Finansal Darbenin Bahanesi İrticaydı
Bin yıl süreceği iddia edilen bir süreçti: 28 Şubat. Mimarlarının çoğu yani ateşi yakan askeri cenah bugün yargılanıyor ama bu ateşe odun taşıyan sivil ve bürokrat ve işadamı kesimi hala dışarıda. On binlerce mağdur üreten ve gelecek nesillerin varlıklarını da tüketen, milleti yoksulluğa mahkûm eden bu zihniyet bin yıl geçse de unutulmamalı.
O dönemde yaşananların kısaca özetleyelim:
1995 Genel seçimlerinde partiler tek başına iktidar olacak oyu alamayınca uzun süren koalisyon arayışları başladı.
Çiller ile Erbakan dönüşümlü Başbakanlık yapmak üzere el sıkıştı.
Ve Erbakan Başbakan oldu.
54′üncü hükümetle birlikte sandığı küçümseyen kesim tarafından korku senaryoları da bir bir sahnelenmeye başladı.
İşin sivil ayağı belki askerden çok daha fazlaydı.
Korku senaryolarıyla ilgili her gün ekranlarda haberler yapılıyor, gazetelere manşetler atılıyordu.
O dönemde medyada işlenen senaryolar şöyleydi;
İmam hatip liseleri şu anda şu kadar mezun veriyor, filanca yıl geldiğinde şu kadar imam hatip mezunu olacak.
Yeşil sermaye şuralarda şöyle gelişiyor. Şeriat için para topluyorlar vb. rapor süsü verilmiş masa başı senaryolarla o dönemin gazete ve televizyonlarıyla sürekli korku pompalıyorlardı.
Olayları fişlemeler takip etti.
İşadamları ve şirketler fişlendi. Hatta fişleme olayı o kadar abartıldı ki sokak satıcılarına, büfelere kadar indi.
İmam Hatiplere ilgiyi azaltmak için meslek liselerinin ortaokul kısımları kapandı.
Üniversitelere giriş, katsayı uygulaması ile engellendi.
O dönemin işadamları ve büyük şirketleri, gerek korkudan gerekse yaranmak için bu zihniyetin yanında yer aldılar.
MÜSİAD üyesi bine yakın şirket, süreçte zarar görmemek, muhafazakâr tanınmamak için üyelikten ayrıldı.
Ankara Sincan‘da caddelerde yürütülen tanklar bu sürecin sembolü oldu.
Türk-İş, TOBB, DİSK, TESK ve TİSK hemen harekete geçti.
5′li, silahların gölgesinde, hükümete karşı sözde sivil hareket başlattı.
‘Şeriata Karşı Kadın‘ yürüyüşleri organize edildi.
Sonunda 28 Şubatçıların istediği oldu, Başbakan Erbakan istifa etti.
Bu istifayla birlikte, korku senaryoları yerini siyaset mühendisliğine bıraktı.
Demirel, Çiller’e değil Yılmaz‘a hükümeti kurma görevi verdi.
O süreçte siyasi krizleri ekonomik krizler takip etti.
Türkiye ekonomik olarak adeta diz çöktürüldü.
Batan bankaların maliyeti 80 milyar dolar olarak açıklansa da maddi kayıpların toplam 300 milyar doları bulduğu hesap ediliyor.
Peki 28 Şubat’ta kimler zengin oldu?
28 Şubat döneminde, batan Etibank, Interbank ve Sümerbank‘ın yönetiminde bulunanlar emekli askerlerdi.
Bu bankalardan türlü yollarla başka kanallara aktarılan paraların akıbeti ise neredeyse hala bilinmiyor.
28 Şubat aynı zamanda finansal darbeydi.
Darbe sürecinde GSMH 200 milyar dolardan 150 milyar dolara düştü.
Ekonomi yüzde 9.5 küçülmüştü.
1996′da 80 milyar doların altında olan dış borç 115 milyar doları geçti.
Konsolide bütçe gelirlerinin yüzde 80′i faize gitmeye başladı.
Aynı oran, 1966′da yüzde 55 idi.
Bunlar maddi kayıp.
Binlerce başörtülü mağdur, yüzlerce Kur’an kursu ve İmam Hatip Okulu, yüzlerce YAŞ’zede.
Bunlar da manevi kayıp oldu.
Türkiye’nin dünyanın ilk 10 ekonomisine girme hedefine de set çekildi.
Kendimizi kandırmayalım. Bu süreç hala devam ediyor.
Bittiğini ilan etmek bu zihniyetin ekmeğine yağ sürer.
İstiklal Marşı şairimiz Mehmet Akif, “Tarihi tekerrür diye tarif ediyorlar, Hiç ibret alınsaydı tekerrür mü ederdi?” diyor.
İbret almazsak 28 Şubat’lar tekrar eder.
Günün sözü:
Tarih, muazzam bir erken uyarı sistemidir. (Normun Coisins)
(Yaşar Süngü, Şubat 2012)
Binbaşı mı Köpek Bakıcısı mı?
TSK bünyesindeki kimi üst düzey komutanların emir subaylarının ne gibi işlerle meşgul edildiğine son örnek Çanakkale’de yaşanıyor. Yeni Akit’ten Furkan Altınok’un haberine göre, 2′nci Kolordu Komutanı Korgeneral Raif Akbaş’ın eşi Yesire Akbaş‘ın kocasının Binbaşı rütbesindeki Emir Subayı’na “köpek bakıcısı” muamelesi yaparak, “köpeğinin dişlerini iyi temizletmediği” gerekçesiyle fırça attığı ortaya çıktı.

2. Kolordu Komutanı Korgeneral Raif Akbaş
Bu skandal olayın delili olarak, sosyal paylaşım sitesi youtube’da yayına konulan bir ses kaydı gösteriliyor. Ardından başka sitelerin de alıntılayarak yayınladığı ses kaydındaki kişilerin, 2′nci Kolordu Komutanı Korgeneral Raif Akbaş’ın eşi Yesire Akbaş ile Akbaş Paşa’nın Emir Subayı İbrahim Binbaşı olduğu iddia ediliyor. Kayıttan, ikili arasında “köpeğin diş temizliği”nin konuşulduğu anlaşılıyor. İnternet sitelerinde “Korg. Raif Akbaş’ın Eşi Yesire Hanımın Köpeğinin Dişleri” başlığıyla yayına konulan ses kaydının dökümü şöyle:
AKBAŞ HANIM: İbrahim Bey nolmuş? Bu veteriner hiç öyle Osman Beyin temizlediği gibi temizlememiş dişlerini. Yani fırçayla olacak şey mi?
EMİR SUBAYI BİNBAŞI : Şey, o silikon bir şey. Sıvı bir şey sıktı ağzına. İyice kendi parmağıyla ovuşturdu hanfendi ama.
AKBAŞ HANIM: Yani böyle mi olur. Hiç mi ben yaptırmadım. Kar gibi bembeyaz çıkıyordu, Osman Beyden.
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: O sadece o sıvı şeyi sürdü.
AKBAŞ HANIM: Yani onu biz de yaparız. O sıvıyı sıkıp fırçayla. Böyle değil ki, benim istediğim. Hani böyle sıkıyor. Ondan sonra böyle normal dişçide temizler gibi ağzını alıyor. Bütün diş etrafındaki bütün o tartarları temizliyordu Osman Bey. Pırıl pırıl ediyordu dişleri.
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Yok Hanfendi, öyle bir şey yok. Öyle bir şey yapmadı yani. Ne yapalım. Tekrar sorayım mı?
AKBAŞ HANIM: Yalnız öyle diyelim yani. Olmaz ben onu normal dişçide hani öyle sıkıyordu fısfısı normal diş temizliği gibi hani büyüklere yapılan diş temizliği var ya.
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Evet
AKBAŞ HANIM: Öyle yapıyordu Osman Bey. Onu bir sorun bakayım yapabilecek mi?
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Ankara’da mı Hanfendi.
AKBAŞ HANIM: Evet. 7. caddede. Onu bir soralım bakalım yapabilir mi?
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Tamam Hanfendi.
AKBAŞ HANIM: Yani hiçbir değişiklik yok ki ağzında. Resmen komik. Ben de bunun sıvısını alıyordum içme suyuna koyuyordum, birkaç damla tartar oluşmasın diye o da onun spreyi yani.
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Jel kremi gibi.
AKBAŞ HANIM: Evet
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Tartarı
AKBAŞ HANIM: O şekilde temizleyemez mi o? Normal diş temizler gibi.
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Ben o kadar teferruatlı bir şey görmedim onda. Yani Hanfendi bilmiyorum yani. Genelde böyle besi hayvanı üzerine biraz şeyi alanı.. Yani öyle kedi köpek türü evcil hayvan değil de genelde besi çiftlik hayvanı üzerine.
AKBAŞ HANIM: Dişçiden alıp o alet yok mu onda ya? Diş temizleme. Hiç mi buradaki köpeklerin diş temizliğini yapmıyor?
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Bilmiyorum hiçbir şey yapmadım Hanfendi de bir sorayım. Bilgisi var mı bakayım bir. Ama olsaydı orda yazardı zaten.
AKBAŞ HANIM: Bir soralım bakalım İbrahim Bey.
EMİR SUBAYI BİNBAŞI: Tamam Hanfendi.
(2012-01-15)
Buradan sevgili hayvanseverlere adaletli bir öneri: Her ne kadar insanları pek sevmeseniz de, eğer hayvanları çok seviyorsanız ve biraz vicdanınız da varsa, evnizdeki köpeğinize aylık yüzlerce dolar masraf yapacağınıza sokaktaki yüzlerce hastalıklı köpeklerden birkaçını bari kurtarsanız olmaz mı?
En Ucuz Asker Bizim Asker
Başbakan Tayyip Erdoğan, aylardır merakla beklenen “bedelli askerlik” koşullarını açıkladı:
30 yaş, 30 bin lira!
Salondan beklenen alkış çıkmadı.
Yaş da yüksek, bedel de yüksek bulunmuştu.
Başbakan niye böyle olduğunu izah etti hemen:
1- Terörle mücadele zaafa uğramasın diye,
2- Elde edilecek gelirle şehit ve gazi ailelerine sosyal yardımlar, tesisler yapılsın diye.
Böylece, bedelli aşağı bedelli yukarı tartışması da şimdilik bitmiş oldu.

Askerlik Yan Gelip Yatma Yeri Değildir !
Bedel Var, Askerlik Yok
Peki bu düzenlemeye “bedelli askerlik” demek ne kadar doğru?
Ortada bir bedel var ama askerlik yok. Bedelini ödeyen bir gün bile askerlik yapmayacak. Hiç kışlaya gitmeyecek.
21 gün olsa bile temel askerlik eğitimi görmeyecek.
Parayı Verecek Tezkereyi Alacak
O halde buna “bedelli askerlik” değil, “askerliğin bedeli” desek daha doğru olmaz mı?
Askerlik şubesi yerine banka şubesi
Eskiden celp dönemlerinde, askerlik şubelerinde kuyruk olurdu. Şimdi askerlik şubelerinde değil banka şubelerinde kuyruk olacak.
İster misiniz bir de televizyonda banka reklamları başlasın:
- En ucuz asker bizim asker!
Veya:
- Faiz ödeme, katılım payı öde, faizsiz bankacılık bizde!
Bankalar arasında yarış başladı bile.

Askerlik Banka Faiz Soygunlarına Yağ Sürme Yeri Değildir !

Askerlik Şubesi Bir Banka Şubesi Yeri Değildir !
Parası Olmayan Ne Olacak?
Kamu hizmetleriyle ilgili düzenlemelerde eşitlik esas olmalı.
Bir bedel karşılığında askerlik hizmetinden muaf tutulmak bir “yasal hak” olarak düzenleniyorsa, bu hak eşit olarak verilmeli.
Paran yoksa kredi al, demek de bu eşitliği sağlamaz.
Bu açıdan bakıldığında, bu parayı ödemesinin mümkün olmadığı belgelenenler için bedel yükümlülüğü olmamalı.
Amaç bakaya birikimini eritmekse, parası olmayan da yararlanmalı.

Askerlik Ucuz Havalar Atma Yeri Değildir !

Askerlik Beleş Rütbe Alma Yeri Değildir !
Kaçak Ordu
Yetkililer bedel ödeyerek askerlik hizmetinden muaf tutulacakların sayısının 460 bin civarında olacağını açıkladılar.
Demek ki 460 bin genç bir şekilde askerden kaçmış.
Genelkurmay Başkanlığı silah altındaki er ve erbaş sayısını 465 bin olarak açıkladı.
Demek ki bizde dünyanın 6. büyük ordusundan iki tane varmış, biri kaçak.

Askerlik Dayısız Fukaranın PKK Önüne Sürülme Yeri Değildir !

Askerlik Ucuz Palavralar Atma Yeri Değildir !
Gelecek İtirazlar
Bedel karşılığında askerlik hizmetinden muaf tutulma yasasına kuşkusuz eşitlik açısından ciddi itirazlar yapılacaktır.
Örneğin 30 yaşından gün almamış ama almasına günler kalmış olanlar “bizim günahımız” ne diye soracaklardır.
Keza 30 yaşını birkaç hafta veya ayla kaçıranlar ve hatta 27-28 yaşında olanlar da.
30 yaşındakinin askerlik yapmaması terörle mücadeleyi zaafa uğratmıyor da 29,5 yaşındakinin askerlik yapmaması neden terörle mücadeleyi zaafa uğratıyor sorusu gelecektir.

Askerlik Korkaklık Yeri Değildir !
Yamalı Bohça
Devlet memurluğu sistemimiz gibi askerlik sistemimiz de yamalı bohça gibi.
Ne ararsan var.
Askerlik sisteminin de yeni bir düzene ihtiyacı olduğu çok açık.
Zorunlu olacaksa eşitlik esasına dayalı; profesyonel olacaksa, ulusal savunma hizmetini en iyi şekilde yerine getirecek, teknoloji ve hareket yeteneği yüksek, caydırıcı etki yaratacak bir silahlı kuvvetler sistemi gerekiyor.
(Fikret Bila, Milliyet, Kasım 2011)

Askerlik Vatan Hizmetini Parayla Satın Alma Yeri Değildir !




