Pizza Gate Skandalı

Tarih: Ara 05 2016

ABD Pizza Gate skandalı ile çalkalanıyor. Peki nedir Pizza Gate skandalı? Çocuk pornosu ve tecavüzünün de ötesinde inanılmaz iddialar var. Pizza Gate skandalına bu ismin verilmesinin sebebi ise olayların merkezinde yer alan kurum. Çocuk istismarcılığıyla alakalı iğrenç skandalda Obama, Clinton, Soros gibi isimlerin adı geçiyor: 1995 senesinde Belçika’nın bir kasabasında kaybolan kız çocuklarıyla ilgili olarak başlayan olaylar zincirinde Amerika’nın önemli sermaye sahiplerinin adı geçiyor. Pizza Gate skandalındaki söz konusu iddialar çocuk pornosunun da ötesinde akıl almaz ahlaksızlıkları içeriyor. Olay ortaya çıkıp, dillendirilmeye başladıktan sonra ortaya atılan iddialara da başka boyutlar eklenmeye başlanmış. Sadece pedofili değil, bu çocuklara işkence ettikten sonra zorla tecavüz gibi olaylar olduğu da konuşuluyor. Hatta bu mevki sahibi kişilerin bu çocuklara işkence ve tecavüz edilirken izlemekten zevk aldıkları iddialar arasında. Söz konusu skandala “Pizza Gate” adının verilmesinin sebebi ise iğrenç skandalı organize eden kişinin meşhur bir pizzacı olması. Ünlülerin tüm yazışmalarda da pizza kodları kullanılmış. İddiaya göre peynir=kız çocuğu, makarna=oğlan çocuğu anlamına geliyor. Ünlüler sapkın partiler verirken yüksek meblağlar ödeyip bu terimlerle pizzacıdan mail ile sipariş veriyor ve bu çocuklar adrese teslim ediliyor.

Hillary Clinton’un kampanya danışmanı John Podesta’nın, ticaret ve yüksek bürokrasi çevresinden kimselerle Comet Ping Pong adında bir pizzacıda düzenlenecek pedofili organizasyonuna ilişkin mail alışverişi Wikileaks üzerinden sızdırılıyor. Pizzacının sahibi, John Podesta’nın kardeşi Tony Podesta ile yakın ilişkileri olan James Alefantis adında bir girişimci. Üstelik Georges Soros’un en büyük bağışçısı olduğu American Bridge Pac’in geçmişte Comet Ping Pong ile maddi ilişkileri var. Ortaya çıkan bir diğer belge ise söz konusu skandalların organizatörü yani pizzacının sahibi olan James Alefantis adındaki şahsın Georges Soros’la da ilişki ağına sahip olduğu yönünde. Georges Soros’un en büyük bağışçısı olduğu “American Bridge Pac”ın geçmişte “Comet Ping Pong” ile maddi ilişkilerinin olması Pizza Gate skandalına Geroges Soros’u da ortak ederken, skandalın Batı medyasında sansüre uğramasının sebeplerinden biri olarak bu durum gösteriliyor.

Söz konusu skandalda Hillary Clinton, Georges Soros gibi ünlü isimlerin yanı sıra Amerika Başkanı Barack Obama’nın da adı geçiyor. Skandala ilişkin belgelere göre Obama’nın geçmişte “Comet Pizza”ya bağışta bulunduğu ortaya çıktı. Öte yandan pizzacıya yollanan bir e-postada Obama’nın, özel bir parti için, Chicago’dan Washington’a 65 bin dolarlık pizza sipariş ettiğinden söz ediliyor. Pizza Gate skandalına kanıt olarak gösterilen bir diğer paylaşım da bu. Çocuk siparişlerini yerine getirdiği öne sürülen Comet Pizza’nın sahibi James Alefantis’in instagram hesabından paylaşmış. İddiaya göre bu kare çocuk pornosu ve işkencesi için göndermeler yapıyor. Sızdırılan dokümanlar arasında Clinton Foundation’ın geçmişte Marina Abramovic adında bir performans sanatçısına 10 bin dolar hibe ettiğine ilişkin birtakım veriler ve Marina Abramovic’in John Podesta ile Hillary Clinton’ı “Spirit Cooking” adını verdiği bir etkinliğe davet ettiği e-postalaşmalar da var. Marina Abramovic insan işkence çalışmalarına meraklı. İddialarla bağlantısı da bu yönden. Zira Pizza Gate’de tecavüzün yanında cinayetler olduğu da söyleniyor.

joe-biden

Wikileaks’in sızdırdığı bir grup e-posta aracılığı ile gündeme gelen ve büyük yankı uyandıran pizza gate skandalı Joe Biden’e sıçradı. Farklı mekan ve zaman dilimlerinde, kameralar önünde çocuklara olan yaklaşımları örnek gösterileren Biden’in pedofili olduğu iddia ediliyor. Biden’in çocuklara olan yaklaşımları sosyal medyada hızla viral haline geldi. Çocuk tacizi konusunda son derece hassas kuralları olan ABD toplumunda, Biden’in yaklaşımları sosyal medya üzerinden eleştiri konusu haline getirildi. Tartışmalara konu olan videolardan bir tanesi, Biden’in Cumhuriyetçi Parti senatörlerinden biri ve senatörün kalabalık ailesi ile bir araya geldikleri gün, fotoğraf çekimleri esnasında kayıt altına alınmış. Senatörün genç kızı ile tanışan Biden’in genç kıza kaç yaşında olduğunu sorduğu kayıt esnasında işitilebiliyor, kızın 13 yaşında olduğunu öğrenen Biden ”Ah 13 yaş…” diyerek yerine geri dönüyor. Fakat ilerleyen saniyelerde fotoğrafın çekileceği esnada, senatörün 13 yaşındaki kızı fotoğraf karesinde ortada görünsün diye annesine ve dolayısıyla hemen yanındaki Biden’e yaklaşıyor. Fotoğraf çekimi bittiğinde, Biden’in aniden genç kızı kolundan tutarak kendisine doğru çekmeye çalışması, ardından kızın kulağına eğilerek anlaşılamayan bir şeyler fısıldaması, ardından kızı öpmeye çalışması -başaramaması- görüntülerde en fazla dikkat ve tepki çeken kısımlar olarak tanımlanabilir. Beden dillerine baktığımızda Biden’in aşırı rahat ve samimi tavırları, genç kızın Biden’den uzak durmak için gayret sarfedişi, kızın babasının da bu yakınlaşmaya tanık olduktan sonra hoşnutsuz bir yüz ifadesine büründüğü dikkat çekiyor. El sıkışarak ortamdan ayrılma faslına geçildiğinde, adam kızına bu fasıla dahil olmak yerine hızla annesini takip ederek uzaklaşmasını söyleyen bir göz ifadesiyle kızın Biden’e daha fazla yaklaşmadan ortamı terk etmesini sağlıyor. Her ne kadar videolarda pedofili iddialarını destekleyecek kesin veriler bulunmasa da, çocuk istismarı konusunda hassas bir toplum yapısı geliştiren ABD’de yetişkin bir erkeğin çocuk yaştaki insanlara olan yaklaşımlarında ‘fazla’ samimiyet tepki uyandırıcı karşılanıyor.

Biden’in çocuk yaştaki bireylere kameralar önündeki yaklaşımları Amerikan toplumunda yıldan yıla artış gösteren şekilde daha büyük bir tepkiyle karşılanan bir pedofili endişesinin uzantısı mı olduğu, ya da Biden’in görüntülerdeki vücut dilinde kuşku uyandıracak unsurlar olup olmadıkları, konunun uzmanların yorumunu gerektirecek nitelikte belirsiz bir şekilde gerçekleşiyor. Benzer yorumlara neden olan farklı videolarda Biden’in çocuk yaştaki genç kızlara olan yaklaşımlarında genelde bir tuhaflık olduğu intibasını pekiştirecek farklı içerikler de bulunuyor. Farklı zaman ve mekanlarda kayıt altına alınmış görüntülerde, Joe Biden’ın küçük kızlarla duygusal bir bağ kurduğu intibasını güçlendirecek nitelikte görseller karşımıza çıkıyor, bununla birlikte Joe Biden’ın sayısız video ve fotoğrafta karşımıza çıktığı haliyle, genelde kadınlara karşı kolaylıkla taciz olarak yorumlanabilecek nitelikte samimi tavırlar göstermeyi tercih ettiği de bir başka dikkat çekici konu. Joe Biden’in ailesinde pedofili konusunda hiç anı yok diyemeyiz. 2015’in Mayıs ayında, 46 yaşında beyin kanseri nedeniyle hayatını kaybeden Joe Biden’in oğlu, Joseph R. ‘Beau’ Biden III, hayattayken başarılı bir avukattı ve bir pedofili olduğu ve çok sayıda istismar ve tecavüze karıştığı anlaşılan çocuk doktoru Earl Bradley’in ömür boyu hapis cezası almasını sağlayan kişi olmasıyla tanınıyor.

İsrail’in Savaş Gemileri

Tarih: Ara 05 2016

İsrail Deniz Kuvvetleri’nin Saar 6 tipi savaş gemilerinin Lübnanlı ve Abu Dabili ortakların sahip olduğu şirket tersanesinde inşa edildiği ortaya çıktı. Thyssen Krupp Alman şirketinden satın alınan 4 adet Saar 6 modeli korvet, Abu Dabi ve Lübnan ortaklı tersanede inşa ediliyor. Savunma Bakanlığının ifadesine göre ilişkiden haberdar olduklarını ancak bu şirketin ve tersanenin sadece teknelerin ana gövdelerini inşa ettiklerini ve diğer bütün donanımlarının İsrail’de monte edileceğini belirtti. Yaklaşık 10 yıl önce bilgi güvenliğinden sorumlu yetkililer Almanya’daki tersanede görev yapan Güvenlik Komutanı’na uyarıda bulunarak Thyssenkrupp grubunun kısmen de olsa İran sahipliğinde bulunduğu bildirilmişti. Bu durum Yedıyort Ahronot Cuma haberlerinde de ifşa edilmişti. Aynı yetkililer söz konusu Güvenlik Komutanı’na İran ilişkisi nedeni ile bilgi sızması olabileceğinin de dikkate alınması talep edilmişti. Buna rağmen alım işlemleri devam ettirilmiş ve belki de bu uyarıya dikkat edilmemesi gerektiğine de karar verilmiş olabilir. Savunma Bakanlığı’nın “bu bilgiden haberimiz yoktu” iddiası aslında gerçeklerle pek te bağdaşmıyor.

Süper Denizaltılar konusunda kopan fırtınalar yetmezmiş gibi şimdi de İsrail Deniz Kuvvetleri’nin 2015 yılında Thyssenkrupp grubundan Satın aldığı Saar 6 tipi savaş gemilerinin de (Korvet) inşasının Lübnanlı ve Abu Dabili ortakların sahip olduğu bir şirket tersanesinde inşa edildiği ortaya çıktı. Bu Korvetler, Kıbrıs açıklarındaki gaz kuyularını korumakta kullanılacak. Alman şirketi ile Abu Dabili şirket arasındaki ilişkiyi ise Yediyot Ahronot yazarı Nahum Barnea Cumartesi ekinde ifşa etmişti. İran Körfezi’ndeki en önemli gemi inşa tersanelerinden biri olup Lübnanlı iş adamı İskender Safa tarafından yönetilmektedir. İskender Safa şirketin aynı zamanda yüzde 30 hissedarı. Diğer yüzde 70 hissesi ise Abu Dabili Alain şirketine ait. 2015 yılında siparişin ilanından 2 ay önce Thyssenkrupp tersanenin ismini Abu Dhabi Mar Kiel’den German Naval Yards’a çevirdi. İzah edildiği kadarı ile Arapça isim, yapılacak bir anlaşmada İsrail’i rahatsız edebilecek nitelikteydi. Bu nedenle değişmesi gerekiyordu ve öyle de yapıldı. Bu durum resmen kimse tarafından teyit edilmedi doğal olarak.

Hipnozmatik

Tarih: Ara 03 2016

hipnozmatik

Bir mağazanın vitrininde ilk kez televizyon izleyen çocuk, 1948.

Muhammad Ali Winnings, 1974

Tarih: Ara 03 2016

muhammad-ali-with-winnings-1974

Coney Island, July 1946

Tarih: Ara 03 2016

coney-island-july-1946

Ay Büyürken

Tarih: Ara 02 2016

ay-orman

Antalya’da Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nde, Anadolu köylüsünün ‘Ay’ın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek’, ‘Kesme odunu Ay büyürken, kırk koyunu küçülürken‘ gibi inanışları bilimsel olarak doğrulandı. Batı Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü’nden orman yüksek mühendisi Ayhan Serttaş başkanlığında, akademisyenlerin de bulunduğu 7 kişilik ekip tarafından ‘Ay’ın Değişik Evrelerinde Kesilen Kızılçam Emvallerinin Böcek, Fungus Kolonizasyonu ile Odun Dayanıklılığı Bakımından Belirlenmesi’ başlıklı proje 2012 yılında başlatıldı. Özellikle Anadolu’nun köylerinde ağaç kesiminden koyun kırpmaya, tohum ekiminden ürün hasadına kadar birçok konuda Ay’ın evrelerinin etkileri üzerine konuşulan inanışlara yönelik araştırmada, ilginç sonuçlara ulaşıldı. Projede, Anadolu köylerinde yaşlı insanların, ‘Ay’ın yenisinde yapılan işten hayır gelmez’, ‘Dolunay’ı bekle, bereketini gör’, ‘Ay’ın yenisinde olur börtü böcek, eskisinde olur börek çörek’, ‘Kesme odunu Ay büyürken, kırk koyunu küçülürken‘ gibi sözlerin doğruluğu ilk kez bilimsel araştırıldı. Nesilden nesile aktarılarak günümüze kadar gelen bu inanışlara karşı, bu projeyle ürün ekiminden meyve ağaçlarının budanmasına, böceklerin ürüne musallat olmasından hayvanların ne zaman kırpılacağına, bulgurdan salçaya, turşudan peynire gökyüzünde Ay’ın hangi evresinde ne yapıp yapılmayacağına ilişkin bilimsel ışık tutulacak.

Özellikle Ay’ın değişik evrelerinde kesimi yapılan ağaçlardan daha dayanklı tomruk elde edildiğine dikkati çeken Ayhan Serttaş, Ay’ın gelgit olayından kaynaklanan 4 evresi üzerine işlemler uygulandığını kaydetti. Ay’ın evrelerinin insanlardan tüm canlılara, tohumlara çok büyük etkileri olduğuna inanıldığını belirten Serttaş, “Bununla ilgili değişik ülkelerde değişik çalışmalar yapılmış. ABD’de 30 bin suçlu üzerindeki araştırmada kaçakçılık, hırsızlık, tecavüz gibi suçların Ay’ın farklı evrelerinde arttığı belirlenmiş. Tohum ekimi, verim ve hastalıklarla ilgili farklılıklar belirlenmiş” dedi. Farklı evrelerde kesilen ağaçlardan yapılan müzik aletlerinin akustik, ses etkilerinin dahi ortaya çıkarıldığını anlatan Serttaş, “Bizde de Ay’ın farklı evrelerinde kesilen ağaçlar yapıda kullanılırsa böceklenme, mantar olmaz gibi inanışlar var. Bunlar söylenti şeklinde devam ediyor ve ülkemizde bunlarla ilgili çok az çalışma var. Bize bu önerildi ve 2012’de bu çalışmayı aldık. Amacımız ‘yeniay’, ‘ilk dördün’, ‘dolunay’ ve ‘son dördün’ evrelerinde ve iki dönem kasım-aralık, nisan-mayıs olmak üzere her ay dönemde 20’şer ağaç olmak üzere toplam 40 ağaç kesildi. Belirli yerlerde 1’er metre yükseklikte tomruklar halinde bekletiyoruz” dedi.

Tomrukların bir kısmından işlenmiş ahşap elde edildiğini ve yaklaşık 4 yıldır izlediklerini kaydeden orman yüksek mühendisi Serttaş, “Şu ana kadar elde ettiğimiz verilerde Ay evrelerinin böceklenme üzerine etkisi olduğunu belirledik. Mesela ‘dolunay’ ve ‘yeni ay’da tomruklara zarar veren böceklerde artış olurken, diğer evrelerde yok. Dönemsel olarak daha belirgin bir sonuç çıktı. Kasım-aralıkta kesilen ağaçların tomruklarında böcek zararı olmazken, nisan-mayıs döneminde kesilenlerde odun zararlısı dediğimiz zararlıların oranının daha fazla olduğunu gördük. Önümüzdeki sene projeyi sonuçlandıracağız” diye konuştu. Projede tomruklara zarar veren mantarların da incelendiğini açıklayan Serttaş, “Hangi Ay evresinde kesilen ağaçlarda mantar oluyor veya olmuyor? Ayrıca odunun kendi özellikleriyle ilgili 6 ayda bir diskler alıyor, bir cihazla basınç uygulayıp kalitesini ölçüyor ve inceliyoruz. Projemizin sonuçlanması 2017’ye de uzayabilir. Çünkü lata halinde beklettiklerimizde herhangi bir şey olmadı. Çünkü bazı zararlılar odun içine yumurtasını bırakıyor ve yaklaşık 5 yıl latent halde kalıp, sonra zarar vermeye başlıyor. Bunu evlerdeki ahşap doğrama, taban tahtalarında görebilirsiniz. Malzemeyi kullanırsınız aradan 10 yıl geçer ve ağaçta kurt vardır ve kemirerek yemeye başlar. Bunun etkisini görmek için 5 yıl beklemek gerekiyor” dedi. Eski inanışlara göre ‘dolunay’dan sonra Ay’ın küçülmeye başladığı ‘son dördün’de kesilirse kurtlanma olmayacağının söylendiğini belirten Serttaş, “Koyun kırpma bile Ay’ın farklı evrelerinde yapılabiliyor. Hasadın toplanma zamanı, örneğin ‘Domates veya elmayı Ay’ın şu evresinde toplarsanız daha uzun dayanır’ ya da böceklenmez gibi benzer çok inanış var. Eski marangozlarla görüşülürse onlar hep Ay’ın eskisinde kesilmesi gerektiğini söyler. Ya da köylerde eski evlere gidilsin, asırlık evler olmasına rağmen kullanılan ahşap malzemede bir tek kurt yoktur. Bu genelde Ay’ın evresiyle ilişkilendiriliyor” diye konuştu.

Bajau

Tarih: Ara 02 2016

Bajau, Filipinler’de yerli etnik grupdur ve Sabah, Brunei ve Sarawak’ın bölümlerinde bulunur. Yerlisi oldukları Sulu Takımadaları’ndaki anlaşmazlıklar yüzünden Malezya’ya da göç etmişlerdir.Bajaular inanılmaz kabiliyetlere sahiptirler. Normal bir insandan daha fazla suyun altında kalabilirler. Hatta yetişkin bir bajau uyku süresi hariç günün yarısını suda geçirir. Evleri dahi sular üzerine kuruludur. Sandallarda alış-veriş yaparlar.

okyanus-alti-2

okyanus-alti-3

okyanus-alti-8

okyanus-alti-4

okyanus-alti-7

okyanus-alti-6

okyanus-alti-1

okyanus-alti-5

Tekmelemeleri

Tarih: Ara 02 2016

ayakkabi-tekmesi


   Tarih muazzam bir erken uyarı sistemidir.

Site Hakkında