Sahte Peygamber mi?

Tarih: Oca 02 2015

Muhterem arkadaşlarım; Hepinizin de takdir edeceği gibi bu gece (31 Aralık-1 Ocak) son derece önemli bir gece. Hepinizin bildiğini sandığım çok önemli iki doğum olayı bu gecede vuku bulmuştur. Çok ama çok sevdiğinizi bildiğim iki önemli şahsiyet bu gecede dünyaya gelmişlerdir. Bunlardan birincisi Hazreti İbrahim, ikincisi ise Hazreti Muhammed’dir. Yüce Allah her ikisine de cennetini nasip eder inşallah. Dolayısıyla bu gecede her ikisi için bol bol dua etmenizi tavsiye ederim. Bu geceyi huşu içerisinde eda etmenizde büyük fayda vardır. Allah bu iki büyük zata hayırlı ve Bereketli ömürler versin diye dua ederseniz hiçbir şey kaybetmezsiniz. Bu yazımdan hiçbir şey anlamadınız galiba? Anlaşılmayacak bir Şey yok canım. Son derece basit ve hepinizin bilmesi gereken bir şeyi söylüyorum. Hz. İbrahim tabi ki benim. Hz. Muhammed ise en küçük kardeşim. İkimiz de bu gece dünyaya gelmişiz. Hepsi bu. Selam ve muhabbetlerimle.

İbrahim Korkmaz ve Ampul

İbrahim Korkmaz

Vaaz Vermek mi Örnek Olmak mı?

Tarih: Oca 02 2015

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yılın son günü yılbaşı tartışmalarına değiniyor: “Pagan kültürü, tüketim kültürünün, haz ve eğlence kültürüyle birleşerek gençlerimiz üzerinde bir yozlaşma kültürü meydana getirmesinin doğru olmadığını. Bütün bunların da Noel, çam ağacı, kumar, içki, Spor Toto, Loto gibi insanı kendisinden ve Rabbinden uzaklaştıracak davranışlarla birleşerek, toplumun yozlaşmasına izin veren bir geleneğin oluşmasına yardım ettiğini” ekliyor. Bilmiyorsa anımsatalım; Görmez sanılır ki bu ülkede lotoyu da, Spor Toto’yu da devletin oynattığını bilmiyor. Aldığı maaşın içinde Toto, Loto gibi oyunların gelirinin de bulunduğunu unutuyor! Başkan’ın nasihatleri içinde bir eksik daha var. Tüketim kültürünün gençler üzerindeki etkisini kınarken onlara illa Mercedes’e bineceklerse 1 milyonluk olanına değil, fiyatı daha insaflı olanına örneğin şöyle 100 bin liralık falan olanına binmelerini öğütlemeyi unutmuş!

Lüküs Hayat

MERCEDES S500

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in 1 milyon liralık Mercedes marka makam aracı satın alması ile gündeme gelen makam aracı saltanatının, ekonomi bakanlarını da sıçradığı ortaya çıktı. Bu bakanların başında ise, yıllardır vatandaşlara, tasarruf tavsiyesinde bulunan Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın gelmesi dikkat çekti. Babacan’ın, bazıları kamu bankaları adına kayıtlı, üçü Mercedes marka, biri de Land Cruiser olmak üzere toplam dört ayrı makam aracı bulunuyor. Eş ve çocuklar ile akrabaların da kullandığı araçlar dikkate alındığında Babacan’a, mini bir makam araç filosunun hizmet ettiği görüldü. İddialara göre, Babacan’ın eşine Ankara’da Audi A6 tahsis edilirken, çocuklarına da şoförlü olarak Passat marka makam araçları hizmet ediyor. Bunun dışında, Babacan’ın yakın akrabaları da, zaman zaman araç kullanıyorlar. Yakın abraların kullanımı için ise Fluence modeli araçlar uygun görüldü. Bu araçların da kamu bankaları tarafından kiralandığı öğrenildi. Ekonomi kulislerinde dolaşan bilgilere göre, Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın dışında, bakanlardan birisi bir kamu bankasına”, 8 Audi A6 ve 14 tane full donanımla Passat marka makam aracı satın alınması veya kiralanması için talimat verdi. Araçlar, bakanın makam hizmetlerinde kullanılacak.

Sarkazm

İmam Hatip Mezunu Liderimizden Vaaz Vermesini Değil Örnek Olmasını İstiyoruz!

Zira Peygamber Efendimiz Lafla Peynir Gemicikleri Yürümezdi Güzel Örnek Olurdu!

Uçak Kazaları Tesadüf mü?

Tarih: Oca 01 2015

Malezya Havayollarına ait toplam 239 yolcu ve mürettebatın olduğu Malezya uçağı, 8 Mart’ta Kuala Lumpur’dan Pekin’e hareket halindeyken güya radardan kaybolmuştu. Aradan tam iki hafta geçmesine rağmen ne uçak, ne de uçağa dair herhangi bir emare bulunamadı. Bundan otuz yıl önce ‘Amerika, Sultanahmet Meydanı’ndaki bankta gazete okuyan bir adamın hangi satırı okuduğunu bile bilir’ diyorlardı. Aradan geçen sürede teknoloji bu denli gelişmiş olmasına rağmen, aynı Amerika kendi yaptığı devasa uçağı bulamıyor öyle mi? Dün bunları söyleyenler şimdi de bizden bu yalana inanmamızı bekliyorlar. Üzerinde cep telefonu olan bir kişiyi Amerika’daki bir kişi bile, birkaç metre yanılma payı ile tespit edebilirken, koskoca bir dünya içinde 250 kadar insan bulunan dev uçağı izleyemiyor ve yerini tespit edemiyorsa, haberiniz olsun biri aklımızla dalga geçiyor. Malezya uçağının kaybolduğu bölgede, ABD’nin yaklaşık 200 noktada askeri üs veya askeri varlığı var. Yükselen güç Çin’e karşı teyakkuz halinde olan ABD, adeta uçan her kuşu izliyor. Buna İngiliz, Japon ve Çin askeri güçlerini ve sayısız uyduyu da eklediğimizde, bölgede düştüğü iddia edilen bir uçağın yerini tespit edememek bizi aptal yerine koymak değil midir?

Adana İncirlik örneğinde olduğu gibi, ABD üstlerinin bir bölümünün yerini herkes bilir. Pek kimse bilmese de sivil veya askeri hava alanlarının içinde yahut altında çok sayıda gizlenmiş üstleri de mevcut. Bu durumda haklı olarak herkes ‘Malezya uçağına ne oldu, neden bulunamıyor’ sorusunu daha güçlü bir şekilde sormak zorunda. Bunu anlamak için bölgeye ilgi duyan aktörler ve bölgede emelleri olanların siyasi tercihlerini etkileyecek gelişmelere göz atmakta yarar var. Ancak öncelikle şunu belirtmeliyiz ki; uçak düşmemiş, zorunlu olarak gizli bir üsse de indirilmiş de olabilir. Hatta uçağın Kuzey Kore’ye indiği iddia edilip operasyon bile yapılabilir. Ya da Kuzey Kore, Malezya Savaşı bizi bekliyor olmasın sakın! Böyle filmler gösterime girerse şaşırmamalı ama daha ilginç iddialar da var.

Mahatir Muhammed, Malezya’nın eski başbakanı. Şimdilerde Başbakan olmasa da o halen iktidarda. Ona rağmen ülkede hiçbir şey yapılamaz. Halen de Malezya’nın en güçlü kişisi olan Mahatir Muhammed, Lahey’de bulunan Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’nin adaleti sağlayamadığı gerekçesiylei 2007’de Kuala Lumpur Savaş Suçları Mahkemesi”ni kurdurmuştu. Mahatir Muhammed; Irak, Filistin, Vietnam ve Japonya gibi birçok yerde savaş suçunun işlenmesine rağmen, bunlara gereken cezanın verilmediğini belirtip, mahkemenin kuruluşunu, “Tarih kitapları, bizim savaş suçlularına hak ettikleri cezaları verdiğimizi yazmalı. İnsanların savaşlarla ilgili şikâyetlerini getirecekleri bir mahkemenin kurulma zamanının geldiğini düşünüyoruz” cümleleriyle ilan etmişti. 2011’den bu yana yargılama faaliyetlerini sürdüren mahkeme, George W. Bush, Tony Blair, Dick Cheney, Donald Rumsfeld ve eski Başsavcı Alberto Gonzales gibi pek çok kişi, Irak Savaşı’nda savaş suçu işledikleri gerekçesiyle gıyablarında yargılanıyor. Ayrıca başta Vietnam, Filistin, Ruanda Savaşları gibi pek çok savaşta, savaş suçu işledikleri halde, Lahey tarafından bir türlü yargılanmayan Amerikalı, İngiliz, İsrailli, Fransız pek çok kişiyi yargılamak istiyor hatta yargılıyor. Malezya’nın bu girişimi karşısında hayli rahatsız olan İsrail, ABD, İngiltere ve Fransa yönetimlerinin 2011’den bu yana pusuda olduğu da biliniyor. Söz konusu uçak hadisesinin buna yönelik bir operasyon olma ihtimali de gün geçtikçe büyüyor. İhtimal sadece bunlarla da sınırlı değil.

Radyasyon ve yönlendirilmiş enerji uzmanı Leuren Moret’in, EcologyNews.com’dan Alfred Lambremont Webre’ye verdiği mülakatta, 8 Mart 2014’te Malezya Havayollarına ait MH370 sefer sayılı uçağın, ABD Deniz Kuvvetleri’nin yeni açıkladığı Lazer Silah Sistemi (Navy Laser Weapons System) tarafından düşürüldüğünü iddia ediyor. Vietnam silahlı kuvvetleri amiralinin, uçağın düştüğü yere ait ilk tespit ettiği yerin doğru olduğunu belirten Leuren Moret, Amerikan ve bazı Malezya medyası, Amerikan Deniz Kuvvetleri’nin hedef saptırmaya yönelik dezenformasyon amaçlı bilgilerini yayınlayarak herkesi aldattığını dile getiriyor Moret, ABD Deniz Kuvvetlerince yapıldığınıı iddia ettiği operayonun, LaWS (Lazer Silah Sistemi) denemesi olduğunu, bunun da Putin’in bir süre önce yaptığı Topol Füze Sistemi’ne yönelik stratejik bir cevap olduğunu söylüyor. Uçak yolcularından 4 kişinin kimliği, hadisenin daha da karmaşıklaşmasına yol açıyor. Zira olayın bir ucu yine baronların baronu Rothschildlere uzanıyor.

İddiaya göre uçakta yer alan, Peidong Wang, Zhijun Chen, Zhihong Cheng ve Li Ying isimli yolcular, Jacob Rothschild’e ait yarı iletken işi yapan, Freescale Semiconductor firması’nın patent ortakları. Eldeki sözleşmeye göre söz konusu patentte; 4 araştırmacı ile Freescale firmasının eşit payı var. Ortaklarından herhangi biri ölürse, hakları otomatikman diğer ortaklara geçiyor. Beş ortaktan dördü öldüğüne göre, tüm patent Freescale’e geçecek. Türkiye’de de faaliyet gösteren Freescale firması, 4 milyar dolar ciro ve 18 bin çalışanı olan gizli bir dev. Bu yapı hakkındaki söz konusu iddia gerçek çıkarsa hiç kimse şaşırmamalı. Zira tarih, benzeri katliam hikâyeleriyle dolu! Bu nedenle adeta vakumlanarak yok edilen uçak sayesinde, hem Malezya’nın yargılama girişimine, hem Putin Rusya’sına, hem de yarı iletken patentin sahibi kişilere yönelik bir hamle yapıldı. Bize başka yalanlar söyleyerek olayı aydınlattık deseler bile, bu iddialar başlı başına büyük bir oyunla karşı karşıya olduğumuzu gösteriyor. Hiçbir şey, medyada yansıtıldığı gibi değil. Zira tüm dünyada ana akım medya, söz konusu satanist baronların kontrolünde.

Uçak Kazasında

Malum, IŞİD denilen karanlık örgüt, 11 Haziran günü, Irak’ın en büyük şehirlerinden biri olan Musul’u, ardından da Irak’ın yaklaşık dörtte birini ele geçirdi. Bu olaydan 4 gün sonra ise dünyanın en büyük ikinci baronu olan 99 yaşındaki David Rockefeller’in oğlu Richard Rockefeller babasının yaş günü programından çıktıktan sonra öldü ya da öldürüldü! Richard’i önemli kılan sadece yaşlı baronun oğlu olması değil elbet. Aynı zamanda baba baronun yerine geçmesi beklenen veliaht. Ölüm nedeninin, kendi kullandığı uçağın düşmesiyle gerçekleştiği açıklandı. Rockefeller’in sözcüsü Frasier Seitel, ölümü doğrularken kazanın nedeninin tam olarak bilinmediğini açıkladı. Ölüm hadisesinin üzerinden 10 gün geçmesine rağmen, konu basit haberlerden sonra birden gündemden düşüverdi. Neden acaba? Bizim basının büyük bir hayırsever olarak sunduğu baronun ölümü, hiç kuşkusuz basit ve sıradan bir ölüm değildi. Trilyonlarca doları yöneten ailenin tepesindeki baron babanın ölümünden sonra ailenin başına geçmesi planlanın kişi, acaba basit bir kaza eseri mi öldü, yoksa bu ölüm aileye verilen bir mesaj mı? Rockefeller ailesi gerçeği öğrense de, bizler gerçeği uzun yıllar asla öğrenemeyeceğiz. Belki de hiç.

IŞİD, hiçbir Müslüman grubu temsil etmediği gibi, basit bir taşeron olarak da görülemez. IŞİD’in “Irak ve Suriye’den sonra İstanbul’u da alacağız” cümlesi, gülüp geçilecek bir mesaj olarak görülmemeli!  IŞİD’in İstanbul’u alabilmesi gibi bir saçmalık elbette söz konusu olamaz, ama bu söz asla basit ve komik değil. Bilakis büyük patron, taşeron IŞİD’in ağzından Ankara’ya mesaj gönderiyor. Bu nedenle baronlar ve İngiliz’i dikkatle izlemek gerekiyor. Elbette ABD’yi de. Ancak son gelişmeler ABD’den ziyade, İngiliz-Suud işbirliğine işaret ediyor. (Kemal Özer)

İsrail’i savaş suçlusu ilan eden Malezya’nın 3 yolcu uçağı 9 ayda, düşürüldü mü? İşte Kuala Lumpur Savaş Suçları Mahkemesi’nde İsrail’in Savaş suçlusu ilan edilmesinden sonra yaşanan olaylar: 8 MART 2014: Malezya’nın başkenti Kuala Lumpur’dan Çin’in başkenti Pekin’e gitmek üzere havalanan Malezya Havayolları’na ait Boeing 777 tipi uçak kayıp. 227 yolcu ve 12 mürettebatın bulunduğu uçağı arama çalışmaları 10 gün sonunda durduruldu. 17 TEMMUZ 2014: Malezya Havayolları’na ait 295 kişi taşıyan ve Amsterdam Kuala Lumpur’a gitmekte olan yolcu uçağı, Rusya- Ukrayna sınırına yakın bir bölgede füze ile düşürüldü. 195 yolcu ve 11 mürettebatın hepsi öldü. 28 ARALIK 2014: Endonezya’nın Surabaya kentinden havalanan Malezyalı AirAsia şirketinin 162 yolcu ve mürettebatı olan QZ8501 sefer sayılı uçağı Singapur’a giderken kayboldu. Yetkililer, düştüğünü açıkladı.


   Güzel kadın insanın gözüne, huyu güzel kadın ise ruhuna hitap eder.

Site Hakkında