Tasarruf Ampülleri Ne Kadar Çevreci?
AB’nin akkor ampullerle ilgili düzenlemesinin ardından enerji tasarruflu ampul üreticilerine gün doğmuştu. Peki, bir dönem yere göğe sığdırılamayan enerji tasarruflu ampuller ne kadar çevre dostu?
Enerji tasarruflu ampullerin sakıncaları sağladıkları enerji tasarrufu nedeniyle uzun süre göz ardı edildi. Çünkü enerji tasarruflu ampuller fazlasıyla tutumluydu, flüoresan lambalar gibi rahatsız edici titremeler yapmıyordu ve ömürleri biraz fazlaca abartılmış olsa da yine de akkor ampullere göre daha uzundu.
Ancak birçok kişi Brüksel’in akkor ampulle ilgili düzenlemesinin endüstrinin baskısı sonucu hayata geçirildiğini düşünüyor. Bu görüşü savunanlardan biri de “Bulb fiction” yani “Ampul uydurmacası” adlı bir belgesel film çeviren Avusturyalı film yapımcısı Christoph Mayr. Mayr, “Filmin konusu aslında ne akkor ne de enerji tasarruflu ampuller. Asıl konu işleyiş. Akkor ampul yasağı AB vatandaşlarının haklarına yapılmış benzeri görülmedik bir saldırıdır” yorumunu yapıyor.

Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk
Enerji tasarruflu ampullerle birlikte Avrupalıların evlerine bol miktarda cıva da girdi. Enerji tasarruflu ampullerin beş miligrama kadar cıva içermesine izin veriliyor. Ancak cıvanın zerresi bile son derece zehirli. Bu nedenle sözde çevre dostu ampullerin pil gibi zehirli çöplerle birlikte ayrıştırılması gerekiyor. Fakat enerji tasarruflu ampullerin sadece yüzde yirmisi bu şekilde ayrıştırılıyor. Geri kalansa diğer çöplerle birlikte atıldığı için çevreye büyük zarar veriyor.
Viyana Teknik Üniversitesi Atom Enstitüsü’nden radyofizik uzmanı Georg Steinhauser, “Ben bu düzenlemenin çok büyük eksiklikleri olduğunu düşünüyorum. Çünkü bir ampuldeki cıva miktarı ancak ampulün kırılarak açılmasıyla tespit edilebiliyor ve bu sırada gaz şeklindeki bileşikler havaya karışıyor. Yönetmelikte bununla ilgili bir yorum yapılmamış. Bu analiz sonuçlarını dramatik bir biçimde değiştirebilecek sistematik bir hata yapıldığı anlamına geliyor” açıklamasını yapıyor.
‘Sonuçları en kısa sürede yayımlayacağım’
Steinhauser yaptığı araştırmaları bilimsel bir çerçeveye oturtur oturtmaz yayımlayacağını, çünkü Brüksel’in ampul düzenlemesiyle ilgili değerlendirmenin 2014 yılında yapılacağını belirtiyor. Steinhauser şöyle konuşuyor: “Bana göre ne enerji tasarruflu ampuller için izin verilen en yüksek miktar olan beş miligram, ne de bir miligram cıva bile soluduğumuz havaya karışmamalı. Bu kabul edilir bir şey değil.”
Cıvanın çevreye zararlarını kabul eden ve bundan hoşnut olmadığını söyleyen çevre örgütü Greenpeace’den Niklas Schinerl ise, enerji tutumlusu ampuller sayesinde yılda 30 milyon ton karbondioksit tasarruf edildiğine vurgu yapıyor. 1 Eylül 2012 tarihinden itibaren Avrupa’da akkor ampul satılamayacak ve AB sınırları içinde sadece C sınıfı enerji tasarrufu belgeli ampullerin satışına izin verilecek.
(Almanyanın Sesi, Ocak 2012)
Gulf Stream
Gulf Stream ya da Körfez Akıntısı Kuzey Atlantik Akıntısı’nın bir parçası olan, Meksika Körfezi’nden başlayıp İngiltere’nin kuzeyine kadar devam eden sıcak su akıntısı. Kuzey Ekvator Akıntısı’nca beslenir. Avrupa’nın kuzeyindeki iklimi yumuşatarak yaşanabilir kılar.
Rotası: Körfez akıntısı, yolculuğuna Meksika Körfezinden başladıktan sonra Kuzey Amerika’nın doğu kıyılarını takip ederek, Florida kıyılarına oradan da Newfoundland’a hareket eder. Akıntı bundan sonra Atlantik Okyanusunu geçer ve 30°D, 40°K dolaylarında ikiye ayrılır; bir kolu Avrupa’nın batı kıyılarına ulaşır, öteki ise Batı Afrika kıyılarına doğru hareket eder.
Hızı ve Sıcaklığı: Akıntı’nın Meksika Körfezi’ndeki hızı 3,5 knot (6,5 km) olarak ölçülmüştür. Buradaki debisi 30 milyon metreküptür ki Missisipi Nehri’nin birkaçyüz katıdır. Hatteras Burnu’nda hızı 1 knot’a kadar düşer. Kıta sahanlığından akan akıntının sıcaklığı Kıtanın sahilinden akan soğuk güney akıntısıyla ‘Soğuk Duvar’ adı verilen yapıyı oluşturur. Burada akıntının derin mavi suları diğer sulardan rahatlıkla ayırd edilebilir.
Etkileri: Körfez Akıntısı’nın en temel etkisi, Avrupa’nın kuzeybatısının ısınmasını sağlamasıdır. Matematik konumu düşünecek olursak, Kuzey Avrupa Sibirya ile aynı enlemdedir. Ancak akıntı, Kuzey Avrupa’nın, özellikle de İngiltere’nin ikliminin ılıman ve nemli olmasını sağlamaktadır. Bölgede limon ve çeşitli astropik bitkilerin yetişmesi buna bağlıdır.
Yeni Bir Buz Çağına Giriyoruz
Sıcak su akıntısı olan, Gulf Stream akıntısının ivme kaybettiği belirtiliyor. Meksika Körfezi’nden çıkan Gulf Stream akıntısı, kuzey doğuya doğru İskoçya’nın yakınlarından kutba doğru gidiyor ve orada çökerek tekrar soğuk su akıntısı olarak geri dönüyor. Ekvator ile kutuplar arasındaki sıcaklık farkını dengelemeye çalışan Gulf Stream akıntısı, yukarı enlemlere hareket eder.
Gulf Stream akıntısı gelip kuzeye doğru ilerlerken, Kanada tarafından kutuptan gelen soğuk hava, denizdeyken Gulf Stream akıntısı üzerinden geçer; ısınır ve ılımanlaşır. Batı Avrupa bu yüzden ılıman bir iklime sahiptir. Bu ısınan soğuk hava ülkemizin de ılıman bir kış geçirmesini sağlıyordu. Bu çevrimin durması, yeni bir buz çağının başlaması demektir. Bu çevrim daha önceleri durmuş veya yavaşlamış ve her defasında küresel iklim değişimleri yaşanmıştır.
Tarihte küçük buz devri diye adlandırılan çeşitli dönemler yaşandı. 17. yüzyılın ikinci yarısında kuzey yarı küreyi etkisi altına alan soğuk yaşamı büyük ölçüde değiştirmişti. Fransız ordusu, donan nehirlerin üzerinde yürüyerek Hollanda’yı kuşatmıştı. İzlanda’da nüfusun yarısı soğuktan donarak ölmüştü.
Bu, tarihte ilk değildi. Ondan bir kaç yüz yıl önce 1420 ile 1570 arasında yine benzer bir buz devri yaşanmış, Greenland’daki Viking kolonilerinin üzerinde yaşadığı verimli topraklar devasa buzul kütlelerine dönüşmüştü.
İşin ilginci bu iki mini buz devrinde de güneşin rolünün olması. Güneşin içinde süregelen faaliyetler ile dünyada yaşanan iklim değişiklikleri arasında ciddi bir bağlantı bulunuyor.
Küresel ısınmanın, iklim bozulmaları üzerine olan etkisi tartışmasız bir gerçektir. Bu yıl yaşadığımız sert kışın sebeplerine BP şirketinin petrol kuyusunun yarattığı çevre felaketini de eklemek yerinde olur. Meksika Körfezi’nde, Nisan ayında oluşan bir patlama sonucunda 757 milyon litreden fazla petrol denize akmıştı. Gulf Stream akıntısı, Obama yönetiminin BP’ye, kulanması için izin verdiği petrol sızıntısını gizleyen Corexit isimli çözücü nedeni ile dengesini kaybetti.
Meksika Körfezindeki İngiliz petrol şirketi BP’ye ait kazanın etkileri
Gulf Stream akıntısı ile İngiltere kıyılarına kadar ulaşmıştı – Nisan 2010
Yaklaşık iki milyon galon Corexit ve birkaç milyon galon diğer dağıtıcılar, 200 milyon galonun üzerinde ham petrolün çoğunlukla okyanusun dibine çökmesine neden oldu. Çok geniş bir alanı kaplayan bu büyük miktardaki ham petrol, sıcak su akışının sınır tabakasını bozdu. Ciddi bir şekilde Gulf Stream akıntısını ve Kuzey Atlantik Akıntı sistemini etkiledi.
Bu durumun Gulf Stream akıntısını ve Kuzey Atlantik Akıntısını zayıflattığını ve Kuzey Atlantik sularının sıcaklığında 10 °C azalmaya neden olduğunu söyleniyor. Gulf Stream akıntısı, tüm Kuzey Yarıküre üzerinde ve belki de tüm dünyada iklim modelleri ve hava durumunu doğrudan etkilemektedir. Değişimleri birlikte göreceğiz. Biz bu tür felaketlere göz yumdukça doğa bize karşılık verecektir.
Küresel sermayelerin dizginlenemez para kazanma hırsı, ekolojik felaketlerin yanı sıra yarattıkları ekonomik, sosyal ve askeri karmaşalar ile dünya yaşanılmaz bir hal almaya devam ediyor.
(Yusuf Kaya, Meteoroloji Yüksek Mühendisi)





