Türk Televizyonunda Görmek

Tarih: Şub 27 2016

Türk Televizyonunda Görmek

Evlilik Filmi

Tarih: Şub 09 2016

Evlilik programları son yıllarda ekranlara demir atmış durumda. İzdivaç programlarında görev alan Psikoterapist Lütfü Kaan Özdemir, perdenin arkasındakileri görüp istifa eden bir isim. Evlilik programlarının psikologu sıfatıyla bir anda ünlü olmasına rağmen Özdemiri istifaya götüren süreç, kurguyu ve etik dışı arka planı görmesiyle başladı. Türk halkının vazgeçemediği flört sürecini gözetleme durumu, evlilik programlarının perde arkası, toplumsal psikolojiye yansıma biçimlerini içeriden bir isim olan Kaan Özdemir anlattı:

20 yaşında oraya çıkan 5 ayrı kişinin farklı farklı motivasyonu vardır. Zaten kimileri gerçekten evlenmek niyetiyle, kimileri meşhur olmak niyetiyle çıkıyor. Orada bir kameranın çektiği var, bir de set ekibinin yaptıkları var. Orada oyuncu ajanslarından gelenler var, reyting için yapılan ekstra faaliyetler var. Çoğunluk itibariyle cahil kişiler açıkçası. Yapımcı ve yönetici dolaylı olarak aslında şunu vaat ediyor: Seni meşhur edeceğim. Yani muhtemelen bunu konuşmuyorlar seni meşhur edeceğim diye, ama meşhur olduktan sonra insanlara bir rol biçiliyor. 10 bin metreye çıkartıp bırakıyor seni. Siz yönetmen olarak orada kameranın neyi çektiğini, ama kameranın dışında ne olduğunu görüyorsunuz. Yapımcı ve yönetmenler her şeyi görüyor. Katılımcıların algısı dar olduğu için sadece kameranın çektiğini görüyor. Oraya gelen çoğu vatandaş sadece vaat ettiği güzellikleri görüyor. O da geçici bir güzellik kalıcı değil. Tabi kimileri oradan maaş alıyor, yorum yapanlardan maaş alanlar var. Oturan kızların ve erkeklerin bazıları oyuncu. Dolayısıyla para için gelenler var. Kurgu olduğu için hangileri gerçek hangisi kurgu bilemiyoruz.

Çin atasözü var ya; İnsan ne yerse odur. O her şey için geçerli. İnsan ne yerse odur, insan ne izlerse odur. Dataları oradan aldığımız için her türlü bilgimiz görgümüz ahlakımız o programlara göre şekillenir. Böyle bir araştırma yapılsa, izin verilmez ama beş yaşındaki çocukları alıp evlenme programlarını izletseniz, 10 yıl sonra çok abuksabuk çocuklar bulursunuz. Mesela ortaokula giden kızlar sürekli o tarz programları izlerse, orada sağlıklı bir ilişki modeli yok ki. Sürekli kavgadan beslenen bir kültür var. 13 yaşındaki bir çocuk bakıp demek ki evlilik böyle bir şey diyor. Tabi oradaki figürler, kurgusal, gerçeklikle ilgisi olmayan şeyler. Çok farklı tipler çıkabiliyor oraya. Var olan gerçeklikle oradaki çok farklı olabiliyor. Dolayısıyla çocukların bilinçaltı ona göre şekillenebileceği için bunların altında uzun vadede ciddi problemler olabiliyor, evlilikle ilgili, evliliğin nasıl olması gerektiğiyle ilgili. Cast ajansı; dizi, program ve filmlerde oynayacak olan oyuncuların bulundukları ajanslar. Bu ajanslar ellerinde bulundurdukları datalar sayesinde aranılan role en uygun kişiyi buluyorlar. İzdivaç tarzı programlara tanınmamış, amatör düzeyde oyuncular gönderiliyor.

Ahlaksız Bankalar

Tarih: Ara 02 2014

Aralarında kamu bankalarının da bulunduğu bazı bankalar, Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) gelen aylıkları kredili mevduat hesabına yatırarak emeklileri faiz tuzağına düşürüyor.  Emeklilerin, kredili mevduatla birlikte görünen maaşı bankamatikten “Maaşa zam gelmiş ya da bu ay ilaç parası kesilmemiş” düşüncesiyle çekmesi kullandıkları krediye faiz ödemeleriyle sonuçlanıyor. Emekli maaşını çekmeye gittiğinde tek hesap görülüyor. Hesapta SGK maaş ödemesi yazıyor. Aslında o hesapta aynı zamanda bankanın emekliye açtığı 200 ile 600 lira arasında değişen kredi de bulunuyor. Vatandaş paranın hepsini çektiğinde kredi kullanmış oluyor. Farkında olmadan çektiği kredi daha sonra yüzde 1-3 arasında faizle emeklinin maaşından kesiliyor. Hâlâ kredili mevduat hesabıyla maaş alan milyonlarca emekli bulunuyor.

İşçi, Memur, Bağ-Kur Emeklileri Derneği Başkanı Hamdi Öz, uygulamayı bankaların kandırmacası olarak yorumladı. Farkında olmadan kredi çeken binlerce emekli şikayetinin kendilerine ulaştığını söyleyen Öz, “Bütün bunlar bankaların ayak oyunları. Vatandaş farkına varmadan krediyi çekiyor sonra faiziyle kesiliyor” dedi. Emeklilerin yüzde 90’ının kamu bankalarından maaş aldığını hatırlatan Hamdi Öz, “SGK, 10 milyon 300 bin emekliye her ay yaklaşık 9 milyar lira maaş ödüyor. Yıllıkta bu rakam 100 milyar lirayı aşıyor. Bu rakamın 80 milyar liralık bölümü 3 kamu bankası; Ziraat, Halk ve Vakıflar Bankası’na yatırılıyor. Emeklinin maaşı üzerinden milyonlarca lira kâr eden kamu bankaları yıllık  900 liralık promosyondan emekliye tek kuruş vermiyor” diye konuştu.

Kertenkele Kılıfı

Tarih: Eki 30 2014

Dizi Sürüngenler

ATV‘de yayınlanan Kertenkele adlı diziye tepki yağıyor. Türk Diyanet Vakıf Sendikası tarafından yapılan açıklamada “Din Görevlileri ve milletimizin hassasiyetlerini ayaklarına altına alan bu dizi, Milletimizin namaz kıldığı bir camide dini değerlerimizle alay etmekte, Bir imamı toplum nezdinde küçük düşürmeye yönelik mesajlar vermekte,dinimizce kabul edilmeyen ve toplum tarafından yakışıksız hareketler olarak nitelenen kötü vasıfları İmamlar da yapar algısının vurgulandığı rencide edici sözler, aşağılayıcı görüntüler ve verilen yanlış iftira dolu mesajlar utanmazlığın bu kadarına pes dedirtti” denildi.

Yapımcı Yalçın Şen‘in Kertenkele’ye bulduğu kılıf ise şöyle: Kertenkele bir imam yahut dini bir kişilik değildir. Aksine İstanbul Emniyeti’nin yıllardır yakalamaya çalıştığı bir suçludur. Aslında Kertenkele projesi bir dönüşüm projesidir ve Allah’a inanmayan ve dini öğretilere aykırı bir karakterin hapishaneden kaçmak için çaldığı imam kıyafetlerini giyerek çıktığı yolculukta gerek o kıyafetlerin manevi ağırlığını ve gerekse imam rolünü oynamak zorunda kalmasıyla mecburen dini öğrenmek ve yaşamak zorunda kalmasını, öğrendikçe ve uyguladıkça dönüşmesini ve artık inanan ve dini öğretileri uygulayan ve bu süreçte kötü alışkanlıklarından da arınan bir karaktere dönüşmesinin hikayesidir. Yani tabir doğru olursa Kertenkele kötüden iyiye dönüşen bir karakteri anlatmaktadır. Bu dönüşümde çaldığı imam kıyafetlerinin büyük rolü vardır. Bence kimse bu projeye haksızlık etmesin. Bu proje o kıyafetlere gerçek hakkını teslim edecek bir projedir. Kimsenin şüphesi olmasın.

Pedofili Davetiyesi

Tarih: Eyl 16 2014

Görsel medyada daha çok rastladığımız taciz içeren reklamlar var. Cinsel taciz mi? Hayır. Kişinin ihtiyaç ve zevklerini taciz eden reklamlar. Reklamın amacı da bu: Tüketimi tahrik etmek. Yani iş tanıtımdan çoktan çıktı. Artık reklam işi perakende ve toplu tüketimi tahrik etmek; tanıtım amaçlı değil satış amaçlı gerçekleşiyor reklamlar.  Bunun için de vahşi kapitalizmin gereği; her yol mübah görülmüş: Tüketiciyi taciz ve tahrik edelim de nasıl olursa olsun, zihniyeti hakim.  Reklamların çerçevesi olmazsa olmaz, aman eksik kalmayın, bunu herkes giymeli, bunu herkes yemeli, herkes böyle düşünmeli, herkes böyle olmalı vs. vs. olarak oluşturulmuş durumda. Aslında reklam değil vahşi kapitalizmin ideolojisini izliyor, görüyor ve duyuyoruz.

Tam da okulların başladığı bu günlerde ise sokaklarda bir bilboard dikkatleri çekiyor. Afişte 7-8 yaşlarında bir kız çocuğu deri fetişizmi katkısıyla vamp bir kadın gibi giydirilmiş ve makyajı yapılmış. Slogan cümlesi ise Kedileri severim, Cat Walk’ları daha çok şeklinde.  Artık çocukların böyle olması mı amaçlanmış, yoksa velilerin kendi çocuklarını böyle görmesi-göstermesi mi amaçlanmış, ya da yetişkinlerin çocukları böyle görmesi mi amaçlanmış tam bilinmiyor. Bilinen bir tek şey var o da reklamda görünen.  Peki biz sahiden böyle bir şey istiyor muyuz? Yoksa istetiliyor muyuz? Bu soruların cevabı bir yana. Önemli olan en basitinden şu: Reklamlarda ve çeşitli medya yapımlarında çocukların birer yetişkin gibi kullanılması önlenmeli.

Kedileri Severim


   İnsanlar önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını korumak için paralarını verirler.

Site Hakkında