RSS

Karnını İçine Çek

Tarih: Jun 23 2012

Kanseri İthal Edip Hastaneye Döşüyoruz

Tarih: Jun 11 2012

Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Arslan Erdinç, hastaneler başta olmak üzere pek çok kamu kurumunda radyasyon yayan ithal granitlerin kullanıldığını belirterek, normal sınır olan 30 bekerel yerine 1550 bekerel radyasyon yayan ve akciğer kanserinin yüzde 15 nedeni sayılan taşların kullanılmasını eleştirdi. İnşaat mühendisleri ’Denetim şart, yasal altyapı eksik’ uyarısı yaparken, tıp çevrelerinin yeterince bilgilendirilmediği ortaya çıktı. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK) ise “Ücret karşılığı analiz yapılıyor” dedi.

Yaydığı yüksek radyasyondan kaynaklı dış ülkelerde iç mekanda bile kullanılmayan ithal granit çeşidi olan red balmoral, Türkiye’de sıhhat bulmak için gidilen hastaneler başta olmak üzere tüm kamu kurumlarında iç mekanlarda bile kullanılıyor. Daha önce de Türkiye Atom Enerji Kurumu’nun mermer varken kullanılmamasını önerdiği ve ’sigaradan bile daha tehlikeli’ gördüğü ithal granitler sektörde de gündeme geldi.

Konuyla ilgili DHA’nın sorularını yanıtlayan Ege Maden İhracatçıları Birliği Başkanı Arslan Erdinç, doğaltaş ve sağlık arasındaki ilişkide önemli bir noktaya dikkat çekti. Uzun yıllardır yeni yapılan kamu kuruluşlarında yerli granit kullanılması için mücadele yürüttüğünü ifade eden Erdinç, bunu yaparken en önemli dayanaklarından birini de Türk mermerinin sağlık için en uygun ürünlerden biri olmasının oluşturduğuna işaret etti.

Erdinç ayrıca, dünya granit üretiminde lider olan Çin‘in bile iç mekanlarda Türk granitlerini tercih ettiğine de dikkat çekerek, tamamen yerli girdiyle faaliyet gösteren madencilik ve doğaltaş sektörünün desteklenmesi kadar halk sağlığına öncelik verilmesi için de yerli doğaltaş kullanılması gerektiğini bir kez daha vurguladı.

(Haziran 2012)

Alışveriş Bağımlılığı Hayatları Altüst Ediyor

Tarih: Jun 10 2012

Parası yeterli mi, kredi kartını ödeyebilecek mi, aynı ayakkabıdan 12 tane almasına ya da aynı marka ürünün tüm renklerine ihtiyacı var mı? Alışveriş hastaları maalesef bu soruların hiçbirine cevap aramıyor. Bir kıyafet için kredi kartından 20 bin lira çektiren alışveriş bağımlısı A.K., bu hastalıktan kurtulmak için arkadaş çevresini değiştirdiğini anlatıyor. “Alışveriş yapabilmek için kumara başvuran birçok arkadaşım vardı.” diyor. Özgüven duygusunu tatmin etmek için pahalı markalardan alışveriş yapmayı bir mecburiyet gibi algıladığını söyleyen A.K., gördüğü tedavinin ardından normale döndüğünü belirtiyor. O dönemdeki ruh halini ise şöyle özetliyor: “Annemin, babamın kartını alıp alışveriş yapıyordum. Düşünmüyordum bir kıyafete 20 bin lira verilir mi verilmez mi? Tek isteğim içimdeki boşluğu doldurmaktı. Pahalı bir şey almazsam kendimi ezik hissediyordum.”

Bazı insanlar için alışveriş yapmak; dertlerden kurtulmak, yalnızlığını gidermek, sıkıntılarını aldıklarıyla telafi etmek anlamına geliyor. Alışveriş çılgınlığı önü alınamadığında, maddi ve manevi yaralara yolaçıyor. Alışverişe çıkmak, alışverişkolikler için ihtiyacını almaktan öte bir şey. Alışveriş hastaları genelde, “Param yeter mi, kredi kartımın limiti var mı, aynı ayakkabının farklı renklerini almam gerekir mi, aynı marka elektronik ürünün tüm versiyonlarına ihtiyacım sözkonusu mu?” diye düşünmez. Uzmanlar alışveriş bağımlılığını uyuşturucu, alkol, sigara bağımlılığı gibi değerlendiriyor.

Bir kıyafet için kredi kartından 20 bin lira çektiren alışveriş bağımlısı A.K., arkadaşlarının da alışveriş bağımlısı olduğunu söylüyor. Alışveriş bağımlılığından kurtulmak için arkadaş çevresini değiştirdiğini belirten A.K., bazı arkadaşlarının alışveriş yapmak için kumara bile başvurduğunu aktarıyor. Özgüven için pahalı markalardan alışveriş yapmayı bir mecburiyet gibi algıladığını söyleyen A.K., tedavinin ardından şimdi alışveriş bağımlılığından kurtulmuş durumda.

ALIŞVERİŞ HASTALIĞI NEDİR?

Psikolog Fazilet Seyidoğlu, alışveriş hastalığını; zihinsel ve duygusal zorluklar yaşayan kişinin (korku, endişe, öfke, hayal kırıklığı, yalnızlık) kendini kontrol edememesi, dürtüsel olarak gelen bir şeyler satın alma isteğine karşı koyamaması ve ihtiyacı olmadığı halde çok sayıda kendini çekici, güçlü ya da güvenli halde düşündüğü eşyaları satın alması şeklinde açıklıyor. Kişi alışverişi yaptığı anda rahatlama, haz alma sonrasında ise depresif duyguların önde olduğu pişmanlık, suçlulukla birlikte kendine öfke hisseder. Seyidoğlu, bunun psikiyatrik ciddi bir rahatsızlık olduğunu belirtiyor.

Psikolog Mehtap Kayaoğlu, alışveriş bağımlılığının 4-5 yıl öncesinde, kendilerine danışan on kişiden birinde görülürken son zamanlarda her on kişiden altısında rastladıklarına dikkat çekiyor. Şiddetli geçimsizlik sebebiyle aile danışmanlarına başvuran çiftlerin çoğunda alışveriş bağımlılığını saptadıklarına dikkat çeken aile danışmanı Fatma Taş ise evli bir beyin, eşinin alışveriş bağımlısı olduğunu söylerken durumu daha iyi anlaması için kendisini evine çağırdığını aktarıyor. Fatma Taş, hastasının evinde gördüğü manzarayı şu sözlerle anlatıyor: “Eve gittiğimde gözlerime inanamadım. Evin tabanından tavanına kadar her yer kutularla doluydu. O kadar çok alışveriş yapmıştı ki aldıklarını eve sığdırmak için bir kutuya koyup yığmış. Ama yine de evin içine yürüyecek yer kalmamıştı. Kutuları eve gelen misafirlere içini açıp bakmadan hediye ediyormuş. Merak ettim kutulardan birini açıp baktım. İçinde çatal, bıçak, bardak türü şeyler ve kutuların hepsinin içinde aynı şeyler.”

SATIN ALARAK RAHATLIYORLAR

İleri düzeyde alışveriş bağımlısı olmuş bazı danışanların, alışverişi hayatının merkezine oturttuğunu, eşini ve çocuklarını ihmal edip hayatını esir aldığını söyleyen psikolog Mehtap Kayaoğlu, alışveriş bağımlısının bir şey almaya parası olmasa bile vitrinlerin başından ayrılamadığını ifade ediyor. Uzman psikiyatr Barış Önen Ünsalver de, alışveriş bağımlısı bir danışanının yaptığı borçları ödemek için kumara bile başvurduğunu anlatıyor.

Alışverişi en çok kredi kartları tetikliyor

Uzmanlar, kredi kartı almanın ve kullanmanın kolaylaşmasının alışveriş hastalığını tetiklediğini düşünüyor. İnsanlar, kredi kartları sayesinde olmayan paralarını da harcayarak büyük bir yükün altına girebiliyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun açıkladığı verilere göre bireysel kredi kartı harcamaları 2011 yılı sonuna göre yüzde 6,2, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 29,7 oranında artış gösterdi.

Erkekler elektronik eşya bağımlısı

Genelde erkek danışanları arasında alışveriş bağımlısı olanların elektronik aletlere daha çok ilgi gösterdiğini söyleyen Balıklı Rum Hastanesi’nde çalışan uzman psikiyatr Mansur Beyazyürek, “Bir hastamın bana anlattıkları çok ilginçti. Bir elektronik aletin bütün renklerini alıyormuş. Neden yaptığını kendisi de anlamıyor. Sadece bu satın alma onu mutlu ediyor.” diyor ve ekliyor: “Yapılan araştırmalara göre en elverişli alışveriş saatinin 14.00 ile 16.00 saatleri arası olduğu saptanmış. Biz de danışanlarımızın bu saatler arasında alışverişe çıkmasını istemiyoruz. ”

Bağımlılığı önlemek adına ne yapabiliriz?

  • Kendinizi mutsuz, gergin, çökkün, endişeli, korkulu hissettiğiniz zamanlarda alışverişi erteleyin ve alışveriş merkezlerinden uzak durun. Daha çok fiziksel aktivitelerde bulunun. Doğal ortamlarda, yeşil alanlarda veya deniz kenarında yürüyüş yapın.
  • Alışverişe çıkmadan önce muhakkak bir ihtiyaç listesi yapın ve bu listenin dışına kesinlikle çıkmayın.
  • Alışveriş esnasında çok ucuz şeklinde düşünerek gereksiz alma isteğinize engel olmaya çalışın. Aynı renkten iki kıyafet almayın.
  • Kullandığınız kredi kartının limitini düşük tutun. En kesin çözüm ise kart kullanmamak.
  • Yalnız alışverişe çıkmayın. Yanınızda sizi engelleyebilecek, kontrol edebilecek birisi bulunsun.
  • Unutmayın siz kıyafetlerinizle ve eşyalarınızla değerli değilsiniz. Sizi siz olduğunuz için seven arkadaşlarınızla birlikte olun.
  • İsrafın dinimizce hoş görülmediğini sık sık hatırlatacak bilgileri, Peygamber Efendimiz’in (sas) hadislerini devamlı göreceğiniz yerlere asabilirsiniz.

İngiltere ve Amerika’da alışveriş bağımlılığı ciddi boyutlarda

The Guardian’ın haberine göre, geçtiğimiz yıl İngiltere’de yapılan bir araştırmada, alışveriş bağımlılığı (Onyomani) yüzde 8 ile 16 arası yetişkin nüfusu etkiliyor. Bu oran yaklaşık 8 milyon insana tekabül ediyor. Kadın bağımlı sayısının erkek nüfusa göre daha fazla olduğu belirtilen araştırmada erkeklerin de spor aletleri, bilgisayar gereçleri ve elektronik aletlerde bağımlı olduğu belirtiliyor. Amerika’nın önde gelen üniversitelerinden Stanford Üniversitesi’nin 2006’da yaptığı araştırmada ise kadınların yüzde 6’sı erkeklerin yüzde 5.5’u alışveriş bağımlısı olduğu açıklandı. Amerikalı uzman Terrence Shulman internet ve kredi kartlarıyla para harcamak kolaylaştıkça insanların kendilerini kontrol etmekte sorun yaşadığını söylüyor.

Alışveriş bağımlılığının çözümü kanaattir

“Kredi kartının yaygınlaşması ve dev reklam şirketlerinin yoğun çalışmaları nedeniyle son zamanlarda alışveriş bağımlılığında artış gözlenir oldu.” diyen Prof. Dr. Kemal Sayar da, alışveriş bağımlılığının en büyük etkeninin manevî değerlerin yitirilmesinden kaynaklandığını vurguluyor. İnsanların yitirilen değerlerin yerini bir şeyler alarak doldurmaya çalıştığına dikkat çeken Sayar, “Çözüm için tek kelime, kanaat yeter diyorum. Bizi insan kılan değer ele geçirmek değil, ele geçirmeyi reddetmektir.” ifadelerini kullanıyor.

Kur’an-ı Kerim’de düşünmeden, ihtiyaç duyulmadan yapılan harcamaların israf olarak nitelendirildiğini vurgulayan Prof. Dr. Suat Yıldırım ise bu tür harcamaları Kur’an-ı Kerim’de Allah (cc)’ın şiddetle yasakladığını aktarıyor. Efendimiz’in (sas) kanaatkar yaşamını örnek veren Prof. Dr. Yıldırım, “Alışveriş insan da bağımlılık haline gelince, gayrimeşru yollara başvurur. Bu en tehlikelisidir.” diyerek uyarıda bulunuyor. Suat Yıldırım şu bilgileri verdi: “Mal insanın mülkü değildir, insan emanetçidir. İsraf, nimete şükürsüzlük, emanete hiyanet, nimetin sahibi Allah’a hürmetsizliktir. Kur’an-ı Kerim insanın israf ve cimrilikten uzak, denge insanı olmasını ister.”

(Sümeyra Kırca, Haziran 2012)

Çağımızda ortaya çıkan en büyük psikolojik hastalıklardan biri de

kapitalizmin tetiklediği alışveriş bağımlılığıdır.

Bilinmeyen Durma

Tarih: Jun 04 2012

İngiltere’de Suraya Brown isimli 14 aylık bebek, bilinmeyen bir hastalık yüzünden hiç büyümüyor. Başkent Londra’da yaşayan 24 yaşındaki Atlanta Ruzman isimli kadın, dört hafta erken doğum yaptı. Doktorlar yaklaşık iki kilo ağırlığında doğan ve Suraya Brown ismi verilen bebeğin gelişimi için seferber oldu Ancak sekiz aya kadar normal gelişimini tamamlayan bebeğin büyümesi bilinmeyen bir hastalıktan dolayı durdu. Hiçbir gelişme göstermeyen 14 aylık Suraya, yaşıtlarının aksine oturamıyor, konuşamıyor, emekleyemiyor, yemek ihtiyacını tüple karşılıyor. Uzmanlardan oluşan doktorlar bebeğin gelişiminin neden durduğuyla ilgili testler yaptıklarını ancak sorunun ne olduğunu ve nasıl bir tedavi yöntemi uygulayacaklarını bilmediklerini söylediler. Anne Atlanta Ruzman, kızının yaşayan oyuncak bebek gibi olduğunu belirterek “Doktorlar gelişimiyle ilgili nerede sorun olduğuyla ilgili ipucu bulamadılar. Tamamen sır gibi.” diyerek bebeğinin geleceğinden endişe ettiğini söyledi. (2009)

Mide Yırtan Balık Kılçığı

Tarih: Jun 03 2012

Eskişehir’de 73 yaşındaki Azize Merdoğlu’nun midesini delip karaciğerine saplanan ve apse oluşturan 5 santimlik balık kılçığı, laparoskopi yöntemiyle göbek deliğinden çıkartıldı. Öksürük ve yüksek ateş şikayeti ile yakınları tarafından hastaneye götürülen Azize Merdoğlu’nun yapılan tetkiklerinde karaciğerinde balık kılçığı olduğu saptandı. Hastaneye yatırılan Merdoğlu’na, önce enfeksiyon nedeniyle antibiyotik tedavisivi uygulandı. Daha sonra Genel Cerahi uzmanı Opr. Dr. İhsan Oruk başkanlığındaki ekip, Azize Merdoğlu’nun karaciğerindeki balık kılçığını laparoskopi yöntemiyle çıkardı.

Genel cerrahi uzmanı Opr. Dr. İhsan Oruk, böyle bir vakaya yönelik operasyonu Türkiye’de ilk kez kendilerinin gerçekleştirdiklerini söyledi. Dr. Oruk şöyle konuştu: “Bir çoğumuz balığı görünce dayanamayız. Balık çok faydalı bir yiyecek. Ama balığı yerken de çoğu zaman ufak tefek kılçıklar yutarız. Hastamız Azize Merdoğlu’nun birkaç yıl önce yediği balığın omurga kılçığı önce midesini delmiş. Mide delinmesiyle ilgili enfeksiyon başlamış. Enfeksiyon sonucunda karaciğer ve mide arasında yapışıklıklar oluşmuş. Kılçığın yaptıkları bununla da bitmemiş. Mideyi delerek tahriş eden kılçık, gelip karaciğerin sol lobuna yerleşmiş. Burada 7- 8 santimetrelik bir apse oluşturmuş. Son günlerde kuru öksürük ve ateş şikayeti ile hasta bize müracaat etti. Yapılan tetkikler sonucunda hastamızda 5 santimetrelik bir cismin varlığı tespit edildi. Ardından hemen operasyona aldık. Göbek deliğinden girerek laparoskopi yöntemiyle önce kılçığı aldık daha sonra da apseyi boşalttık. Yaptığımız operasyonu araştırdığımızda, Türkiye’de daha önce yapılmadığını tespit ettik. Türkiye’de ilk defa bir balık kılçığı, mideyi delerek karaciğere yapışması nedeniyle laparoskopi yöntemiyle çıkartıldı. Hastamızın sağlık durumu çok iyi.”

(Haziran 2012)