Hayallere Doğru

Tarih: Mar 16 2016

Cumhuriyet tarihinin en sıkıntılı dönemini yaşıyoruz. Bir yandan otuz yıldır yok edilemeyen terör artık şehirlerdedir. Öbür yandan Ortadoğu’da sınırlar sarsılıyor. Dahası, dış politikada dost bulmakta çok başarılı olduğumuzu söylemek de zordur. Terörle mücadelede istihbarat ve tedbir ne kadar önemliyse, intihar eylemleriyle terör yaptıran mariz psikolojiyi gevşetmek, bunu başarabilmek de o kadar gereklidir. Çözüm süreci iyi yönetilseydi ve Suriye’deki gelişmeler PKK’ya güç ve moral vermeseydi bu mümkün olabilirdi. Fakat şimdi KCK şeflerinden Cemil Bayık savaş artık her yerde olacak diye kan ve ölüm kusuyor. Suriye’de PKK’nın Rojavada bir coğrafya elde etmesi sınırların nasıl sarsıldığını gösteren örneklerden biridir. Rusya Suriye federasyonundan bahsediyor. Etnik ve mezhepçi dalgalar bütün Ortadoğu’da sınırları sarsıyor. Mesut Barzani “Lozan’dan beri hayalimiz devlet olmaktı” diye açıklama yaptı. Lozan olmasaydı Van’ın kuzeyinin tamamen Ermenistan olacağını Barzani unutmuş olabilir. Fakat Kürt milliyetçilerinin öteden beri Pankürdizme dayalı bir devlet peşinde oldukları bellidir.

İsrail Savunma Bakanı Moşe Yaalon, Suriye’de kısmi ve geçici ateşkes niteliğindeki çatışmaların ardından ülkeyi birleştirecek siyasi görüşmelerin işe yaramayacağını belirterek, Suriye’nin federal sisteme geçmesi gerektiğini savundu.

Ankara Barzani’yi Ortadoğu kaosunda ve PKK karşısında bir müttefik gibi görürken, Barzani şöyle diyor: “Ne İran’a gidip bir şey derim ne de Ankara’ya gidip onların gönlüne göre konuşurum. Amerika’da da söyledim, biz sadece kendi davamızın sahibiyiz. Bağımsızlık için ya bu kez hepimiz yok olacağız ya da kanımız pahasına başaracağız.” Böyle bir gelişmenin hele de petrol kaynaklarının Arap milliyetçiliğini ateşlemesi ihtimali de az değildir.Nereden baksak, Ortadoğu’da sular durulacak gibi görünmüyor. Böyle kaos dönemlerinde akılların karışması, morallerin bozulması veya tersine duyguların kabarması da tehlikelidir. (Taha Akyol)

Kürdistane ve Gerilla

Tarih: Şub 04 2016

Iğdır’da yaşayan Cebrail Yanmaz ve Erkan Ayaz adlı vatandaşlar çocuklarına Nazdara Kürdistane ve Gerilla Zınar Serhıldan isimlerini koydu. Baba Cebrail Yanmaz, 9 Nisan 2015 doğumlu kızına ‘Kürdistan’ın nazlısı’ anlamına gelen Nazdara Kürdistane ismini verdi. Iğdır merkeze bağlı Alikamerli Mahallesi Çimen mevkiinde ikamet eden Erkan Ayaz adlı baba ise 19 Mayıs 2013 doğumlu oğluna Gerilla Zınar Serhıldan adını koydu. Iğdır Nüfus Müdürlüğü’nden oğlunun nüfus cüzdanını alan Ayaz, çocuğuna bu ismi vermekten ve nüfus cüzdanını almaktan sevinç duyduğunu belirtti. Baba Ayaz diğer iki çocuğuna vermek istediği ‘Welat Şoreş Berxwedan’ ile ‘Partizan Karkır Kurdistan’ isimlerine ise onay çıkmadığını söyledi. Iğdır Vali Yardımcısı Muhlis Arslan tarafından Erkan Ayaz’ın dilekçesine verilen cevapta söz konusu isimlerin verilmesinin mümkün olmadığı bildirildi. Iğdır Valiliği’nin yanıtı üzerine Erkan Ayaz, ‘Welat Şoreş Berxwedan’ ve ‘Partizan Karkır Kurdistan’ isimlerini çocuklarına vermek için mahkemeye başvuracağını kaydetti.

Kürdistane ve Gerilla

Kürdistan Korkusu

Tarih: Ara 28 2015

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Olağanüstü Kurulu’nda son dakika açıklamalarda bulundu. Kongrede AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’na seslenen Demirtaş, “Davutoğlu, madem siyasi çözüm istiyorsun al reisini gel/git bakalım Cizre’ye Sur’a. Bazıları zannediyor ki Ankara’da müzakereye açık bir hükümet var, birileri de hendek kazmış barikat kurmuş. Yok böyle bir şey. Korkunun ecele faydası yok. Artık önümüzdeki yüzyılda bir Kürdistan gerçeği olacak. Kürdistan kendi küllerinden yeniden doğuyor. Bize kardeşiz diyenler bundan mutluluk duymalıdır” dedi.

Kürdistan Basamakları

Tarih: Kas 14 2015

Tablet Savaşlarında

Tablet Savaşları 2

Kürdistan Geçişi

Ağır zulümler görerek yalınyak,

ağır ağır çıkacaksın bu merdivenleri çocuk!

Ve bir gün merdiven sonunda büyüyecek,

ağır zulümler edeceksin çocuk!

Kürdistan Dayanışması

Tarih: Ağu 19 2015

Kürdistan Dayanışması

Tarihin Çöp Sepeti

Tarih: Tem 28 2015

İnsanı, derin düşüncelere garkeden şey şu: Kürt sorunu, hayatımızın her yerine öylesine derinlemesine nüfûz etti ki, artık bu sorunun nereden kaynaklandığını, neden kontrolden çıkacak boyutlar kazandığını düşünmeye mecalimiz bile kalmadı! Oysa en hayatî kuralı atlıyoruz: Bir sorunun asıl nedenlerini, kökenlerini ve kazandığı boyutları anlamadan, o sorunu nihâî, kalıcı olarak çözüme kavuşturamazsınız. Bizse tam da bunu yaptık 30 küsur yıldır. Aynı yanlışı sürdürüyoruz hâlâ: Bu seküler ortamda, siyâsî, kültürel ve ekonomik haklar vererek bu sorunu çözebileceğimizi sanıyoruz. Ama fena hâlde yanılıyoruz ve kendi kuyumuzu kazıyoruz!

Şunu iyi bilelim: Kürt kardeşlerimize vereceğimiz bütün seküler haklar, bir bumerang etkisi yapacak, önce Türkiye’yi, sonra da onları vuracak tehlikeli silahlar! Şöyle ki: Kürtlerin elde ettikleri ve edecekleri bütün seküler siyâsî, ekonomik ve kültürel haklar, sonuçta bağımsız devlete kadar gider. Doğrusu, bir halk, bağımsız olmak istiyorsa, ben ona bağımsız olamazsın!, diyemem. Bu, bu kadar net. Hayâtî soru şu burada: Eğer Kürtler, bağımsız bir devlete sahip olursa, bunun sonu ne olur? Onlar açısından da felâket olur bu: Tıpkı diğer federe devlet”ler gibi emperyalistler tarafından itilir kakılır. Ve daha da kötüsü, ikinci bir İsrail, Batıların bölgeyi sopalamak ve yağmalamak için kullanacakları bir çıbanbaşı olur. Zaten proje de bu! Buysa, bütün bölgenin, emperyalistler tarafından uzunca bir süre daha hallaç pamuğu gibi oraya buraya savrulması, bir daha belini doğrultamaması ve Batılı emperyalistlerin buradan kovulamaması sonucunu doğurur. Felâket budur: Hem tıpkı İsrail gibi bir çıbanbaşı olmak ve Batılı emperyalistlerin -tam da bitti artık dediğimiz bir sırada- buradaki egemenliklerini sağlama(alma)k hem de bölgenin İslâmî bir geleceğe doğru yürüyebilmesinin önünde takoz olmak! Sadece bölgemiz için değil, dünyanın ve İslâm dünyasının geleneği açısından bundan daha büyük felâket olabilir mi? Kaldı ki, emperyalistlerin tek derdi de, yegâne hedefleri de tam da budur: Bölgenin siyâsî, kültürel, ekonomik ve stratejik açıdan bütünleşmesinin ve müşterek İslâmî geleceğe doğru yürümesinin kesinkes önlenmesi! Laik Kürt devleti, tıpkı laik Türk devleti gibi, yalnızca Batılı emperyalistlerin işine yarar, hâkimiyet sürelerini uzatır!

O hâlde izi sürülmesi gereken soru şu burada: Kürt sorunu, nereden kaynaklandı ve neden kontrolden çıkacak boyutlar kazandı? Asıl sorulması gereken soru bu; ama bu soruyu soran yok, iyi mi? Kürt sorunu, medeniyet fikrine dayalı ümmet kimliğinin terkedilmesinin, hatta ahmakça şekillerde lanetlenmesinin ve imparatorluk bâkiyesi 30’dan fazla etnik kimliği düzleştiren yapay bir ulus kimliği icat edilmesinin bizi getirdiği ve getirebileceği nokta’dır. Çıkmaz sokak’tır. Ötesi yoktur. Farklı dinlere, kültürlere, etnisitelere mensup halkları, ortak bir noktada ve selâm yurdu’nda buluşturmuş muazzam medeniyet tecrübesini inkâr etmek, sonra da tek ulus fikrine dayalı 30 etnik azınlığı bir arada tutabilmek ulus devletin becerisi değil, bütün bu etnik azınlıkların hepsinin ortak bir kimliğe -Müslüman kimliğine- sahip olmasının meyvesidir. Bu gerçeğe göz kapadık ve etnik kimlikleri, İslâmî kimliğin ve duyarlıkların önüne geçirecek bölücü sekülerleşme projesini fütursuzca uygulamaktan çekinmedik. Ahmaklığın bu kadarına da pes doğrusu! Daha da vahimi, küresel sistemin İslâm’ı tehdit olarak konumlandırdığı 1990’Iı yıllardan itibaren biz de Batılıların bir uydusu olarak ürpertici bir irtica (siz bunu Batılılar gibi fundamentalizm diye okuyun!) tehlikesi ve tehdidi icat ettik: Toplumun bütün kesimlerinin ortak kimliği ve duyarlığı olan İslâmî kimliği aşındıracak ve etnik kimlikleri kaşıyacak kadar kendi ayağımıza kurşun sıkmayı marifet belledik: Ve etnik kimlikler üzerinden yaşadığımız etnik ayrışmanın tohumlarını kendi ellerimizle ektik.

Ne ektiysek onu biçiyoruz şimdi. HDP’nin başını çektiği siyâsî Kürt hareketi, seküler bir hareket: Kemalistler, yüzyıl önce Türkiye’nin İslâmî temellerini nasıl dinamitledilerse, Jönkürt Kemalistler de, Kürtlerin İslâmî temellerini adım adım dinamitliyorlar aynı şekilde. Gelinen nokta, Türkiye’nin seküler elitokrasisi ve entelijansiyasının rüyalarında bile görseler kâbus bu! diyebilecekleri kadar ürpertici bir noktadır. Ve suçlu onlardır: Toplumun % 99’unun Müslüman olduğu bir ülkede, ortak İslâmî kimliği, duyarlıkları ve dinamikleri pekiştirmek yerine dinamitlemeyi ve ayrışma nedenine dönüştürebilmeyi ancak sekülerizme bir din gibi tapan zihin körleşmesi yaşayan bu seküler beyinsizler başarabilirdi ancak! Gelinen nokta, Türk sekülerleşmesinin iflasıdır. Eğer bu gerçek görülmez de, aynı seküler (bölücü, ayrıştırıcı, dışlayıcı) kafayla gidilecek olunursa, gideceğimiz tek yer var: Duvara toslamak! Ve tarihin çöp sepetini boylamak! Bendeniz görevimi yapıyor, elitlerimizi, yöneticilerimizi uyarıyor, felâketin nereden kaynaklandığını ve kalıcı olarak nasıl aşılabileceğini derin nefes alarak gösteriyorum âcizâne. Umarım bir işe yarar! (Yusuf Kaplan)

Kurdish Military

Tarih: Tem 05 2015

Kurdish Military

Kürdistan Çayı, Irak, 1974

Tarih: Tem 05 2015

Kürdistan Çayı, Irak, 1974


   Akıllı adam aklını kullanır, daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır.

Site Hakkında