Zenginler İçin İlaç

Tarih: Şub 24 2014

Bayer firmasının Hollandalı CEO’su Marijn Dekkers, 67 bin dolarlık kanser ilacı hakkında “Doğruyu konuşalım Biz bu ilacı fakirler için değil zenginler için geliştirdik” dedi. Amerikan dergisi Business Week’in son sayısında yer alan habere göre, Hindistan hükümetinin Nexavar adlı kanser ilacının patentsiz üretimine onay vermesine tepki gösteren Dekkers, “Bunun adı hırsızlıktır. Doğruyu konuşma zamanı geldi. Biz bu ürünü Hindistan pazarı için geliştirmedik. Kanser ilacını batıda yaşayan ve maddi güce sahip insanlar için geliştirdik” dedi. Bayer firmasının kanser ilacı Nexavar için hasta başına yılda 67 bin dolar talep ettiği belirtildi. Hindistan’da da üretilmeye başlanan ilacın ise sadece 177 dolara satıldığına dikkat çekildi. Birçok dernek, Dekkers’in bu şok açıklamaları nedeniyle dava açacağını açıkladı. Bayer yetkilileri, CEO Marijn Dekkers’in açıklamalarının yanlış anlaşıldığını iddia etse de, dernekler bunu kabul etmedi.

İsrail-Almanya Özel İlişkisi

Tarih: Şub 24 2014

İsrail-Almanya ilişkilerinin özel ilişkiler olduğu yolunda genel bir kabul vardır. Geçmişin olumsuz etkisinde 1965 yılında o zamanki Batı Almanya ile başlayan diplomatik ve diğer ikili ilişkiler bugün gerçekten de özel tanımını hak eden bir kapsam ve boyuttadır. Bu ilişkiler elbette diplomatik alanla sınırlı da değildir; parlamenter, sivil toplum kuruluşları, askeri, stratejik ve hükümetler arası alanlarda da bu ilişkiler gelişmektedir. Son alan olan hükümetler arası alanda Almanya hiçbir ülkeyle yapmadığı karşılıklı toplantı ya da zirveleri İsrail ile yapmaktadır.

Nitekim, bu zirvelerden üçüncüsü bugün İsrail’de başlıyor. Almanya Başbakanı Merkel, bu vesileyle yanında bakanları ile birlikte iki gün süreyle İsrail’de çok önemli görüşmeler yapacak, İsrail Cumhurbaşkanı Peres’ten bir de devlet madalyası alacak. Bu madalya, hizmetleriyle, yetenekleriyle ve başka unsurlarla İsrail devletine katkıda bulunan seçkin kişilere veriliyor. Daha önceleri mesela Obama, Clinton, Kissinger gibi devlet adamlarına verilmişti. Bu bakımdan Merkel’in madalyaya layık görülmesi başlı başına anlamlı bir jest sayılır.

İlişkiler ekonomik ve ticari alanda son derece iyi sayılır. Almanya, İsrail’in Avrupa’daki en büyük ticari ortağı durumunda bugün. İsrail, Almanya’dan her yıl yaklaşık 2,5 milyar dolarlık ithalat yapıyor. Askeri ilişkiler ise özellikle denizaltı alanında devam ediyor. Almanya, bir kısmı hibe yoluyla olmak üzere İsrail’e Dolphin sınıfı ve söylendiğine göre nükleer füzeler atma kabiliyetine de sahip son model denizaltılar sağlamaya devam ediyor. Bu çerçevede 6. Dolphin denizaltısının sözleşmesi de tamamlanmış bulunuyor. Buna ek olarak İsrail, Merkava-4 tanklarında Alman motoru kullanıyor. Motorları lisans altında imal ediyor. Almanya da Spike adlı tanksavar füzeleri İsrail’den alıyor. Ayrıca, bazı haberlerde iki ülkenin ortak bir nükleer erken uyarı sistemi üzerinde çalıştıkları da söylenmişti.

Yahudi varlığı ve nüfusu bakımından Almanya bugün Avrupa’daki Yahudi hayatının en canlı olduğu ülkelerin başında geliyor. Bugün Almanya, Avrupa’da Fransa (600 bin) ve İngiltere’den (300 bin) sonra en çok Yahudi’nin (200 bin) yaşadığı üçüncü ülke. Yahudi hayatı ve faaliyetleri federal hükümetin de desteğiyle çok canlı şekilde gelişiyor. Gelişen bu ilişkilere rağmen iki ülke arasında zaman zaman problemler de elbette çıkıyor. Bu çerçevede mesela Almanya Aralık 2012’de BM’deki Filistin devletinin tanınması oylamasında son anda çekimser kalarak İsrail’i kızdırmıştı. Almanya ayrıca, Filistin’in İsrail işgali altındaki toprakları konusunda da İsrail’in paralelinde hareket etmiyor, bu konuda özellikle de Yahudi yerleşimleri konusunda İsrail’i sürekli kınıyor, eleştiriyor. Bu da elbette İsrail’in hoşuna gitmiyor. Aynı bağlamda mesela Avrupa Parlamentosu Başkanı Alman Martin Schulz 10 gün kadar önce İsrail parlamentosunda İsrailliler ile Filistinliler arasındaki adil olmayan su kullanımına dikkat çekmiş, tepki almıştı.

Diğer taraftan ikili şahsi ilişkiler bakımından Başbakan Merkel ve Başbakan Netanyahu’nun yıldızlarının hiç barışmadığı, ikisinin birbirlerinden hiç hoşlanmadıkları, hatta telefonda tartıştıkları da çoktandır biliniyor. Esasen Merkel ile Netanyahu ilişkileri biraz Obama-Netanyahu ilişkilerine benziyor. Merkel de özellikle Filistin barış süreci, bununla ilgili Netanyahu’nun tavrı ve de elbette Yahudi yerleşim planları konusunda Obama gibi düşünüyor, Netanyahu’ya güvenmiyor. Merkel, Amerika Dışişleri Bakanı Kerry’nin 3 aydır sürdürmekte olduğu İsrail-Filistin barış müzakerelerini, iki devletli çözümü kuvvetli bir şekilde destekliyor. Bu desteğini bugün ve yarın başta Peres olmak üzere diğer İsrailli yetkililere yüz yüze ifade edecek. Bu da şüphesiz başta Netanyahu olmak üzere müzakere sürecini oyalamaya çalışanları rahatsız edecek. Ancak Merkel’in Filistin barışı ve yerleşimler konusunda bugüne kadar izlediği yol ve söylemden vazgeçme niyetinde olmadığı da rahatlıkla söylenebilir. İsrail-Almanya ilişkileri özel ama; problemsiz de değil; birinci ve en önemli problem de Merkel’in Filistin meselesindeki duruşu.

(Fikret Ertan)

Kader Adaleti

Tarih: Şub 24 2014

Ahmet Cevdet Paşa, Sahâbe döneminde fitneler öncesi Medine’sini temkinli bir üslûpla anlatır: “Hz. Ebû Bekir ve Ömer’in halifelik zamanları ve Hz. Osman’ın halifeliğinin başları, aynen Hz. Peygamber’in (sas) zamanı gibi geçti. Ondan sonra nefis yemekler yemek, güzel elbiseler giymek, güzel eyerli atlara binmek, bahçelerde gezinip eğlenmek gibi servet ve medeniyete dal budak salmış âdetler çıktı. Medine’de yeniden yeniye pek çok binalar yapıldı. Şehir, bir uçtan Selâ dağına kadar uzanarak hayliden hayli genişledi. Ferah verici safalı evler, mamur ve güzel bahçeler ile cennet misali oldu. Çok kimseler, mal biriktirmek sevdasına düştü. Böyle sel gibi akıp gelen medeniyet ilerleyişi takvaya uygun gelmezse fetvaya uydurmak ve biraz da suyun akıntısına gitmek zamanın gereği olarak görülürdü.” Fakat, bilhassa bir zaman mevcut iktidarın da içlerinden çıktığı Türkiye İslâmcılarının en fazla bayraklaştırdığı sahabî olan Hz. Ebu Zerr (ra), Mescid-i Nebevî’nin kapısında durur ve şöyle derdi: “Şiddetli yağma ve çatışmalarla Medine’ye müjdeler olsun!”

Cenab-ı Allah (cc), Kur’ân-ı Kerim’de buyuruyor: “Bir memleketi helâk etmek dilediğimizde, oranın halkı arasında zevku safa içinde dilediklerince yaşamayı gaye edinenleri bir yola sürükler, daha çok nimete boğarız da, onlar orada artık kural tanımaz hale gelir ve günahlara daldıkça dalarlar. Nihayet, hak ettikleri helâk hükmü uygulamaya konur da, o memleketi yerle bir ederiz.” (17:16)

Türkiye’de son on yıldır, bir zamanların İslâmcısı mevcut iktidar etrafındaki herkesin bildiği kanun, kural ve sınır tanımaz zenginleşme ve dünyevîleşme, birlikte yürüdüğü kirlenmeyi en tabiî vazifesi olarak yargı soruşturmaya başlayınca tam bir zulme dönüştü. Din’e ve ülkeye hizmetten başka bir şey yapmayan, Başbakan’dan bakanlara ve milletvekillerine, onlardan tabanına kadar bizzat iktidar ve çevresinin çocuklarını on yıllardır büyük bir güvenle teslim ettikleri Hizmet Hareketi’ni bitirmek, iktidarın yegane gayesi haline geldi.  Ve bu dehşetli manzara karşısında lâl kesilmiş diller! Ve çıkardığı yeni yasalar, her türlü hukuksuzluk ve girdiği girdap içinde raydan çıkmış bir devlet treni. Bu tren Allah’ın inayetiyle bir gün rayına oturacak ve inşallah çok güzel bir şekilde tamir edilecek. (Ali Ünal)

Nurcululuk

Bir tarafta büyük güçlerin desteğiyle iktidara gelen ve dini araç olarak kullanarak menfaat çarkını kuran bir iktidar var. Diğer tarafta ise hizmetten uzaklaşan ve büyük güçlerin rotasına giren bir hizmet var! Katliama dönüşen savaşa bakılırsa, beşer zulmediyor, Kader ise adalet! Fatura ise müslümanlara çıkıyor.

Keçi Sakalı

Tarih: Şub 24 2014

Keçi Sakalı

White Elephant

Tarih: Şub 24 2014

White Elephant

Dayanak Sokak

Tarih: Şub 24 2014

Dayanak Sokak

Dilenen Üçüzler

Tarih: Şub 24 2014

Dilenen Üçüzler

Kafa Barakalar

Tarih: Şub 24 2014

Kafa Barakalar


   Alışmış, kudurmuştan beterdir.

Site Hakkında