RSS

Tanrının Bile Nefret Ettiği Yer, Wall Street

Tarih: Jan 04 2012

Allahın, Peygamberlerin, Meleklerin ve Tüm İnsanlığın Laneti,

İnsanlığı Faiz Batağına Bulaştıran Kapitalist Dünenin Üzerine Olsun.

Amin !

Varsılerki Demokrasi

Tarih: Jan 04 2012

Demokrasi Zenginlerin Eğemenliği Değildir !

Dolar Gözlük

Tarih: Dec 29 2011

Sömürü Eğitimi

Tarih: Nov 18 2011

Köhnemiş Sol ve Köhnemiş Kapitalizm

Tarih: Oct 30 2011

Geçen hafta salı günü ‘Devrimcilerle kapitalistlerin barbarlık ittifakı’ adlı bir yazı yazdım. Bu yazı üzerine hem yaşadığımız çağı hem Türkiye’yi hem de dünyayı analiz yeteneğinden yoksun, köhnemiş söylemleri tekrar edip duran ve yoksullara hiçbir faydası olmayan solculardan büyük tepki aldım. Günümüz kapitalizminin son derece vahşi, azgın ve kronik hale geldiğini, ABD’de oligopol mahiyetindeki finansal kapitalist grupların Bush’un iktidara geldiği 2000 yılından itibaren kendi çıkarları lehine ve hem ABD halkının hem de dünya halklarının büyük çoğunluğu aleyhine akıl almaz devlet sübvansiyonları aldığını dile getirdim o yazıda.

11 Eylül 2001 travması ve sonrasındaki toplumsal çılgınlık, ABD halkını Afganistan ve Irak emperyalist işgalini büyük oranda onaylar hale getirdi maalesef. Savaş ve 9/11 sonrası travmatik ortamın bulanıklığında lanet Bush yönetimi, Kongre’den inanılmaz yasalar geçirdi. Silah ve petrol lobilerinin bütün istekleri yerine getirildi. Klasik Cumhuriyetçilerin bile çoğunun normalde itiraz edeceği türde aşırı sağcı yasaları çıkardı Bush yönetimi. ‘ABD’nin ulusal çıkarları uğruna’ sözü o dönem ağızlardan düşmedi. Neo-conlar hep bu sözle gölgeledi bütün o vicdansız siyasi ve ekonomik icraatları.

O dönem zaman zaman ABD’ye gidiyor ve Amerikan toplumunun her geçen gün daha da paranoyaklaşan halini görüyordum. Paranoyalar toplumu egemen güçlerin kolektivist düzenbazlıklarına açık hale getirmişti. ‘Büyük ABD firmaları için iyi olan ABD halkı için de iyidir’ diye özetlenebilecek kolektivist/kapitalist/emperyalist sloganı kitlelere yutturdular. 9/11 sonrası oluşturulmuş kaos ortamında demokratların, liberallerin sözleri hep gürültüye getirildi.  Hiçbir liberal-demokrat ‘ABD firmaları için iyi olan ABD halkı için de iyidir’ yutturmasına inanmaz.  Liberaller özgürlükçü ve demokratik bir toplumsal siyasal düzenin gereği olarak mülkiyet hakkını, teşebbüs ve ticaret özgürlüğünü ve bunların neticesinde kendiliğinden oluşmuş rekabetçi bir pazar anlayışını savunurlar. Ticaret ve pazar olgusunun tarihi insanlık ve uygarlık tarihiyle eştir. İnsanın olduğu her yerde ticaret alışveriş ve pazar piyasa olgusu var olmuştur ve her zaman da olacaktır.

Liberaller, kapitalizm kavramından hiç hoşlanmazlar ve büyük kapitalistlerin tabiatının devlet kapitalizmine ya da ahbap çavuş kapitalizmine yatkın olduğunu Adam Smith’ten bu yana iyi bilirler. Büyük kapitalistler devletin halktan toplanan vergilerle, kendileri lehine yatırım yapmasını,  serbest pazara müdahale etmesini, rekabeti sınırlandırmasını ya da mümkünse yok etmesini isterler. Devletin bu tür icraatlarının ‘O ülke yararına olacağı’ temel kapitalist argümandır. Kapitalistlerin tarihinde bu şablona uymayan az sayıda örnek vardır.

Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük kapitalisti olan Vehbi Koç da firmaların rekabetle kaynak israfı yapmamasını, devletin gösterdiği alanlara her holdingin ayrı ayrı odaklanması gerektiğini, bunun ‘Türkiye’nin çıkarına’ olacağını söylerdi ve sürekli Güney Kore örneğini verirdi. Rahmetli Koç hiçbir zaman rekabetçi pazar ekonomisinden, serbest ticaretten, tam anlamıyla bir teşebbüs özgürlüğünden yana olmadı. Hep devlet kapitalizmini savundu. Liberal ve demokrat değil, devletçi ve kolektivistti… Türkiye’deki birçok solcunun görüntüsü bu kapitalist zihniyetten farklı ancak özleri birebir aynı. İsyanım bunadır.

(Nagehan Alçı, Ekim 2011)

Vehbi Koç – İsmet İnönü

Vehbi Koç – Süleyman Demirel

Vehbi Koç – Bülent Ecevit