Atatürk’ün Sol Gözü

Tarih: Oca 11 2017

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk hakkındaki bir sorunun cevabı halen bilinmiyor. ‘Atatürk’ün gözü kör müydü’ ya da ‘Atatürk’ün gözü takma mıydı’ gibi soruların günümüzde de sorulması üzerine bir araştırma yaptık. Atatürk’ün gözü hakkında konuşulan röportajlara baktığımızda Mustafa Kemal Atatürk‘ün bir gözünün takma olma ihtimali yüksek görünüyor. 1977 yılında bir yapılan bir röportajda Atatürk ile olan konuşmasını anlatan Yunan vatandaşının anlattıkları önemli bir delil niteliğinde. Cumhuriyetin kurulmasından sonra Atatürk’ün evinde marangoz olarak çalıştığını söyleyen Yunan vatandaşı, sunucunun Atatürk’ün bir gözü cansız, biraz ölü gibi görünüyor demesi üzerine; “Camdan bir gözü vardı onun. Sahte bir göz.” diyor. Bir başka röportaj ise Türkiye’den. Mustafa Kemal Atatürk’ün hayatının anlatıldığı bir belgeselde Atatürk’ün okullarına geldiğini söyleyen kadın, “O dönemde gözünün biri takma olduğunu söylüyorlardı. Sınıfa geldiğinde bir kez yüzüne bakabildim ve cansızdı” açıklamasında bulunmuştu. Öte yandan geçmiş dönemin protez malzemeleri incelendiğinde, camdan gözün oldukça yaygın olarak kullanıldığı anlaşılacaktır.

Trablusgarp savaşı sırasında yaşananları Mustafa Kemal’in yakın silah arkadaşı Fuat Bulca’nın ağzından dinleyelim:

“Yanındaki az sayıda arkadaşlarıyla süvari hücumuna kalkıştı. Kendisini zaptedemedim. Nitekim kısa bir zaman sonra, ben artçı kuvvetlerle kalmıştım; o, Kasr-ı Harun’un ilk basamakları önüne erişmişti. Burada boğaz boğaza bir boğuşmadır başladı. Harabenin duvarlarının arkasında geçen bu mücadelenin safhalarını göremiyordum.Biz harabeler içinde mücadeleye devam ederken Mustafa Kemal’in yanındaki az sayıda arkadaşı ile Kasr-ı Harun’un merkez binasına kadar ilerlediği ve buraya daldığı görüldü. İşte bu sırada gökyüzünde bir gürültü duydum. İki İtalyan hücum uçağı çok alçaktan uçuyor ve bizim arkamıza saldırarak bombalarını koyuveriyordu. Mustafa Kemal’in yanına vardığımda onun yüzünü tanınmaz bir halde buldum. Bir elinde kılıcı vardı, diğer elinde mendili gözünü kapatıyordu. Yaralandığını zannettim. Hayır, yaralı değildi. Fakat harabeler arasında yıkılan bir sütundan fırlayan kireçli bir taş parçası şiddetle gözüne çarpmıştı. Sönmüş kireç olmasına rağmen, bir kısmı göze nüfuz etmişti.”

Ve Atatürk’ün kaleminden sonrasında yaşananlar (Kerim Bey’e yazdığı mektup);

“Aziz Kardeşim Kerim Bey, Tobruk’ta birkaç gün kalarak başarılı bir netice veren 22 Aralık 1911 Muharebesi’ni yaptıktan sonra Derne’ye geldik. Yollarda oldukça yorulmuş, ıslanmış, üşümüş, sefalet çekmiştik. Derne’de de henüz başlangıç halinde bulunulduğu için sefaleti gidermek mümkün olamamıştı. 16/17 Ocak 1912 Baskını’yla başlayan 17 Ocak Muharebesi gecesi ve günü zaten hastalıklı görünen sol gözüm kanlandı ve görmez oldu. Istırabın derecesi vazife yapmama mani oldu. Hilâliahmer (Kızılay) Hastanesi’ne yattım. Bir ay tedaviden sonra tam olarak göremediğim halde hastaneden çıktım. Vaziyet biraz büyüdüğü için Enver Umum Kumandan, ben de Derne Kuvvetleri Kumandanı oldum. Bu sırada idi ki, 3 Mart 1912 günü umumi bir muharebe oldu. Bugün de olağanüstü yorgunluk ve açlık ve muharebe geceye kaldığından soğuğa maruz kaldık. Bunun sonucu olarak gözümün rahatsızlığı ertesi gün nüksetti. On beş gün kadar yataktan kalkamadım, gözlerimi açamadım. Nihayet ıstırap geçti, tekrar işe başladık. Fakat sol gözüm daha az görür oldu. Doktorlar Mısır’a gitmemi tavsiye ettiler. Ben razı olamadım. Nihayet bugüne kadar görme derecesinde bir fark görülemeyecek o derecenin yerleştiğine hükmedilmiştir. Gerçi uzman doktor zamanla açılacaktır diyor, fakat ben inanmıyorum. Bu harbin bitmesinden sonra askeri hayata veda ederek istirahat köşesine çekilebilmek ihtiyacı bilmem nasıl sağlanacak? Bu mektubun salimen size ulaşacağından emin olduğum için bu kadarla yetiniyor ve mektubunuzu, hatta telgrafınızı bekliyorum. Hürmetle gözlerinizden öperim kardeşim.”

   İlim cesaret verir, cehalet küstahlık!

Site Hakkında