RSS

Sanal Yalnızlıkların Çaresi

Tarih: Jun 14 2012

Bilişimin ve haberleşmenin çok hızlı yayıldığı günümüzde, internet üzerinden ortaya çıkan sosyal paylaşım sitelerinde kurulan sahte dünyalar, birçok kimsenin şuurunu ve düşüncelerini bozmuş durumda. Kitle iletişim araçlarının insanların zihnini ve kalbini işgal etiği ve benliğini ele geçirdiği bir çağda yaşıyoruz. Televizyonun ve bilgisayarın karşısında boy gösterip duran birer seyirciler ırkına döndük.

En basit bir örnekle yaşadığı apartmanda ki komşularını tanımayan hatta kapı komşusuna selam vermeyen insanların sanal âlemde, dünyanın bir ucundan arkadaş edinmesi, nasıl bir durumla karşı karşıya olduğumuz hakkında bir ipucu verebilir. Gazetelerin üçüncü sayfasında sıkça rastladığımız bir haber de uzun süre önce ölmüş bir insanın ta ki cesedi kokup etrafa yayılana kadar öldüğünden kimsenin haberinin olmaması. Bu nasıl bir yalnız kalıştır ki ölümünden bile kimsenin haberi olmuyor. Bir sinema artistinin özel hayatını ayrıntılarıyla bilen insanların dünyanın birçok yerinde zulme uğrayan Müslüman kardeşlerinin derdini bilmemesi de ayrıca ele alınması gereken bir konudur.

Bir gencimiz çevirip sorsak bize televizyon dizilerinde ki yardımcı oyunculara kadar ya da bir popçunun klipinde ki ayrıntılara kadar malumat verebilir. Ama aynı gencimiz bize aynı apartmanda yaşadığı komşularını sayamaz. Bu nasıl bir mantıktır ki uzağı yakın yakını uzak olarak algılama hastalığı kalpleri işgal etmiştir. İnsanlar yalnızlığın demir duvarları arasında mahkûmluğunu sanal âlemde daha da çoğaldıklarının farkında değiller. En iyi çözüm; selamı yaymak, sılayı rahim yapmak ya da namazları cemaatle kılmak olsa gerekir.

Sanal Yalanlar

Ortaya atılan yalanların sanki gerçekmiş gibi sunulması ve bunların sorgulanmadan kabul edilmesi sanal âlemde sıkça rastlanan bir durumdur. Bu haberlerin birçoğu bir merkezden ve kastlı bir şekilde yayılmakta bununla birçok gerçek çarpıtılarak insanların şuuru bulandırılmaktadır. Uzun süre burada ki haber sitelerini takip etmek insanın muhakeme yeteneğini köreltmekte kendine her sunulanı doğruymuş gibi kabul etme eğilimine itmektedir. Arada sırada kafayı kaldırıp başka pencerelerden de bakmak lazımdır. Sanal yalanlara karşı hakikatleri koruma ve yaşatma dernekleri kurulmalı insanlar kitap ve sünnet mihenginden meselelere bakmalıdır.

Sanal Pişmanlıklar

Ömrünün büyük bir kısmını internetin karşısında geçiren ve az gidip uz gittiği halde bir arpa boyu yol gidemeyen birçok insan eninde sonunda bu ömür nimetini buralarda harcadığı için pişmanlık duyacaktır. Sanal âlemi bir çöpçatanlık müessesi gibi görüp kendi yuvasını çatırdatanlar huzuru ve mutluluğu yanlış yerde aradıklarının farkına vardıklarında pişmanlık duyacaklardır. Ayrıca internet başında klavye mücahitliği yapanlar kaçırdıkları namazlar karşılarına çıkarıldığında pişmanlık ötesi bir nedamet duyacaklardır. Dünya hayatının bir oyun ve eğlence olduğunu unutan insanlar için son pişmanlık fayda etmeyecektir.

Sanal Korkular

Sanal âlemin köleleştirdiği birçok kişi sosyal paylaşım sitelerinin veya elektronik posta adresinin şifresini çaldırmaktan korktuğu kadar Allahtan korksa tüm korkular çözülecek. Ya da kredi kartı bilgilerini koruduğu kadar imanını şeytanın ve nefsinin şerrinden korusa, tüm sıkıntıları bitecek. Korkulması gerekenden değil korkulmaması gerekenden korkmaya başladığımızdan beri sayısız ıstırap kapımızı çalıp durmakta. Sanal âlemin bizi oyalayıp ebedi gayemizden bizi uzaklaştırmasına izin vermemiz gerekir. Korkulması gerekenden korkmak varken hayali korkular inşa edip bunların enkazı altında kalmak bir nevi ahmaklığın tezahürüdür.

Sanal Mezbeleler

Hindistan da ineğe gösterilen saygı ve sevgi ülkemizde birileri tarafından nedense Allaha ve kitaba gösterilmiyor. Sözlük,forum ve değişik sosyal paylaşım sitelerinde çeşitli isimler adı altında bir araya gelen bazı şahsiyetler perde arkasından şeytanın suflörlüğünü yapmayı ne zannediyorlar anlamak mümkün değil. Dinimizle ve kutsallarımızla alakalı açılan başlıkların altına her türlü hakareti yazan ve bununla da sanki iyi bir şey yapıyormuş gibi övünen bu insanlar hangi mantıkla bu suikastları yapıyorlar. Fuhşun ve zinanın her türlüsüne çanak tutan siteler ve kumarın her türlüsüne imkan sağlayan siteler kim bilir kaç kişinin hayatını çalmıştır. Çoğu site pis kokan bir çöp kutusu gibi aynı. Kapağını kaldırdığında ortalı pis bir koku sarıyor. Bunun için kapağı kaldırmamak en iyi çözüm olsa gerek.

Sanal Hayatlar

Dünyanın kendisini bir gölge bir rüya gibi gören tasavvuf anlayışımız bu rüya içinde ki rüyayı bu taklit içinde ki taklidi aşacak imkanlarıyla bize yeni bir dünyanın kapılarını açmaktadır. Gerçekten ortada ciddi bir hakikatten kopuş problemi var. Sanallaşan hayatlar ve ayakları yere basmayan sosyal ve bireysel ilişkiler çağımızın manevi bir hastalığı olarak çözüm bekliyor. Hayatı Hay isminin kapısında kul etmek varken kendi elimizle yaptığımız oyuncaklara maskara olmamız çok üzüntü verici bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

(Mehmet Baş)

Çağın Cehennem Hayatı ve Çaresi

Tarih: May 06 2012

İnsanlarda bazen kendi dünyasına çekilip tek başına yaşama arzusu doğar. Tek başına yaşayan insanın biraz sonra canı sıkılır, görüşeceği ve konuşacağı birini arar. Evde eşi, anne babası, çocukları, torunları varsa onlarla beraber olduğunda neşelenir. Bazen akrabalarının veya arkadaşlarının yanına gider, ailedeki herkes onun eksikliğini hisseder.

Ocak yani ortalama on aileden oluşan topluluk hayatı da böyledir. Ocak mensupları birbirlerini özlerler, birbirlerini ararlar. Aralarında kavga etmiş olsalar bile onlarla olmayı isterler. İşte bu beraber olma arzusu insanlarda gayet geniştir. Tüm dünyadaki insanlarla beraber olma arzusu vardır. Televizyon ve gazete veya günümüzde internet o insanlarla beraber olma arzusunun bir tezahürüdür. İnsan, özgürlüğünü koruyarak topluluk içinde olma özelliğinden dolayıdır ki bazen tek başına bazen de birlikte olma ihtiyacındadır.

Bugün şehirlerde yaşayan insanlar günün en az iki saatini dışarıda yolda yani trafikte geçirmektedirler. Sekiz saat çalıştıklarını kabul edersek hem zamanlarının dörtte biri boşa harcanmakta hem de trafikte karşılaştıkları insanlarla hiçbir ilişkileri yoktur. Bu durumda ormandaki ağaçlarla çevredeki insanlar arasında bir fark yoktur. Ayrıca bir yerde oturanlar başka başka yerlerde çalıştıkları için ortak sosyal yapı doğmamaktadır. Akşam eve geliyor, yatıyor, sabah işe gidiyor. Bu durumda insanlar adeta tek başlarına yaşıyorlar.

Bugünkü hayat şartlarında insan topluluğun ferdi olma özelliğini kaybetmiş. Kişi tüm varlığını “sigortalı olmaya” bağlamış, “emeklilik yaşına geldim” diye seviniyor. Emekli olduğunda rahat edeceğim, huzura kavuşacağım zannediyor. Emekli oluyor ve birden iş hayatından da kesiliyor, topluluktan tamamen kopuyor. Çocukları ve torunları bile artık onu istemez hâle geliyor. Çocuklar veya torunlar ‘anneciğim babacığım, dedeciğim nineciğim bende kal’ diyeceklerine; ‘yaşlılar sende kalsın’ yahut ‘yaşlılar huzurevine gitsin’ diyorlar! Bugün çocuk doğar annesiz büyür. Anne babalar evlat sevgisini tam yaşayamaz. Dede ve nineler yaşlanır torun sevgisini yaşamadan ölür.

İşte günümüzdeki böyle bir dünya çekilmez hâl almakta, dünya cehennem olmaktadır. Bu durumda acı duymasa yaşlanan insan hastalığa aldırmayacak. Onun için ölüm hiç de korkulu bir şey değildir, adeta kurtuluştur, çünkü seveni yoktur, arkasından gerçek anlamda üzüleni ve ağlayanı yoktur. Onun dünyadaki fonksiyonu yok olmuştur. İşte bu düzenin, bu hayat nizamının, insanı mutsuz eden ve dünyasını adeta cehenneme çeviren bu yaşama şeklinin bir an önce değiştirilmesi gerekmektedir.

Bu zalim düzenin alternatifi olan ve insanı gerçek anlamda dinî, ilmî, iktisadî, siyasî ve sosyal açıdan mutlu eden düzenin, sistemin, nizamın, hayatın ne olduğunu bu köşenin müdavimleri olarak çok iyi biliyorsunuz.

(Reşat Nuri Erol, 2012)

Başarılı Evlilik Anlayışı

Tarih: Apr 15 2012

Aile Çatımız Neden Çatırdıyor?

Tarih: Apr 14 2012

İki gün önce bir dostu tevâfuken ziyarete gittim. Konu çocuklardan açılınca askerde olan oğlunun bir ay sonra terhis olup geleceğini ve hemen de evlendireceğini söyledi. “Evleneceği kızı da bize havale etti. Gelinimizi biz bulacağız” dedi. Ben dostumun söylediklerini duyunca çok şaşırdım. O da şaşkınlığımı anladı ve:

– Niye şaşırdın? diye sordu.

– Bu zamanda gençler evleneceklerini kendileri buluyorlar. Oğlunuz gelin olacak hanımefendiyi size havale etmiş ya ona şaşırdım, dedim.

Daha 80’li yıllara kadar evlilikler şu şekilde iki yoldan biri ile oluşurdu:

Ya delikanlı bir kıza gönlünü kaptırır, büyüklerini devreye sokar, aileler gider dünürlük yapılır. Allah’ın emri Peygamberimiz’in kavli ile söz kesilir ve düğün yapılırdı. Veya görücü usulü tâbir edilen biçimde delikanlıya ailesi kız bakar uygun görülen hanımefendi kız adayı delikanlı ile görüştürürlerdi. Gençlerin oluru alınınca fazla uzatmadan adaylar düğün yapılarak evlendirilirlerdi. Evlilikler genelde denklik ve uyum üzerine kurulur sonu ve sonucu da iyi olurdu. Çünkü böyle evliliklerde kendi içinde denge vardı.

Günümüzde bu model demode oldu. Şimdilerde gençler pek çok faktörü dikkate almadan bekarlık eğilimlerine kapılarak evlenmeye karar veriyor. Geneli itibariyle ana-baba devre dışı bırakılıyor, tâbirimi mazur görün konu mankeni yapılıyor. Günümüzde öyle bir kesim oluştu ki, evlilik dışı birlikte yaşamayı tercih ediyor. Bu korkunç bir felakettir. Uzmanlar son yıllarda boşanma oranının % 45 arttığından yakınıyorlar. Günümüzde aile uyumunu zorlaştıran, bozan veya geçimsizliğe yol açan faktörler vardır. Bu faktörlere fırsat vermemek lazımdır. Evlilikleri bu noktaya getiren sebepler nelerdir? Birkaçını şöyle sıralayabiliriz:

  • Kadın evinden çıkarılıp iş hayatına sokulmuştur. Bu da birçok handikabı beraberinde getirmiştir. Bu durum erkeğin otoritesini tartışılır hale sokmuştur. Dolayısıyla ailede pek çok geçimsizlik ortaya çıkmıştır.
  • Modernite sebebiyle kadın-erkek ihtilatının (birlikteliğinin) had safhaya çıkmasıyla çiftlerin sadakati de büyük oranda darbe almıştır. Eşlerin önemli bir kısmı eşlerini aldatmaya başlamışlardır. Konu ile ilgili gözlem yapan uzmanlar erkeklerin önemli bir bölümünü gayr-i meşru ilişkilerini çalıştıkları işyerindeki kadınlarla kurduklarını ifade ediyorlar.
  • Evlilik dışı ilişkilerin sebepleri anlatılırken cep telefonları ve çetleşmeler de bu hareketin başını çektiği ifade ediliyor.
  • Televizyon dizileri sadakatsizliği cazip hale getiriyor.
  • Kadının ekonomik özgürlüğü boşanmaları çoğaltıyor.
  • Tüketim çılgınlığı aileyi sarsmaktadır.

Evlilikleri bu noktaya taşıyan sebepler daha da artırılabilir. Tedbir alıp sebeplere meydan vermemek lazım.

Ailevi Lezzet

Tarih: Apr 02 2012