Derin Dünya Lideri Öldü

Tarih: Mar 21 2017

Dünya ekonomisinde oldukça nüfuzlu bir isim olarak görülen ve Amerikan kapitalizmiyle özdeşlemiş şahıslardan olan David Rockefeller kronik kalp yetmezliğinden öldü. 6 kalp nakli, 3 böbrek ve 2 de ciğer nakli operasyonu geçiren David Rockefeller, 100 yaşına girdiğinde yaptığı açıklamada “200. doğum günümü de kutlamak istiyorum” şeklinde konuşmuştu. 12 Haziran 1915’te doğan Amerikalı bankacı, iş adamı David Rockefeller, “Dünya imparatorluğu” ve “Yeni dünya düzeni” gibi söylemleriyle dikkat çekmiş ve tepki toplamıştı. Rockefeller ailesinin üyelerinden olan Rockefeller, Amerikan İç Savaşı’nda savaş gelirleriyle kalkınmış olan ve Standard Oil Company şirketinin kurucusu John D. Rockefeller’in büyük oğluydu.

Hakim Tepeden

Tarih: Mar 19 2017

Batım Gövde

Tarih: Mar 18 2017

Dwarf Mongoose

Tarih: Mar 18 2017

Yalan Ekonomisi

Tarih: Mar 18 2017

FED dedikleri; Federal Rezerv Sistemi’dir. ABD Merkez Bankası’dır. Türkiye’nin gözü kulağı dün FED’in açıklayacağı faiz kararındaydı. Artık her FED açıklaması öncesi bizim Tv’ler canlı yayın yapıyor. Zaten. Özel haber kanalları yayın faaliyetine geçtikten sonra döviz, borsa, tahvil, enflasyon vb. hayatımızın merkezine yerleştirildi. Döviz harekete geçti. Yaşasın borsa yükseliyor. Gibi tuhaf cümleler yaşamın/ekonominin mutluluğumutsuzluğu üzerine kuruldu. Oysa. Bunların hepsi koca bir yalan. Bu yalanı, teknik detaylar vererek, kendi dillerini yaratarak yani ekonomiyi karmaşık hale getirerek yapıyorlar. Böylece, ekranlara çıkarılan neoliberal ideologların/iktisatçıların konuşmalarını hiç biriniz anlamıyorsunuz. Ve amaç zaten bu! Mesele sadece sizler değildiniz. Siyaseti de kontrol ediyorlar: O konuşmaya döviz sert tepki verdi! O ziyaret borsada travma yarattı! O yasa çıkmazsa enflasyon artar! Bu ülkenin çoğunluğu, Cumhurbaşkanı Sezer’in MGK toplantısında fırlattığı Anayasa kitapçığının 2001 krizine sebep olduğunu sanıyor! Yuttur yutturabildiğin kadar. Bugünlerde açın bakın ekranları; enflasyon artışı ya da düşüşüyle ilgili haberleri görürsünüz. Enflasyon takıntı hale getirildi; düştükçe seviniliyor, ülke ekonomisi iyi yolda sanılıyor. Güney Kore yüzde 20 enflasyonla, yüzde 7 büyüme oranına sahipti! Neoliberalizme yelken açan 162 ülkede enflasyon düştü; ve fakat bu ülkelerin tamamında bugün ekonomik istikrarsızlık ve kriz var. Yani. Sahte istikrar adına enflasyonu düşürmeyi amaçlayan neoliberal politikalar, yatırımları ve doğal olarak ekonomik büyümeyi azalttı.

Meselenin özü şuydu: Kamu yatırımlarını azaltmak yani sosyal devleti yok etmek için enflasyon canavarı yaratıldı! Bu yalanların sebebi vardı kuşkusuz. Paranın dinimilliyeti Dendi ki: Kendi başına bırakılırsa serbest piyasa en verimli, en adil sonuçları üretir. Bu da koca yalandı. Pek çok ülke bu yalana kanıp piyasanın serbestliği için neler yapmadı ki; özelleştirmeler gerçekleştirdi, finans üzerindeki devlet kontrolünü kaldırdı, sosyal yardım ödeneklerini kesti vs. Sonuç ne oldu? Büyüme yavaşladı, eşitsizlik arttı, işsizlik çoğaldı, istikrarsızlık yükseldi. Yetmezmiş gibi, her mali balon patladığında dev şirketleri halkın gırtlağından alarak devlet kurtardı. Örneğin. 2008 krizinde ABD, Sorunlu Varlıkların Kurtarılması (TARP) adı altında tarihin en büyük devlet müdahalesiyle 700 milyar dolarlık kamulaştırma yaptı. Neymiş, serbest piyasa imiş! Keza. Dendi ki: Serbest piyasanın dinimilliyeti olmaz! Buna çok uluslu şirketler örnek verildi. Bu da yalandı. Görüldü ki. Küresel şirketlerin merkezleri kendi ülkelerindeydi. Karar verici üst düzey yöneticilerinin büyük çoğunluğu kendi vatandaşlarıydı. Üst düzey araştırma, strateji geliştirme gibi temel faaliyetleri kendi ülkelerinde yapıyordu. Fabrikalarını kapatmaları ve işçi çıkarmaları gerekirse en son sıra kendi ülkelerine geliyordu. Şunu da eklemeliyim: Bu çok uluslu yabancı yatırımlar sıfırdan yatırım için ülkenize gelmiyor; mevcut şirketlerinizi alarak genişlemek için geliyordu. Yani, yeni üretim imkanları, istihdam yaratmıyordu.

Küresel şirketlerin ulusal kökleri yoktur gibi palavralar son dönemde unutuldu; çünkü dünya ekonomik krizi gösterdi ki, Türkiye bunun örneğidir yabancılar mallarını satıp ülkelerine kaçıyorlar! Merak etmeyiniz, konuyu bağlayacağım. Ama yalanın saltanatını daha iyi tanımanız için biriki ek bilgi vermeliyim: ABD ve İngiltere gibi zengin ülkelerin çoğu korumacılık, sübvansiyonlar, kamu yatırımları gibi gelişmekte olan ülkelere önermedikleri iktisat yoluyla ekonomilerini büyüttü. Amerikan 10 dolar’ın üstünde fotoğrafı olan Maliye Bakanı Alexander Hamilton, modern ABD ekonomik sisteminin kurucu babası olarak bilinir. Bu iktisadi sistemin temeli; korumacılık stratejisiydi, serbest piyasa değ il. Bu ekonomik sistem, 1830’dan 1940’a kadar sürdü. Keza. Serbest piyasanın mucidi denilen İngiltere, refahını Hamilton’un savunduğu korumacı iktisat politikalarına borçluydu. Bugün Türkiye’nin gündemindeki ülke Hollanda da korumacılıktan yararlandı. Bu ülkeler artık bu geleneksel doktrini takip etmeyi bıraktı.

İşte yazının ana konusuna geldik: Avrupa’da ulusal partiler yükselişe geçti. Avrupa’da faşistler iktidarı zorluyor. Vs. Deniliyor. Ama bunun nedenleri konusunda pek durulmuyor. Sebep şu: Neoliberalizmin hali harap. Daha önce görülmemiş boyutta kurtarmalara rağmen 2008 ekonomik krizi tam atlatılamadı. Bunun acı sonucu sandığa yansıyor. 3035 yıldır kandırılan yoksul kitlelerin, neoliberalizmin payandası merkez sağa ve merkez sola inancı kalmadı. Hakim medyanın adlandırmasıyla aşırı sola ve aşırı sağa kayıyorlar. Evet. Finansın kabesi yıkılıyor; borsa, döviz sadece bizim gibi ülkelerde kumar niyetine oynanmaya devam ediliyor. Çin ve Hindistan örnekleri de gösteriyor ki dünyada. Kamunun, üretimin yıldızı parlıyor. Yurtseverlik ön plana çıkıyor. Bencilliğin yerini, dürüstlük, onur, merhamet, yardımseverlik, dayanışma alıyor. Yanarım yanarım da bunu CHP’ye bir türlü anlatamadığıma yanarım! (Soner Yalçın)

Saman Kayığı

Tarih: Mar 18 2017

Süt Damarları

Tarih: Mar 18 2017

Geniş Manzaralı Nehir

Tarih: Mar 15 2017


   İnandığınız gibi yaşamıyorsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız.

Site Hakkında