RSS

Bu Bölümler Muhteşem Yüzyıl’da Yok

Tarih: Apr 12 2012

Düşünün; hava buz gibi. Camiye gittiniz. Şadırvan da abdest alacaksınız ama buz gibi su içinizi titretiyor. Tam o anda elinde ibrik yanınızda bir genç bitiyor.

“Buyurun Beyefendi” diyor. “Abdestinizi sıcak suyla alın”

Şaşırıyorsunuz. Sonra gencin yakasındaki karta ilişiyor gözünüz:

Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı Görevlisi!” yazıyor.

Ya da tam tersi. Ağustos sıcağı, dilinizi damağınıza yapıştırmış. “Şöyle buz gibi bir su olsaydı” diye içinizden geçirirken, bir bardak uzanıyor elinize. Suyu kana kana içiyorsunuz, içiniz ferahlıyor. Teşekkür etmek ve eline üç-beş kuruş tutuşturmak için bardağı uzatan gence dönüyorsunuz. Ama o parayı kabul etmiyor. Daha da şaşırıyor ve “Sen de kimsin?” diyorsunuz. “Ben” diyor genç; “Yaz Günleri Soğuk Su Dağıtma Vakfı Görevlisiyim”

Bitmedi, çok fakirsiniz. Evlilik çağına gelmiş bir kızınız var. Ama çeyizi bile yok. Bir gün akşam karanlığı çökmek üzereyken, kapınız çalıyor. Kapıda iki bayan; ellerinde paket paket danteller, el işlemeleri, çeyizlik havlular, saten örtüler.

Gözünüz yaşlı, sesiniz titrek soruyorsunuz; “Siz de kimsiniz?”

“Biz” diyorlar. “Fakir Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı‘ndan geliyoruz”

Şaka gibi geliyor ama inanın bunların hepsi gerçek.

Hem de bundan 500 yıl önce bu topraklarda yaşanıyordu.

Nereden mi biliyorum? Vakıflar Genel Müdürlüğü, harika bir çalışma yapmış.

Osmanlı‘da kurulan vakıfların listesini çıkarmış.

İnsan okudukça çarpılıyor, tüyleri diken diken oluyor.

Yarabbi bu nasıl büyük bir medeniyettir, nasıl üstün bir meziyettir” demekten kendini alamıyor. Kimisi 15. yüzyılda kurulmuş, kimisi 16. yüzyılda.

Hani Türkiye ilerliyor, demokratikleşiyor, sivil toplum güçleniyor deniyor ya.

Hepimize kapak olsun, işte Osmanlı’da kurulan vakıflar:

Güzel Yazı Öğretme Vakfı, Sokak Hayvanlarına Ekmek Verme Vakfı, Hastalara Evinde Bakma Vakfı, Kızlara Çeyiz Hazırlama Vakfı, Duvar Yazılarını Silme Vakfı, Kadın Sığınma Evi Vakfı, Sıcak Pide Dağıtma Vakfı, Yaz Günlerinde Soğuk Su Dağıtma Vakfı, Kışın Abdest Alanlara Sıcak Su Temin Etme Vakfı, Sıcakta Sebillere Kar Koyma Vakfı, Yol Güvenliğini Sağlama Vakfı, Helalleşme Vakfı, Hristiyan Esirleri Kurtarma Vakfı, İlkokul Hocalarına Tütünü Yasaklama Vakfı, Yoksul Mahkumlara Harçlık Verme Vakfı, Güvercinhane Yaptırma Vakfı, Leylekleri Koruma Vakfı, Dara Düşenlerin Vergisini Ödeme Vakfı, İflas Eden Tüccarlara Yardım Vakfı, İlmi Kitapları Bağışlama Vakfı, Şehit ve Sahabe Türbelerini Tamir Etme Vakfı, Şehir Estetiğini Koruma Vakfı, Hayvanlara Mera Açma Vakfı.

Daha onlarcası var. Ama hepsini yazmaya imkan yok. Ancak şimdi siz karar verin;

500 yıl önceki Osmanlı mı ileri, yoksa hala bir Anayasa’yı bile yapamayan biz mi?

Bu afiş de nerden çıktı!

Önceki gün İstiklal Marşı’nın kabulünün 91’inci yılıydı.

Merhum Akif‘in İstiklal Marşı’nı yazdığı Tacettin Dergahı’ndaki programdan dönüyordum. Yol boyunca yukarıdaki bilboardlar takıldı gözüme.

Başkent bu afişlerle donatılmış:

Maymundan mı geldik – Topraktan mı?

Şaşırdım! Nerden çıktı şimdi bu Allah aşkına.

Böyle bir tartışma mı var?

Kemal Kılıçdaroğlu Evrim’le ilgili bişey söyledi de biz mi atladık?

Tamam Seda Sayan’ı, İbrahim Tatlıses’i, Nagehan Alçı’yı anladık.

Ama rayting uğruna, Milli Mücadele’nin başkentini böyle tuhaf bilboardlarla doldurmak da neyin nesi.

CHP’nin Halk TV’si, Murdoch’un Fox TV’si yapsa altında bir sürü komplo teorisi ararız.

Beyaz TV olunca onu da yapamıyoruz.

Çünkü kanalın patronu Osman Gökçek.

Milli ve manevi değerlere bağlılığı ile bildiğimiz Melih Gökçek‘in oğlu.

Bu tür tuhaf programlar yerine; mesela “Mehmet Akif’in Hayatı” anlatılsa,

Başkent de Akif’in afişleriyle donatılsa daha güzel olmaz mıydı?

(Mustafa Yılmaz, Mart 2012)

Futbolcu İntiharları Neden Artıyor?

Tarih: Dec 01 2011

İntihar; kendi hayatımı kendi istediğim şekle çeviremiyorsam, düzeltemiyorsam da, bırakır giderim, demenin en hüzün verici yoludur.

Haftanın haberlerine göz atarken en çok ilgimi futbolcu intiharlarının çoğalması çekti.

Çoğalan onların intiharı mı yoksa onları intihara iten sebepler mi diye düşündüm, elbette sebepler diye cevap verdim kendime.

“Kendine kıyıcılık” dediğimiz bir durumu insan niye gerçekleştirir?

Değişen dünya düzeni, her yerde benzer kişilik özellikleri ortaya çıkarmaya başladı. İntihar eden futbolcuların geçmişleri incelendiğinde, intihar gerekçesi olarak önümüze çıkan nedenler, sorunlarla karşılaşmaları ve bu sorunlarla baş edemediklerinde kendi canlarına kıydıkları gerçeği. Ne kadar acı değil mi?

Sizlere biraz fazla iddialı gelebilir ama, ben profesyonel futbolun insanların başına bela olduğunu düşünenlerdenim.

Geçmişte söylenen “Din afyondur!” sözlerinin, günümüzde “Futbol afyondur” ifadesiyle yerdeğiştirdiğine inanıyorum. İnsanları, sosyal bilinçten uzaklaştıran afyon! Üstelik afyon olmakla kalmayıp, izleyenlerini fanatizm adı altında tehlikeli durumlara sokarken, oyuncularını stres altında tutarak, canlarına kıymaya kadar gitmelerine neden olacak bir afyon!

Kişilerin sahaya fırlayıp, terleye eğlene oynadıkları amatör futbolu hep sevdim!

Birilerinin fahiş rakamlarla yatıp kalktığı, içinde şikelerin döndüğü, onbir oyuncu oynayıp dünyanın parasını kazanırken, evinde yiyecek ekmeği olmayan fanatiğin, takımı için en yakın arkadaşlarıyla bile kavga edişini hiç sevmedim!

Kızmayın bana ama gençlerimizin hayallerini kirletiyor futbol.

– Büyüyünce ne olmak istiyorsun delikanlı?

– Futbolcu.

– Hımmm. Niye?

– Mehtap hanım görmüyo musunuz dünyanın parasını kazanıyolar. Gece hayatı eğlence! Ohhh gel keyfim gel. Babama baksanıza o kadar üniversite okumuş, müdür olmuş 3 kuruş maaş alıyo, hiç bi istediğimi almıyolar bana. Bi de geçmiş karşıma oku oğlum diyooo. Aptal mıyım ben. Bizim ordaki futbol kulübüne yazılıcam ben.

Bir memlekette, her iki gençten birisi futbolcu olmak istiyorsa eğer, o memleketin sosyal değerleri ve kalitesi yerin dibine batmış demektir! Hepimize geçmiş olsun anlayacağınız!

Ve imrenilen bu insanların çoğu mutlu değil.

Evet büyük takımlarda oynuyorlar, iyi paralar kazanıyorlar, şöhreti yakalıyorlar, ünlü oluyorlar, fanatikleri tarafından çok seviliyorlar, ama mutlu değiller. Kendilerini öldürüyorlar.

Kazanılan para, ele geçen şöhret sorunların üzerini örtmüyor demek ki. Hatta çok kereler sorunun kendisi bile olabiliyor.

Sonuçta bu kişiler insan. Zorlukları var. Atlatamadıkları, üstesinden gelemedikleri. Tüm dünyanın gözü önünde olmak için geldikleri o şaşalı yerden, yine dünya insanlarının gözleri önünde yokolup gidiyorlar.

Ve dışardan bakıldığında ne kadar şaşalı görünse de, insanlar kitleler halinde bu kişilerin yaşam biçimlerine imrense de, kimselere anlatamıyorlar kendilerini. Kalabalıklar ve sevenler arasında yapayalnız hissediyorlar. bırakıp gidiyorlar.

(Psikoterapist Mehtap Kayaoğlu, 30 Kasım 2011)

Futbol Dünyasını Sarsan Ölümler

Futbol tarihi, yürek burkan olaylarla dolu. Arabada, stadyumda, apartman dairesinde, küvette, bazen de tren raylarında. Geçtiğimiz günlerde Galler Milli Takım Teknik Direktörü Gary Speed, 42 yaşında hayatını kaybetti. Polis, Speed’in kendisini asarak intihar ettiğini açıkladı. Nitekim futbol tarihi, yürek burkan olaylarla dolu. Arabada, stadyumda, apartman dairesinde, küvette, bazen de tren raylarında. Kimi kadro dışında kaldığı, kimi ciddi şekilde sakatlandığı, kimi eşcinsel olduğu, kimi de annesiyle kavga ettiği için. Futbol dünyasından birçok isim, arkasında birer veda mektubu bırakıp yaşamlarına son verdi. İşte intihar eden futbolcular.

1918: Nacional’ın yıldızı Abdon Porte, yedek kaldıkan sonra bir gece yarısı takımının oynadığı sahanın ortasında kafasına silah dayayıp intihar etti.

1927: Litvanyalı orta saha oyuncusu Alberts Tarulis, annesiyle kavga ettikten 3 kafta sonra kendisini astı.

1930: İskoç Hughie Ferguson, Dundee forması giydiği dönemde sakatlık nedeniyle depresyona girdi ve gazla intihar etti.

1931: Alfons Novickis, 25 yaşında alkol tedavisi görürken yaşamına son verdi.

1939: Almanlar’ın Avusturya’yı işgal etmesi nedeniyle Naziler’e meydan okuyup Almanya Milli Takımı’nda oynamayı kabul etmeyen Matthias Sindelar, Viyana’daki apartman dairesinde ölü bulundu. Ölüm nedeni olarak karbonmonoksit zehirlenmesi gösterilirken, Naziler tarafından katledildiği iddia edildi.

1968: İngiliz Brian Hill, 31 yaşında Club Brugge forması giydiği dönemde intihar etti.

1977: Leonard Adamov, 36 yaşında dairesinin camından aşağı atlayarak hayatına son verdi.

1978: Tommy McLaren, 333 maç formasını giydiği Port Vale’den gönderilmesiyle bunalıma girdi. İskoç futbolcu, 29 yaşında arabasında ölü bulundu.

1979: Barcelona forması da giyen Macar golcü Sandor Kocsis, kan kanseri ve mide kanseri hastası olduğunu öğreninince hastanenin 4. katından atladı.

Sandor Kocsis

1982: İngiliz Dave Clement, ayakları kırılınca kendsini futbol kariyerinin bittiğine inandırdı ve ilaç alarak intihar etti.

1990: 1964 yılında Beşiktaş ile Fenerbahçe’nin girdiği transfer mücadelesi sonunda Beşiktaş’ı tercih eden Sabri Dino, futbolu bıraktıktan sonra tekstil sektörüne girdi. Ekonomik sıkıntılar sonucu bunalıma giren efsane, 14 Ocak 1990’da Boğaziçi Köprüsü’nden atladı.

Türk futbolcu Sabri Dino

Boğaziçi Köprüsü’nden atlayarak intihar etti.

1994: Roma’nın efsane oyuncularından Agostino Di Bartolomei, yaşadığı mali sıkıntılar nedeniyle kendisini kalbinden vurdu.

1997: Bolivyalı ünlü futbolcu Ramiro Castillo, oğlunun ölümününden kısa süre sonra depresyona girerek yaşamına son verdi.

1998: Eşcinsel olduğunu açıkladıktan sonra takım arkadaşları tarafından aşağılanan ve bir erkeğe tecavüze yeltenmekle suçlanan Justin Sonny Fashanu, Londra’da bir garajda kendini astı. Siyahi futbolcunun veda mektubunda, homoseksüelliğin futbolda kolay kabul edilemeyeceği yazıyordu.

Bir erkeğe tecavüze yeltenmekle suçlanan

futbolcu Fashanu intihar etti.

2001: Arsenal’de 4 sezon geçiren İngiliz futbolcu Paul Vaessen, üst üste geçirdiği sakatlıklar ve uyuşturucuya geri dönmesi nedeniyle henüz 21 yaşında kramponlarını asma kararı aldı. Tarihler 8 Ağustos 2001’i gösterdiğinde ise bir küvette aşırı dozda eroinden ölü olarak bulundu.

2006: Hindistan Milli Takımı’nın kaptanlığını da yapan Vatta Parambath Sathyan, 41 yaşında trenin önüne atladı.

2006: Barcelona’da sayısız başarıya imza atan sol bek oyuncusu Sergi Lopez Segu, 39 yaşında kendisini trenin önüne attı.

2006: Denizlispor B Genç takımında oynayan Ali Akyıldız, 16 yaşında tabancayla başına bir el ateş ederek intihar etti. Akyıldız, arkasında “Dev adam gibi yaşayamadım, dev adam gibi öleceğim. Beni ağabeyimin yanına gömün” notunu bıraktı.

2008: Yunanistan 3. Lig ekiplerinden Diagoras’ta oynayan Yiannas Koskiniastis, kadroya alınmadığı için bunalıma girince 12 metre yükseklikten atladı. Hayatına son verdiğinde 25 yaşında olan Koskiniastis, “Kadro dışı bırakılmam çok büyük bir haksızlık. Buna dayanmam mümkün değil” yazılı bir not bıraktı.

2008: Güney Afrikalı ‘Ateş’ lakaplı Abram Raselemane, ülkesinin yıldız adayları arasında gösterilmesine karşın hayatına son verdi

2009: Güney Afrikalı futbolcu Joseph Rapelego, Robert Enke’den 3 gün önce kendini vurarak intihar etti.

2009: Fenerbahçe forması da giyen ünlü kaleci Robert Enke, ülkesinde Hannover forması giyerken kendini trenin önüne atarak yaşamına son verdi. Alman file bekçisi, 2003’ten beri psikolojik tedavi görüyordu.

Robert Enke

Kanalizasyon Kanalında Son Bulan Hayat

Tarih: Oct 22 2011

Muammer Kaddafi Libya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Tarih Bölümü’nü bitirdi (1963). Daha sonra Bingazi’deki Askeri Akademi’ye girdi. Mezun olduktan sonra İngiltere’ye giderek askeri alanda uzmanlık eğitimi gördü (1966). 1956′da Arap milliyetçiliğinden etkilenerek antisiyonist hareketlere katıldı. Okul arkadaşlarıyla birlikte, ileride Özgür Subaylar Hareketi adını alacak gizli bir örgüt kurdu (1959). 1969′da yüzbaşılığa yükselen Kaddafi, bu gizli örgüte dayanarak, Kral I. İdris’e karşı darbe yaptı (1 Eylül 1969). Albay rütbesi alarak silahlı kuvvetler komutanı oldu. Devrim Komuta Konseyi adına denetimi ele geçirip anayasal kuruluşları feshetti. İslam ilkelerine dayanan yeşil sosyalizm kuracağını açıkladı. Arap birliği için çalışacağını, bağımsız ülkelerle birlikte ırkçılığa, sömürgeciliğe ve toplumsal ezgiye karşı çıkacağını söyledi. ABD’nin Kaddafi’yi tanıması üzerine kral görevini terketti (7 Eylül 1969).

Askeri Darbe ile Yükselen Kaddafi’nin 1960’lı Yıllarda

Türkiye’de Harp Okulu’nda da Eğitim Aldığı Söyleniyor.

Cemal Abdülnasır’ı örnek alan Kaddafi, Mısır’da gerçekleştirilen reformları kendi ülkesinde de uygulamaya başladı Yeni anayasa hazırlanınca başbakanlık ve savunma bakanlığı görevlerini üstlendi (16 Ocak 1970). İngiliz askeri üstlerini ve birliklerini ülkeden çıkardı. Petrol şirketlerini ulusallaştırdı.

Yeşil Sosyalizmi Kuracağını Açıklayarak Liderliğe Oturan Kaddafi

40 Yıl Üzerinde Ülkesini Yöneterek 30.000.000.000 Dolar Servet Biriktirdi

İtalyan ve Yahudi azınlığın mal varlığına el koyarak onları göçe zorladı. Kıbrıs Barış Harekatında ABD’ye kafa tutarak, Türkiye’ye yardım etmiştir. Nasır’ın ölümünden sonra Arap dünyasında onun rolünü üstlenmeye çalıştı. Kimi Afrika ülkelerindeki Müslümanlara ve Arap ülkelerindeki sol eğilimli hareketlere destek oldu. SSCB’yle yakın ilişkiler geliştirdi. Afrika Birliği Örgütü’nün dönem başkanlığını yaptı (1982-1983).

İsyan sırasında ayaklananlara “Hepiniz fare gibi sinerek öleceksiniz” diyen

Libya’nın Devrik Diktatörü Muammer Kaddafi Memleketi Sirte’de

Bir Kanalizasyon Kanalında Saklanırken Yakalandı

Yakalandığında Hiçbir Direniş Göstermeyen Kaddafi

Ülkesinde ki Muhalifler Tarafından Dövülerek Öldürüldü, Ekim 2011.