyetlerinin casusluk mesleğinin en temel kurallarından birisi olduğunu ifade etmektedir! Öyleyse niye utansınlar! Böylece zırvayı tevil etmiş oldu. Lisan-ı hal ve kal ile ‘işte biz de bunu yapıyoruz’ demek istiyor. Doğru da casusluk yapılan ülke liderlerin tamamına yakını dost ülkeler ve devlet başkanları! İşin garip yanı da bu. Meselenin bu yönü istihza ve alay konusu olmaktadır. Sözgelimi eş Şarku’l Avsat gazetesinden Hüda Hüseyni ‘ABD dostlarına ne zamana kadar düşmanca davranacak?’ yollu bir makale yazmıştır. The Washington Post gazetesinden Harold Mayerson Milli Güvenlik Ajansı (NSA)’nın adını ‘Karıştırıcı, Baş Ağrısı Casusluk Ajansı (A turbulentspyagency) olarak değiştirdi. Haksız da sayılmaz. Özrü kabahatinden büyük bir biçimde Clapper, Kazablanka filmine gönderme yaptı ve burada bu casusluğun devletler oyununun bir parçası olarak tasvir edildiğini hatırlattı. Filme göre herkes herkesi dinliyor. Ülkeler başka ülkelerin liderlerini dinliyorlar!

Kazablanka filmi 1942 yılında gösterime giriyor. İkinci Dünya Savaşı’nın çalkantılı ve casusluk öyküleriyle dolu günlerini Kazablanka üzerinden anlatıyor. Filmde milletlerin birbirleri üzerine casusluk faaliyetlerine değiniliyor. Filmin üzerinden çok geçmeden Harry Truman Amerikan başkanı oluyor ve onunla birlikte bu ülkenin emperyalist eğilimleri iyice su yüzene çıkıyor. O günlerde ünlü yazar Ernest Hemingway bunun endişesini taşımakta ve ABD’nin imparatorluk haline geleceğini ve emperyalist dürtüleri olan bir ülke olacağını öngörmektedir. Harry Truman üç lanetlik iş yapmıştır. Bunlardan ilki, tarihte ilk kez tarihin en büyük terörist hareketi olan Japonya’ya karşı nükleer silahlar kullanmasıdır. İkincisi de, İsrail’in hamisi kesilmesidir. İsrail de İkinci Dünya Savaşı sonrasında onunla ABD’nin himayesine girmiştir. Bir başka faaliyeti ise bugünlerde kokusu ortaya çıkan Ulusal Güvenlik Ajansı’nı (NSA) kurmasıdır. Şimdi bu ajansın Türkiye’de dâhil bütün dünyayı dinlediği ortaya çıkıyor.

Casusluk skandalının yansıma ve akislerinden birisi de, Yunanistan’ın şişmanı veya Adnan Keskin’i olan Dangalos veznindeki Theodoros Pangalos’un itiraf ve ifşaatlarıdır. Kendi döneminde hem Atine hem de Ankara’da Amerikan elçiliklerini dinlediklerini ve bu dinleme kayıtları arasında en çok kendisini eğlendiren hususun Amerikan elçilerinin kendi aralarında şahsına yönelik küfürleşmeleri olduğunu söylüyor. Elçilerin sataşmaları çok hoşun gitmiş olmalı. Buna mukabil kendisinin de bazı devlet adamları veya elçilerle konuşurken Amerikalılara küfürlerini misliyle iade ettiğini ifade etmektedir. Ben burada ne Yunanistan ne de ABD’nin tarafındayım. Lakin iki taraf da küfürleri birbirine iade etmekte son derece haklıdır. Kem söz sahibine aittir. Pangalos bir defasında Almanların kaslarının geliştiğini ama beyinlerinin aynı kalığını söylemiştir. Laf ebesi ve gaf ebesi bir adamdı. En büyük düşmanı Türkiye idi. Kazablanka filmi casusların sırlar dünyasına ayna tutuyor. Film deyip de geçmeyin.

(Mustafa Özcan)

BMW Merkel’e Niye Milyon Dolar Verdi?

Tarih: Kas 01 2013

Avrupa Birliği otomobillerden çıkan karbondioksit miktarını sınırlayacaktı. Yeni emisyon kuralları Haziran 2013’te Avrupa Parlamentosu’nun uzlaşması üzerine 2020’de yürürlüğe girecekti. Fakat Almanya’nın karşı çıkmasıyla çevreyle ilgili bu düzenleme 2024‘e erteleniyor. Peki Almanya niçin bu ertelemeyi yaptırıyor? Yaptırıyor çünkü lüks otomobil imalatçısı BMW‘nin hisselerinin yarısını elinde tutan üç ortak Susanne Klatten, annesi Johanne Quandt ve erkek kardeşi Stefan Quandt tam 690 bin Euro‘yu (952bin dolar) Merkel’in Hıristiyan Demokrat Birliği’ne bağışladılar. Bu bağışın ardından Almanya, AB’nin yeni emisyon kurallarının yürürlüğe girmesini engelledi. Yani BMW ortaklarıyla Angela Merkel arasında ahbapçavuş ilişkisi yaşandı. Peki emisyon kurallarının ötelenmesi kimin işine yarıyor? Özellikle Alman otomobil üreticileri Daimler, Volkswagen ve BMW’nin işine yarıyor. Çünkü onların ürettiği otomobiller yüksek karbon dioksit yayıyorlar. Halbuki 95 gr karbondioksit kuralı 2020’de geçerli olsaydı, AB ülkelerinde toplam yılda 70 milyar euro ya da 94.9 milyar dolar tasarruf olacaktı. Oysa Alman oto imalatçıları kendi kazançları için uygulamayı ertelettiler. İşte yapılan bu erteleme nedeniyle Yeşiller Partisi, Almanya’nın imajının zedelendiğini ileri sürdü. Ve Yeşiller BMW’den adeta rüşvet alınarak bu ertelemenin yapıldığını söylediler.

Niçin anlattık bu konuyu?Anlattık çünkü Financial Times, WSJ, The Economist gibi yayınlar sürekli Türkiye’nin altyapı projelerini ele alıyorlar. Ve bu projelerden üçüncü köprünün, yeni havalimanının araç geçişleri nedeniyle karbondioksit emisyonunu çoğaltıp çevreye zarar vereceğini ileri sürüyorlar. Hatta bu projelerin çevreye vereceği muhtemel zararlar nedeniyle bankaların kredi vermeyeceğini, projelerin finansman bulamadığı için hayata geçirilemeyeceğini sık sık vurguluyorlar. Halbuki Almanya’nın ertelettiği karbondioksit emisyon kararı Türkiye’deki altyapı projelerinden çok daha önemli. Buna rağmen saydığımız bu yayın kuruluşlarından tek ses çıkmıyor. Eğer Almanya bu kararı erteletmeseydi Türkiye için tartıştıkları çevre kirliliği belki de tamamen çözülmüş olacaktı. Çünkü Avrupa ve Türkiye’de üretilen otomobiller daha az karbon dioksit salınımı yapacağından köprüden geçen araçların çevreye yaydığı kirlilik azalacaktı. Yine AB Komisyonu’nu bir konuda eleştirmek gerekiyor. Çünkü AB Komisyonu’nun Türkiye için hazırladığı 2013 -2014 İlerleme Raporu’nun 71. sayfasında Türkiye’nin çevre konusunda yaptıklarının müktesebata uyumda yetersiz olduğu belirtiliyor. Peki sizin AB olarak yaptığınız bu erteleme ne anlama geliyor?

(Süleyman Yaşar)

Işık Aydınlığında

Tarih: Kas 01 2013

Işık Aydınlığında

Gamskitze

Tarih: Kas 01 2013

Gamskitze


   Düşmanlarınızı affedin. Bu bir büyüklüktür. Ama onları unutmak büyük bir saflıktır.

Site Hakkında