Kürd Diyarından

Tarih: Nis 19 2014

Kürd Diyarından 93

Kürd Diyarından 66

Kürd Diyarından 3

Kürd Diyarından 2

Kürd Diyarından 4

Kürd Diyarından 87

Kürd Diyarından 12

Kürd Diyarından 9

Kürd Diyarından 10

Kürd Diyarından 11

Kürd Diyarından 7

Kürd Diyarından 17

Kürd Diyarından 19

Kürd Diyarından 22

Kürd Diyarından 23

Kürd Diyarından 25

Kürd Diyarından 26

Kürd Diyarından 27

Kürd Diyarından 29

Kürd Diyarından 31

Kürd Diyarından 32

Kürd Diyarından 33

Kürd Diyarından 34

Kürd Diyarından 35

Kürd Diyarından 36

Kürd Diyarından 39

Kürd Diyarından 40

Kürd Diyarından 45

Kürd Diyarından 50

Kürd Diyarından 53

Kürd Diyarından 51

Kürd Diyarından 43

Kürd Diyarından 49

Kürd Diyarından 54

Kürd Diyarından 55

Kürd Diyarından 56

Kürd Diyarından 57

Kürd Diyarından 44

Kürd Diyarından 14

Kürd Diyarından 20

Kürd Diyarından 41

Kürd Diyarından 58

Kürd Diyarından 80

Kürd Diyarından 48

Kürd Diyarından 65

Kürd Diyarından 67

Kürd Diyarından 82

Kürd Diyarından

Kürd Diyarından 60

Kürd Diyarından 64

Kürd Diyarından 68

Kürd Diyarından 59

Kürd Diyarından 63

Kürd Diyarından 61

Kürd Diyarından 69

Kürd Diyarından 70

Kürd Diyarından 71

Kürd Diyarından 72

Kürd Diyarından 73

Kürd Diyarından 74

Kürd Diyarından 76

Kürd Diyarından 77

Kürd Diyarından 78

Kürd Diyarından 83

Kürd Diyarından 89

Kürd Diyarından 90

Kürd Diyarından 92

Kürd Diyarından 94

Kürd Diyarından 85

Kürd Diyarından 37

Kürd Diyarından 13

Kürd Diyarından 15

Kürd Diyarından 62

Kürd Diyarından 16

Kürd Diyarından 5

Kürd Diyarından 8

Kürd Diyarından 24

Kürd Diyarından 21

Kürd Diyarından 28

Kürd Diyarından 42

Kürd Diyarından 18

Kürd Diyarından 6

Kürd Diyarından 30

Kürd Diyarından 38

Kürd Diyarından 52

Kürd Diyarından 75

Kürd Diyarından 79

Kürd Diyarından 86

Kürd Diyarından 88

Kürd Diyarından 84

Kürd Diyarından 81

Kürd Diyarından 91

Göl Üzerinden

Tarih: Nis 19 2014

Göl Üzerinden

Çinli Çiftçi

Tarih: Nis 18 2014

Kolay Tarım

Tuzlu Morg

Tarih: Nis 18 2014

Tuzlu Morg

Saraybosna’nın kuzeybatısında toplu mezarlardan çıkarılan müslüman boşnakların cesetleri tuz ile korunurken – Nisan 2014

Işık ve Mezar

Mezara Doğru

Güney Kore’de Feribot Kazası

Tarih: Nis 18 2014

Güney Kore‘de bugün sabah saatlerinde bir feribot henüz tespit edilmeyen bir sebeple batmaya başladı. Batan gemi ile alakalı yapılan açıklamalarda yanlışlıkların tespit edilmesi ise skandala neden oldu. İlk gelen açıklamalarda 107 kişinin kayıp olduğu, 368 yolcunun kurtarıldığı belirtilmişken, daha sonra 180 yolcunun kurtarıldığı 290 yolcunun hala kayıp olduğu bildirildi. Ayrıca feribotun batması sonucu kaybolan öğrencilerin müdür yardımcısı, intihar etti.  Adı açıklanmayan müdür yardımcısının, kurtarıldıktan sonra getirildiği Jindo Adası’ndaki bir ağaca kendini astığı öğrenildi.

Feribot Kazası

South Korea Ship Sinking

Kore Kaza

Altı Mesele

Tarih: Nis 18 2014

Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim ve hizmet-i Kur’aniyede kuvvetli, faal, sebatkar kardeşlerim, bugünlerde benimle altı adam, başta Marangoz Ahmed, ahirinde ben, manevi ihtara binaen birer meseleye medar olmuşuz.

Birincisi: Faal, cidden çalışkan, Risale-i Nur ve medrese-i Nuriye talebelerinden Marangoz Ahmed’in mektubunda, Eşref namında on yaşında bir masum çocuğun köyünü, malını terk edip, iki gün mesafeden gelip, hiç yazı yazmadığı halde, on gün zarfında Risale-i Nur’u yazmaya muvaffak olması, Risale-i Nur’un bir kerameti olduğu gibi, medrese-i Nuriyenin de harika bir çiçeğidir deniliyor. Evet, biz de deriz ki: Maddi bir kışta, güzel çiçeklerin açılmasıyla bir harika kudret olduğu gibi, bu asrın manevi ve dehşetli kışında, Sava karyesinin, yani Sava şeceresi bin güzel çiçekler ve cennet meyveleri açması ve Isparta memleket bahçesi, binler gül-ü Muhammedî (asm) çiçekleri açması, elbette harika bir mucize-i rahmet ve bu memlekete harika bir keramet-i inayet-i Rabbaniye ve Risale-i Nur talebelerine hârikulâde bir ikram-ı İlahidir diye itikad edip, Cenab-ı Hakka hadsiz şükür ederiz. Marangoz Ahmed’in mektubunda Dârıviran köyünün eski zamanın çalışkan talebelerini andıran fedakar talebeler, bizi ve eski zaman talebelerini tahassürle yâd eden medreseden yetişme Risale-i Nur talebelerine derin bir sürur verdi. Medrese-i Nuriyenin hanımları, talebeleri, evrad-ı Kur’aniyeyle dualarıyla, evradlarıyla çalışkan kalemlere manevi yardımları çok güzeldir. Bu havalideki hanımlara da tam bir ders olur. Cenab-ı Hak, onlardan ve o medresenin umum talebelerinden ve üstadlarından ebeden razı olsun. Ahmed’in rüyası çok mübarek ve güzeldir. Hazret-i İsâ’nın (as) kuvvetli sadasını işitmek, İsevîlerden kuvvetli bir imdat Hizbü’l-Kur’an’a iltihak etmeye işaret olabilir.

İkinci adam ve meselesi: Risale-i Nur talebelerinden bir genç hâfız, pek çok adamların dedikleri gibi dedi: “Bende unutkanlık hastalığı tezayüt ediyor, ne yapayım?” Ben de dedim: “Mümkün oldukça nâmahreme nazar etme. Çünkü rivayet var: İmam-ı Şâfiî’nin (r.a.) dediği gibi, Haram-ı nazar, nisyan verir.” Evet, ehl-i İslamda, nazar-ı haram ziyadeleştikçe, hevesat-ı nefsaniye heyecana gelip, vücudunda su-i istimalâtla israfa girer. Haftada birkaç defa gusle mecbur olur. Ondan, tıbben kuvve-i hâfızasına zaaf gelir. Evet, bu asırda açık saçıklık yüzünden, hususan bu memalik-i harrede o su-i nazardan su-i istimalât, umumî bir unutkanlık hastalığını netice vermeye başlıyor. Herkes, cüz’î, küllî o şekvâdadır. İşte, bu umumî hastalığın tezayüdüyle, hadis-i şerifin verdiği müthiş bir haberin tevili ucunda görünüyor. Ferman etmiş ki: “Âhir zamanda, hâfızların göğsünden Kur’an nez’ediliyor, çıkıyor, unutuluyor.” Demek bu hastalık dehşetlenecek, hıfz-ı Kur’an’a bu sû-i nazarla bazılarda set çekilecek; o hadisin tevilini gösterecek.

Üçüncü adam ve meselesi: Bizlerle pek çok alâkadar bir zat, çok defa dehşetli şekvâ ediyor ki: “Ben adam olamıyorum, gittikçe fenalaşıyorum, manevi hizmetlerimin neticelerini göremiyorum” diye medet istiyor. Ona yazıyoruz ki: “Bu dünya darü’l-hizmettir; ücret almak yeri değildir. A’mâl-i sâlihanın ücretleri, meyveleri, nurları berzahta, ahirettedir. O bâki meyveleri bu dünyaya çekmek ve bu dünyada onları istemek, ahireti dünyaya tabi etmek demektir.O amel-i salihin ihlası kırılır, nuru gider. Evet, o meyveler istenilmez, niyet edilmez. Verilse, teşvik için verildiğini düşünüp şükreder.” Evet, bu asırda, bir iki mektupta beyan edildiği gibi, o derece hayat-ı dünyeviye damarına dokunmuş ve yaralamış ve heyecana getirmiş ki, mübarek ve ihtiyar ve hoca ve ehl-i salâhat olan bir zat dahi, dünyada bir nevi hayat-ı uhreviye ezvâkını istiyor; birinci derecede, dünyada zevk-i hayat onda hükmediyor.

Dördüncüsü: Bizimle alâkadar bir zat, pek çokların şekvâ ettikleri gibi, eskiden şiddetli bir tarikatta okuduğu evradındaki zevk ve şevkini kaybettiğini ve sıkıntı ve uyku galebe ettiğini müteessifâne şekva etti. Ona dedik: Maddi hava bozulduğu vakit nasıl ki sıkıntı veriyor; asabî sinelerde inkıbaz hali başlıyor. Öyle de, bazan manevi hava bozuluyor. Hususan maneviyattan yabanîleşmiş bu asırda ve bilhassa hevesat ve müştehiyat-ı nefsaniyeyi taammüm etmiş memleketlerde ve hususan şuhur-u muharreme ve şuhur-u mübarekede manevi havayı tasfiye eden âlem-i İslamın intibah ve teveccüh-ü umumîsi, o mübarek şuhurun gitmesiyle tevakkuf etmesinden fırsat bulup, havayı bozan dalâletlerin tesirleri zamanında ve bilhassa kış tazyikatı altında, bir derece hayat-ı dünyeviye ve hevesat-ı nefsaniyenin tasallutlarının noksaniyetinden, ehl-i İslam ve ehl-i imanda, hayat-ı uhrevîyeye çalışmak iştiyakı, baharın gelmesiyle hayat-ı dünyeviyenin ve hevesat-ı nefsaniyenin inkişafıyla o iştiyak-ı uhreviyeyi gizlemesi ânında elbette böyle kudsi evradlarla zevk, şevk yerinde, esnemek ve fütur gelir. Fakat, madem işlerin en hayırlısı zorlu olanıdır sırrıyla meşakkatli, külfetli, zevksiz, sıkıntılı âmâl-i sâliha ve umur-u hayriye daha kıymetli, daha sevaplıdır. O sıkıntıda, o meşakkatteki ziyade sevabı ve makbuliyeti düşünüp, sabır içinde mesrurâne şükretmek gerektir.

Beşincisi: Risale-i Nur’un bir talebesi, Risale-i Nur’a çalışamadığının bir sebebi, derd-i maişetin ziyadeleşmesi olduğunu söyledi. Biz de ona dedik: Risale-i Nur’a çalışmadığın için derd-i maişet sana şiddetlendi. Çünkü bu havalide her talebe itiraf ediyor ve ben de ediyorum ki, Risale-i Nur’a çalıştıkça, yaşamakta kolaylık ve kalbde ferahlık ve maişette suhulet görüyoruz.

Altıncısı: Bu biçare Said’dir. Herkesin arzu ettiği ve istediği ve ferahla kabul ettiği şahsına karşı hürmet ve muhabbet ve sohbet, fakat Risale-i Nur’a taallûk eden noktalar haricinde bana ağır geliyor, beni sıkıyor, müteessir ediyor. Tahmin ediyorum ki, Risale-i Nur’un yüksek hâysiyetleri ve şakirtlerinin şahs-ı manevisinin pek büyük meziyetleri, şahsım gibi meslek-i aczde fazla ileri giden bir aciz ve biçarenin zayıf omuzuna o dağ gibi manalar yüklense altında ezilir, sıkılır diye anladım. Bu ahirki iki meselede pek kısa kesmeye kâğıt mecbur etti. Nur, Gül ve Lütfü’nin kahraman vârisleri mübarekler yüksek heyeti ve medrese-i Nuriye ve masumlar ve ümmî ihtiyarların her birisine binler selam ediyoruz.

(Duanıza Muhtaç Size Müştak Kardeşiniz Said Nursî)

Hayat Kurtaran Tokat

Tarih: Nis 18 2014

Anne Yüreği

Samimiyet Yükü

Tarih: Nis 18 2014

Samimiyet Yükü


   İnsan doğuştan iyidir. Onu kötü yapan çevre ve cemiyettir.

Site Hakkında