Yalvarışlar ve Pazarlıklar

Tarih: Kas 30 2015

Yalvarışlar 1

Faslı bir göçmen, Yunan-Makedon sınırı geçmek için Makedon polisine yalvarıyor – 2015

AB, sığınmacı akınının engellemek için Türkiye’ye 3 milyar euro yardım sözü verdi – 2015

Anlaşmalar

Ortadoğunun vahşi çöllerinde zayıf bir ceylana bir canavar saldırır. Payını alan canavar geri çekilirken kalan leşi akbabalar paylaşır. Ülkesinden olan halklar putperest Batı’ya yalvarırken, halklar üzerinden yine siyasi pazarlıklar yapılır. Menfaatler yine paylaşılır. Kazananlar hep aynıdır! Zalim dünyanın vahşi ortadoğusu dedikleri budur işte!

Yunan Kadar

YPG Tabutu, 2015

Tarih: Kas 30 2015

YPG Tabutu, 2015

Suriye Kafesi

Tarih: Kas 30 2015

Suriye Kafesi 1

Suriye Kafesi 2

Suriyeli mahif gruplar, sivilleri kafes içerisinde canlı kalkan olarak kullanırken – 2015

Suriye Çocukları, 2015

Tarih: Kas 30 2015

Suriye Yarası 3

Suriye Çocukluğu 6

Suriye Çocukluğu 9

Suriye Çocukluğu 5

Suriye Çocukluğu 8

Suriye Çocukluğu 12

Suriye Çocukluğu 11

Suriye Çocukluğu 13

Suriye Yarası 2

Suriye Çocukluğu 4

Suriye Çocukluğu 10

Suriye Çocukluğu 14

Suriye Çocukluğu 3

Suriye Yarası 1

Suriye Çocukluğu 2

Suriye Çocukluğu 1

Suriye Çocukluğu 7

Aynı Salatalar

Tarih: Kas 30 2015

Belçikalı aşçı Lucien Olivier, teee 1860’larda Moskova’daki Hermitage restoranın sahibiydi. Bir salata türevi icat etti. Ahaliye parmaklarını yedirdi. Kapısında kuyruk oluyordu. Öyle lezzetliydi ki, şöhreti sınırları aştı, Olivier salatası adıyla dünyaya yayıldı. Bize 60 sene sonra ulaştı. Bolşevik devriminden kaçan Beyaz Ruslar, İstanbul’da restoranlar açtı, menülerde elbette Olivier salatası da vardı. Rus restoranlarında tanıştığımız için, adı Rus salatası oldu. 30 sene böyle yedik. İkinci dünya savaşı bitti, Moskova gözü bize dikti. Boğazlarda üs talep etti, doğu sınırımızdan toprak istedi. Tam o sırada. Washington büyükelçimiz Münir Ertegün kalp krizi geçirdi, vefat etti. Propaganda şaheseri Beyaz Saray, bu diplomatik fırsatı kaçırmadı. Münir Ertegün’ün cenazesi, Missouri zırhlısına yüklendi, ABD’nin dostluk mesajı olarak, Türkiye’ye gönderildi.

Münir Ertegün

Mehmet Münir Ertegün (1883-1944)

Bu ölüm hadisesi, Türk-Amerikan ilişkilerinde doğum noktasıydı. Missouri zırhlısı, ABD’nin en büyük savaş gemisiydi. 270 metre boyundaydı. 1600 mürettebatı vardı. Pasifik’te savaşmıştı. Japon imparatorluğunun ABD’ye kayıtsız şartsız teslimiyet belgesi, Missouri’nin güvertesinde yapılan törende imzalanmıştı. Bu kadar önemli bir savaş gemisinin, adeta cenaze arabası gibi gönderilmesi, ABD’nin Türkiye’ye verdiği değeri gösteriyordu. Siz hiç merak etmeyin, biz sizi Ruslara karşı koruruz mesajı veriliyordu.  Hatta, Missouri tek başına yeterli görülmemiş, yanına refakatçi olarak, Providence kruvazörüyle, Power destroyeri ilave edilmişti. Demem o ki kardeşim tabutu taşımak için filo göndermişlerdi, filo. Kelimenin tam manasıyla gövde gösterisiydi.

Amerikan Gemiler, 1946

Mehmet Münir Ertegün’ün naaşını ölümünden 2 yıl sonra İstanbul’a getirildi – 1946

Missouri’nin gelişi, yalaka basınımız tarafından anbean takip ediliyor, vatandaşa duyuruluyordu. Missouri cebelitarık’tan geçti, Missouri İtalya açıklarında, Missouri ege sularında filan. Fotoğraflar yayınlanıyordu, gemilerden röportajlar yayınlanıyordu. Peki, yalaka basınımızın o dönemin ilkel şartlarında, Akdeniz’in ortasından fotoğraf çekebilme, röportaj yapabilme imkanı var mıydı? Elbette yoktu. Amerikalılar çekiyor, bunlara veriyor, bunlar da yayınlıyordu. Bugün olduğu gibi, o gün de sahibinin sesiydi, yalaka basınımız. Neticede Boğaza demirlediler. Mübarek Cuma gününe denk getirmişlerdi. Bir zamanlar elalemin zırhlıları boğaza demirledi diye kurtuluş savaşı başlatan millet elalemin zırhlılarını kurtarıcı gibi karşıladı. Beylerbeyi’nden Üsküdar’a, Beşiktaş’tan Sarayburnu’na kadar bütün sahillere yığılan sayın ahalimiz, sevinç çığlıkları attı, davul zurna çaldı, el salladı. Ve Missouri, toplumsal histeriye dönüştü. Yalaka basınımız, tarihimizde ilk kez İngilizce manşet attı, sekiz sütuna Welcome Missouri dedi. Dolmabahçe sarayının hemen yanındaki Bezmialem Valide Sultan Camisi’nin minareleri arasına Welcome mahyası asıldı.

Welcome Mahya

Kız Kulesi

Kız Kulesi’ne Welcome Missouri afişi asıldı. Hereke’de özel halı dokundu, üzerinde İstanbul haritası vardı, Missouri’nin komutanı oramiral Henry Hewitt’e hediye edildi. Genelev bembeyaz badana yapıldı. Duvarlarına hoşgeldiniz denizciler yazıldı. Amerikalı bahriyelilere hastalık bulaşmasın diye, doktorlar gönderildi, genelev komple muayeneden geçirildi. Kadınlar, göbeklerine welcome yazdırdı. Dolarlarını Türk parasına çevirsinler diye, Dolmabahçe’de döviz bürosu açıldı. Taksim meydanına dev boyutlu Missouri fotoğrafı yerleştirildi. TEKEL, Missouri markasıyla sigara üretti. PTT, Missouri anısına pul çıkardı. Vitali Hakko’nun Şen Şapka’sı Hoşgeldin Missouri yazılı eşarplar bastı. Amerikan bayraklı uçurtmalar uçuruldu. İstanbul belediyesi, Beşiktaş’tan Karaköy’e kadar tüm binaları pırıl pırıl boyadı, asfaltı yeniledi. Sadece Amerikalılara hizmet vermesi için, Dolmabahçe’yle Taksim arasında çalışan, 12 adet belediye otobüsü tahsis edildi. Otobüsler ücretsizdi. Sinemalarda, tiyatrolarda 80’er adet koltuk Amerikalılara ayrıldı, bilet alınmayacaktı. Ankara’da Missouri adıyla lokanta açıldı. Başkentin en iyi lokantalarından biri, adını Washington olarak değiştirdi.

Kartpostallar

Ve. Rus salatası aniden Amerikan salatası oluverdi! Niko ve Aleko, iki kardeş, Rum vatandaşlarımızdı. İstiklal caddesinde, Atlantik ve Pasifik adıyla iki büfe işletiyorlar, tost, sahanda yumurta, sosis filan, bugünkü tabirle fastfood satıyorlardı. Uyanık Niko efendi, şööle cafcaflı bir tabela hazırladı, üstüne Amerikan salatası 35 kuruş yazdı, büfesinin camına yerleştirdi. İstanbul kuyruğa girdi! Memlekette ne kadar büfe, birahane, lokanta varsa, Amerikan salatasının üstüne atladı. Ruslar gelince, Rus salatası, Amerikalılar gelince, Amerikan salatasıydı. Kırk yıllık kani, olmuştu yani. Üzerinden 70 sene geçti. Girin google’a. Rus salatası tarifi diye arayın. 200 küsur bin sonuç çıkar. Amerikan salatası tarifi diye arayın. 200 küsur bin sonuç çıkar. Salata aynı salatadır ama. Sayın ahalimiz, bizimle hiç alakası olmayan bu salata için, Rus ve Amerikan diye, tam ortadan ikiye bölünmüştür. Türkiye’nin soğuk savaş tarihi, budur! Kore de budur, Suriye de budur! (Yılmaz Özdil)

PKK Kutlaması

Tarih: Kas 30 2015

Dün 27 Kasım’dı. Ülkemizin 30 yıldan uzun süredir mücadele etmekte olduğu PKK 27 Kasım 1978’de Kürdistan İşçi Partisi adıyla kuruldu ve yine 30 yıldan uzun süredir bu ülkenin her vatandaşının hayatı bu isimden bir şekilde etkilendi. Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi Ayhan Şahenk Salonu’nda 27 Kasım Cuma günü PKK’nın kuruluş yıldönümün kutlanması üniversitede tartışma yarattı. Demokratik Gençlik Dernekleri Federasyonu (DEM-GENÇ) tarafından okulun salonunda düzenlenen kutlamada örgütün bayrağı asıldı ve marşları söylendi. Üniversite yönetiminden izinli yapıldığı öğrenilen kutlama sırasında 4 otobüs çevik kuvvet polisi ve 1 TOMA, Kuzey Kampüs karşısında mevzilendi. Duruma tepki gösteren bazı öğrenciler ise bir araya gelerek “Boğaziçi’nde PKK Kutlamasına Dair Açıklama Talep Ediyoruz” isimli bir imza kampanyası başlattılar. Kutlama yapanların kutlama görüntülerini sosyal medyada yayınlamasıyla tartışma sosyal medyaya da sıçradı.

Boğaziçi PKK

Koloni Vergisi

Tarih: Kas 30 2015

Sekou Toure/Gine, 1958 yılında bağımsızlığını ilan edip Fransız kolonilerinden biri olmaya devam etmeyeceklerini açıkladıklarında Paris’te oturan elit beyefendiler bu duruma çok sinirlenirler. Hissettikleri kızgınlığın neticesinde Gine’de bulunan Fransız yönetimi ülke içerisinde bulunan her şeyi, bütünüyle yakıp yıkarak Fransız kolonisi olarak kalmanın avantajlarını göstermek istediler. Üç bin Fransız ülkeyi aniden terk etti. Yanlarına alabildikleri mülklerini götürürken geride bırakmak zorunda kaldıkları her şeyi yaktılar: okullar, kreşler, idare binaları parçalanmıştı; otomobiller, kitaplar, ilaçlar, araştırma labrotuvarlarının ekipmanları, traktörler ya bilerek parçalanmış ya da çeşitli şekillerde sabotaja uğramış; atlar, inekler ve her türlü çiftlik hayvanı öldürülmüş, ambarlarda bulunan yiyecekler ise yakılmış ya da zehirlenmişti.

Ortaya çıkan tablo bir zamanlar “Fakir ama özgür olmayı zengin köle olmaya tercih ederim” sloganını tekrar eden Afrika’nın elitlerinin derin bir sessizliğe bürünmelerine sebep oldu. Batı Afrika’da ufak bir ülke olan Togo Cumhuriyeti’nin ilk başkanı olan Slyvanus Olympio Fransa ile orta bir yol bulmayı başardı. Olympio, ülkesinin daha fazla Fransız kolonilerinden biri olarak kalmasını istemiyordu ve De Gaule paktını imzalamadı. Bununla birlikte ülkesinin Fransa’ya ‘koloni vergisi’ ödemesini de kabul etmişti. Bunu yapmasının tek sebebi, Fransızların ülkeyi terk ederken her şeyi yakıp yıkmalarını engellemekti. Vergi 1963 yılında ülke bütçesinin %30’una yakını bir miktarı ödemeyi gerektiriyordu. Yeni bağımsız Togo’nun finansal durumu ise tam manasıyla sallantıda idi. Olympio bu dengesizliği aşmak için ulusal para birimine geçmeye karar verdi. Togo’nun kendi parasını basması fikrinden hoşlanmayan Fransa ülkeye askerlerini geri gönderdi ve ülkenin ilk seçilmiş başkanı Olympio öldürüldü. Başkanı vurduğu söylenen, eski Fransız Yabancılar Lejyonu ordusundan çavuş Etienne Gnassingbe, bu başarısı nedeni ile yerel Fransız elçiliği tarafından 612$ parayla ödüllendirildi. Olympio’nun rüyası bağımsız, kendisine yeten ve kendisine güvenen bir ülke inşa etmekti fakat, Fransızlar bu fikirden hoşlanmamışlardı.

30 Haziran 1962, Mali Cumhuriyeti’nin ilk başkanı, Modiba Keita sosyalist ekonomi hakkında bilgi edindikçe Fransızların ülkeleri üzerindeki yükünü daha iyi anlamaya başladı ve koloni ortak para biriminden çıkarak kendi parasını basmak istediğinde başına benzer şeyler geldi. Bu seferki Fransız Yabancılar Lejyonu’nden üsteğmen Moussa Traore, başkan Keita’yı öldürdüğünde tarih 29 Kasım 1968’i gösteriyordu. Fransa, Afrika’nın halk tarafından seçilmiş başkanlarını öldürürken yabancılar lejyonunu kullanmayı tercih ediyordu. 1966’da Orta Afrika Cumhuriyeti başkanı, Jean-Bedel Bokassa, yeniden 1966’dan Yukarı Volta (şimdilerde Burkina Faso) Cumhuriyeti’nin başkanı Maurice Yameogo, 1972’de Benin Cumhuriyeti başkanı Hubert Maga’nın koruması öldürüldü. Son 50 yıldır 26 Afrika ülkesinde toplam 67 tane darbe oldu, bu ülkelerin 16 tanesi eski Fransız kolonilerinden, darbelerin %61’i bu ülkelerde gerçekleşti.

2014 yılında 14 Afrika ülkesi Fransa’ya koloni vergisi ödemeye devam etmektedir ve ulusal rezervlerinin %85’ini Fransız Merkez Bankasına ödeyerek, Fransız Maliye Bakalığı’nın kontrolüne bırakırlar. Yaklaşık olarak 500 milyar dolar civarı olan bu paranın yattığı hesap üzerinde ödemeyi yapan ülkelerin hiç bir tasarrufları bulunmamaktadır. Her sene bu paranın %15’ini paraya ihtiyaçları olursa geri alabilirler. Daha fazlasına ihtiyaç duyacak olurlarsa Fransız bankalarından borç alabilirler. Fransa’ya 1961 yılından itibaren koloni vergisi ödemekte olan Afrika ülkeleri; Benin, Burkina Faso, Guinea-Bissau, Ivory Coast, Mali, Nijer, Senegal, Togo, Cameroon, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad, Kongo-Brazzaville, Ekvatoryal Gine ve Gabon. Jacques Chirac’ın söylediği gibi; “Afrika olmadan Fransa, hızla bir üçüncü dünya ülkesi haline gelecektir.” Ve. François Mitterand, “Afrika olmadan, Fransa’nın 21.yy’a gelindiğinde bir tarihi olmayacaktır.”

Tibetan Festivals

Tarih: Kas 30 2015

Tibetan Festivals


   Terk eden terk edilir, ellerini gevşetenin eli bırakılır.

Site Hakkında