Bishkek, Kyrgyzstan

Tarih: Mar 31 2015

Bishkek, Kyrgyzstan 2

Bishkek, Kyrgyzstan 1

PKK İlkyardımı

Tarih: Mar 31 2015

PKK İlkyardım

Kürdistan’ın doğusunda PDK’lı bir peşmerge ilk yardım sınavını geçiyor – 1981

Okuldan Eve

Tarih: Mar 30 2015

Okuldan Eve 1

Okuldan Eve 2

Adımlar Dergisi Patlaması

Tarih: Mar 29 2015

İstanbul Kağıthane’de terör örgütü İBDA-C’ye yakınlığıyla bilinen ve örgütün lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun serbest bırakılması için kampanyalar düzenleyen, IŞİD’i destekleyen Adımlar Dergisi’nin bürosunda dün patlama oldu. Derginin yazarlarından Ünsal Zor öldü, 3 kişi de yaralandı. Cenaze töreninde konuşan Zor’un avukatı Hasan Ölçer, derginin daha önce internet üzerinden tehdit aldığını, polis soruşturmasının sürdüğünü ve bombanın türü henüz tespit edilemese de el yapımı amatör işi olmadığını bildiğini belirtti. Ölçer, polisin de profesyonel bir saldırı üzerinde durduğunu söyledi: Dergide sosyal ve siyasal değerlendirmeler yazıldığını belirten Ölçer, “Bugün hükümet de çözüm süreciyle ilgili PKK ile görüşüyor, söylemlerde bulunuyor. Şimdi biz ‘Hükümet PKK’lı’ diyebilir miyiz? Aynı şekilde bu dergi de IŞİD’ci değil” dedi.

Dergi Patlama 4

Dergi Patlama 2

Dergi Patlama 1

Dergi Patlama 3

Türk-Sol Başkanı Gökçe Fırat, bombalanan derginin çözüm sürecine yönelik eleştirel yayınları olduğunu, olayı seçimler öncesi ortalığı karıştırma girişimi olarak gördüğünü söyledi. Aylık yayınlanan Adımlar dergisi, kısa adı İBDA-C olan ‘İslami Büyük Doğu Akıncıları Cephesi’ örgütünün yayın organı olarak faaliyet gösteriyor.  İBDA-C), Necip Fazıl Kısakürek’in ortaya koyduğu Büyük Doğu ideolojisini ve federatif yapılı bir İslami devletin kurulmasını amaç edinmiş bir oluşum. Zor’un cenazesine Kemalist çizgideki Türksolu Dergisi Başyazarı Gökçe Fırat Çulhaoğlu ve 28 Şubat döneminin tartışmalı grubu Aczimendilerinde katılımı dikkat çekti.

Gökçe Fırat Çulhaoğlu

İşçi Partisi içinde MİT içindeki CIA’ya bağlı bir hücre yapılanması girişimi tespit edilince 2000 yılında partiden atılan ve ajan olduğu iddia edilen Ulusal Parti Genel Başkanı ve gazeteci-yazar Gökçe Fırat Çulhaoğlu.

PKK Ne Olabilir?

Tarih: Mar 29 2015

Diyarbakır’da düzenlenen Kobani Olayları sırasında hayatını kaybeden Yasin Börü isimli 16 yaşındaki çocuk ile beraberindeki iki kişinin ölümünün tüyler ürperten ayrıntıları ortaya çıktı. Edinien bilgiye göre; Kurban Bayramı’nın 4. gününde Yasin Börü (16), Hasan Gökgöz (26) , Yusuf Er (18) ve Hüseyin Dakak (19) Bağlar ilçesindeki bir dernek tarafından fakirlere dağıtılmak üzere hazırlanan kurban eti paketlerinden alarak İskanevleri Semti’ne gitti. Börü, Gökgöz, Er ve Dakak bu esnada IŞİD’ın Suriye’nin Kobani kentine saldırıları bahanesiyle düzenlenen izinsiz gösterilerde bir grubun saldırısına uğradı. 4 gençten 3′ü bir grubun silahlı ve bıçaklı saldırısının ardından sığındıkları binanın 3. katından atıldı. IŞİD üyesi oldukları iddiasıyla binadan atılan 3 gencin cesedine işkence yapıldı, ayrıca gençlerden 16 yaşındaki Börü’nün üzerinden arabayla geçildi, Hüseyin Dakak’ın ise başı taşla ezildi Cesetleri tanınmayacak hale gelen Börü, Gökgöz ve Dakak aileleri tarafından güçlükle teşhis edilebildi. Çocuklarının işkence ile öldürülmesinin acısını yaşayan aileler, olayın sorumlularının biran önce bulunmasını istedi.

Yasin Börü Aile

Olayda hayatını kaybeden oğullarının cenazesini teşhis etmek için kaldırıldığı hastanenin morguna giden Börü’nün ailesine, 16 yaşındaki bir çocuğa ait olamayacağı gerekçesiyle cenaze gösterilmedi. Bu nedenle ailesi 2 gün sonra oğullarının cesedini giysilerinden ve ayağındaki beninden teşhis edebildi. Anne Hatice Börü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kurban Bayramı’nda kurban dağıtmak için dışarı çıkan oğlunu son kez gördüğünü söyledi. Yasin’i İslamiyeti öğrenmesi için derneğe gönderdiğini anlatan Börü, hayırsever bir çocuk olan oğlunun olay günü de yoksullara kurban dağıtmak için evden çıktığını belirtti.

Diyarbakır’daki olayların ardından ölen oğlunu ayağındaki benden teşhis edebildiğine dikkati çeken Börü, yüksekten atıldığı için oğlunun tanınmaz bir hale geldiğini anlattı. Börü, “Televizyonda görüntülerini gördüğümde de gömleğinden tanımış, ‘Bu Yasinim’ demiştim. Çevremdekiler bana isminin Yasin olmadığını söylüyorlardı. Bir yandan da bu cesedin Yasin’e ait olmaması için dua ediyordum” şeklinde konuştu. Börü, olay günü yaşananları saldırıdan yaralı kurtulan Yasin’in arkadaşı Yusuf Er’den öğrendiğini aktararak, şöyle konuştu: “Bir grup sokak ortasında onları sıkıştırmış. Onlar da kaçıp bir eve sığınmışlar. Evdeki kadın onlara karışmamış fakat eşi dışarıdaki saldırganlara telefon açıp, ‘IŞİD’cılar burada’ demiş. Onlar da IŞİD üyesi olmadıklarını belirtmişler, ancak ikna edememişler. Bunun üzerine ev sahibi saldırganlara kapıyı açmış. Onlar da 4 genci silahla taradıktan sonra Yasin ve 2 arkadaşını 3. kattan atmış. Bu da yetmez gibi cesetlerine de işkence yapılmış.”

IŞİD üyesi oldukları gerekçesiyle vahşice öldürüldüler. Kurşun sıkıp öldürdünüz anladık, ama cesetlerine işkence yapmak ne demek?” diyen Börü, yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamadı. Börü, oğlunun son derece başarılı ve saygılı bir çocuk olduğunu, hep takdir ve teşekkür belgesi getirdiğini ifade ederek, Yasin’in kimse ile kavga etmeyecek kadar da iyi niyetli bir çocuk olduğunu belirtti. “Keşke ona biraz kendini savunmasını öğretseydim. Bir gün dahi eline bir taş almadı. Böyle olacağını bilseydim onu karate öğrenmeye gönderir, kendisini koruması için bir şeyler yapardım” ifadelerini kullanan Börü, olayda en ufak bir payı olanların dahi cezalandırılması gerektiğini sözlerine ekledi. Baba Fikri Börü ise oğlunun okuldan arta kalan zamanlarda ve hafta sonları işlettiği ekmek fırınında kendisine yardım ettiğini, fırına gitmediğinde de evde olduğunu söyledi. Bayramda da fırına gitmeyi teklif ettiğini, ancak oğlunun kurban dağıtmak için arkadaşlarına yardıma gideceğini ifade ettiğini anlatan Börü, şunları dile getirdi: “Oğlum vahşice öldürülmüş. Gencecik çocuğumun cesedi tanınmayacak haldeydi. Ayağındaki benden teşhis edebildim. Bir kurt, koyunu dahi o şekilde parçalamaz. Kobani’yi bahane ederek, Türkiye’ye gelip olay çıkarmak için bunu yaptılar. Burayı Kobani’ye çevirmek istediler. Allah bunu onlara bırakmasın. Kimsenin ciğeri bu şekilde yanmasın.” (AA, Ekim 2014)

Yasin Börü Ölü

Yusuf Er

Odanın kapısını açar açmaz bize dönüp, IŞİD’çi misiniz? diye sordu. Biz de IŞİD’çi olmadığımızı kurban eti dağıttığımızı söyledik. Tabi bizi dinlemedi. Evin kapısına yöneldi. Sonra biz biraz daha anlatmaya başladık. İslam’dan bahsettik ve bizi kapıdakilere verirse öldürüleceğimizi, işkence göreceğimizi söyledik. Bunun üzerine biraz geri çekildi. Sonra polise telefon açtık. Polis, ortalığın çok karışık olduğunu ve gelemeyeceğini söyledi. Bu sırada bir kişi üst kattan bulunduğumuz evin balkonuna indi. İner inmez direk içeriye girdi. Girer girmez de kimsiniz deyip ateş etmesi bir oldu. Ateş etmesiyle Hasan arkadaşımız vuruldu. Daha sonra eline geçirdiği bir deterjan kutusunu silahlı kişiye fırlattığını ileri süren Er, bunun üzerine şahsın elindeki silahın düştüğünü ancak belinden ikinci bir silahı daha çektiğini iddia etti. Ardından da kendisine ateş edildiğini ve bacağından yaralanarak, yere düştüğünü öne süren Er, özetle şunları söyledi: Sonra da ev sahibi anahtarı bu şahsa fırlattı. Bunun kapıyı açması ile birlikte bekleyen de içeriye girerek, diğer arkadaşlarımıza saldırdı. Silahla ve bıçakla vurduktan sonra aşağıya atıyorlar ve üzerlerinden arabayla geçiyorlar 4 arkadaşımızın. Sesleri duyuyordum. Sonra beni de aşağıya atmaya çalıştılar ancak ben bir kez daha kaçtım. Sonra gelip vurdular bana. Ardından bir boşluk buldum ve merdivenlerden aşağıya kaçtım. Zemin kata inmemle birlikte apartmanın önünün boş olduğunu ve diğer tarafta aşağıya satılan arkadaşlarımla uğraştıklarını gördüm. Hasan’ı gördüğümde yüzüstü yere uzanık durumdaydı. Tekrar kendimi içeriye attım ve gelip yine darp ettiler beni. Sonra ben yarı baygın haldeyken birileri kendi aralarında konuşuyorlardı. Birinin, ‘Bunu ibret olsun diye bırakalım gidip, anlasın’, diğerinin ise ’Bunu da öldürelim’ dediğini duydum. Sonra iki kişi koluma girdi. Beni binadan epeyi uzaklaştırdılar. Biri uzun namlulu diğeri tabanca doğrulmuştu bana. Sonra bıraktılar ve bunlardan uzaklaştıktan sonra 3-4 el ateş etti. Bir sokağa girdim ve arkamdan gelirler diye koştum. Sonra da nefessizlikten ve kan kaybından koşamaz hale geldim.

PKK terörüne söylenecek söz bulmak çok zordur. PKK’ya pislik dahi diyemessiniz. Çünkü o pisliğin dahi doğaya birçok faydası bulunmaktadır. Dolayısıyla Kürdistan’a doğru adım adım koşarken meşrulaştırılan teröristbaşı APO’nun ve PKK’ın sözde çözüm süreciyle başımıza ne felaketler açabileceğini varın siz düşünün!

Geçtiğimiz yıl 6-8 Ekim’deki Kobani olaylarında Yasin Börü ve 3 arkadaşının öldürülmesiyle ilgili davada tutuklu yargılanan 18 yaşından küçük 6 sanık, tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildi. Ankara 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi’nin birleştirme kararı verdiği dosyada, suça sürüklenen 6 çocuk hakkında canavarca hisle ve eziyet çektirerek öldürme ile devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçlarından 90’ar yıl hapis cezası isteniyordu. (2015)

Bediüzzaman’ın Kabri

Tarih: Mar 28 2015

Bediüzzaman Said Nursi bundan tam 55 yıl önce, 23 Mart 1960 tarihinde Urfa’da vefat etti. Son derece münzevi bir hayat yaşamıştı. Vefatından sonra geriye 6000 sayfadan oluşan Risale-i Nur Külliyatı ve birkaç küçük şahsi eşyası kaldı. 83 yıllık ömrünün 35 yılını sürgün ve hapislerde geçiren Said Nursi’nin çilesi vefatından sonra da devam etti. 1960 darbesinden iki ay sonra bir Temmuz sabahı Urfa’daki mezarı bir manga asker tarafından parçalanarak cenazesi bir askeri uçakla bilinmeyen bir yere götürülüyor. 50 yıldır Bediüzzaman üzerine araştırmalar yapan, bu konuda 30’dan fazla kitap yazan Şahiner, 27 Mayıs darbecilerinin mezar hırsızlığı konusunda ulaştığı tüm bilgi ve belgeleri Belgelerle Bediüzzaman’ın Kabir Olayı isimli bir araştırma kitabında bir araya getirdi:

1967 yılında Minareci lakaplı Nur talebesi bir ağabeyin çocuğu vefat ediyor. Çocuğuna mezar aranırken Allah’ın yardımıyla Bediüzzaman’ın galvanizli tabutuna rastlıyorlar. Darbeciler tabutu ters koymuşlar. Ayak yerine baş, baş yerine ayak konulmuş. Saçlarından tanıyorlar Bediüzzaman’ı önce. Sonra vücut hatlarından kesinleştiriyorlar. Üstad’ın ilk talebelerinden Zübeyir Gündüzalp var. Lise ve Üniversite yıllarında onunla bulunmak nasip oldu. Zübeyir ağabey’e telefon ediyorlar. O günlerde sağlık sorunları varmış. Telefon edenlere “ben çok hastayım, Bayram Yüksel ağabeye telefon edin” diyor. Bayram ağabey cenazeyi daha düzenli bir yere taşımak için Ankara’dan Isparta’ya geliyor.  Bayram Yüksel, Tahiri Mutlu ve onlara yardım eden 5-6 tane Isparta’lı Nur talebeleri mezarı taşıyorlar. Mezarı kazıyorlar galvanizli tabutu çıkarıyorlar. Bir gece Ispartalı Avşarlar ailesinin evinde kalıyor tabut. Tabutu açıp bakmışlar. Kınalı saçlarından, boyundan, gözlerinden, burnundan, alnından Üstad’ın cenazesi olduğuna kanaat getirdikten sonra tabutu tekrar kapatmışlar.

Risale-i Nur Külliyatı’ndan çok geçen Isparta Sav Köyü var. Bediüzzaman’ın cenazesi Sav mezarlığında bulunuyor. Bir mezar taşı da yok. Ben gittim gördüm. O bölgedeki Nur talebeleri ve ağabeyler yerini bilirler ama bu konu Nur talebeleri arasında hiç konuşulmaz. Üstadın vasiyeti olduğu için bunu yıllarca sır gibi sakladılar. “Kendini Risale-i Nur’a adamış birkaç talebem dışında mezarımın yerini kimse bilmesin” diyor. Başka bir yerde “Hz. Ali’nin mezarı nasıl kesin olarak bilinmiyorsa ben de mezarımın bilinmesini istemiyorum” diyor. Mezar adabının bilinmediğinden yakınıyor. 1923’te yazdığı Lemaat isimli eserinde yıkılmış mezarından bahseden bir şiire yer veriyor. Ağabeylerde bunlara binaen mezar hadisesini hiç gündeme getirmiyorlar.

Sırtında Çarpışanlar

Tarih: Mar 27 2015

Sırttan İzleme

Sırtında Çarpışanlar

Bahar Yavrusu

Tarih: Mar 27 2015

Bahar Yavrusu


   Geçmişi hatırlamayanlar onu bir kere daha yaşamak zorunda kalırlar.

Site Hakkında