RSS

Komünizm Hamallığı

Tarih: May 15 2012

Antikapitalist Müslümanlar

Tarih: May 10 2012

Yıllardır kalın kafalılara anlatmaya çalışırız: Hem Kemalist hem sosyalist olunamaz, olamazsınız!
Çoğu anlamaz. Kimisi anlamak istemez, kimisinin işine gelmez. Sağlık olsun, ömürlerini öyle tüketmek istiyorlarsa kendi bilecekleri iştir.
Çünkü Kemalizm, faşizm olmasa bile faşizan, yani faşizme yakın, onun birçok yöntemini kullanan bir ideolojidir. Otuzlu yıllarda, İnönü ve Peker’in başını çektiği bir bürokratlar grubu tarafından yaratılmıştır. Atatürk’ün otoriter tek adamlık tutkusu da buna yakın gelmiş, faşizan bürokrasi Atatürk’ün bu zaafını pek güzel kullanmıştır doğrusu.
Ne kadar bunaldığını, zaman zaman nasıl patladığını çok iyi biliriz. İnönü’yü haşlayacak, sonunda onu başbakanlıktan kovacak kadar.
Kemalizm, Türk sosyalizmini çatır çatır ezmiştir. Sosyalist ve komünist partileri yasaklamıştır. İşçiye grev ve toplu sözleşme hakkı vermemiştir.
Başta Nazım Hikmet ile Kemal Tahir olmak üzere birçok sosyalist sanatçı ve aydını hapislerde süründürenler, Sabahattin Ali’yi öldürenler de işte bu ideolojinin uygulayıcılarıdır.
Hem Kemalist hem sosyalist olmaya çalışan düşünme özürlüler artık tarihin çöp sepetindeler de, ara sıra çöp sepetinin kapağını kaldırıp seslenmeye, üstelik bir de edepsizlenmeye çalışıyorlar.
Her zaman yaptıkları gibi bir yandan da birbirlerini yiyerek, birbirlerini sepetin dibine çekmeye çalışarak…
Halkçı geçinirler ama halkı hor görürler. İstedikleri halkın iktidara gelmesi değil, görünürde ve söylemde halk adına, ama halkı hiçe sayarak onu eğip bükecek bir diktanın kurulmasıdır. Rus isçisini en çok ezenler de bolşevikler olmamış mıydı? Sözde işçi diktasında, bırakın grev hakkını falan, işçinin izin almadan fabrika, yani işyeri değiştirmeye bile hakkı yoktu!
Fakat şimdi sevinerek görüyoruz ki, o kadar boşuna da nefes tüketmemişiz.
Çünkü piyasaya solcu Müslümanlar çıktılar!
Solcu, yani antikapitalist. Müslüman dedik, Sünni Müslüman diye düzeltmek gerek.
Çünkü bir de hem Kemalist hem sosyalist Alevi Müslümanlar var ki, oylarını dedelerini ninelerini fare zehiriyle öldürmüş kesime yağdırmaları ayrı bir trajik komedyadır.
Sünni sosyalistler seslerini ilk kez kapsamlı olarak bu 1 Mayıs‘ta duyurdular.
Liberaller de hele şükür diyerek onları pek sevdiler. Kemalist sosyalistler de bir başka açıdan hele şükür çekiyorlar, “cahil halk nihayet bilinçleniyor galiba”.
Bu Sünni solcular, Anadolu kaplanları tabir edilen ve yükselen yeni burjuvaziyi de abdestli kapitalistler diye eleştiriyorlar.
Göründüğü kadarıyla, politikada varlık gösteremeyen Has Parti’ye yakın duruyorlar.
Sünni sosyalistlerin başarı şansı var mıdır? İktidara gelmeyi falan bırakın bir yana, örneğin meclise olsun girebilirler mi? Hayır.
Siyaset sahnemizde bir çeşni, bir renk olurlar ama yerli bir renk.
Ben kendi payıma, dindar işçilerin dindar patronlarla girişecekleri sınıf ve çıkar kavgasını merak ve keyifle bekliyorum. Bu gerçekten bir sınıf çatışması mıdır, yoksa bazı gençlerin, ama bu sefer dindar gençlerin, kırk yıl önce ateist amcalarının oynamış oldukları gibi bir oyunu mu, göreceğiz.
Yani derim ki sevinin ama çok da abartmayın. Türkiye’yi geliştirmekte ve kalkındırmakta olanlar gene de o abdestli kapitalistler!

(Engin Ardıç, 2012-05-09)

Şehadet Getirmeyen Deniz Gezmiş 45 Dakika Can Çekişti

Tarih: May 06 2012

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın idamlarında hazır bulunan İmam Seyit Çiftçi, suskunluğunu bozdu. 40 yıllık sırları açıkladı. Ankara Belediyesi Mezarlıklar Başimamı Seyit Çiftçi, 40 yıl sonra Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ı idama nasıl hazırladığını anlattı. 88 yaşındaki Seyit Çiftçi, 6 Mayıs 1972’de yaşanan idamlarla ilgili olarak “İmamlık yapmaya başladığım 1948 yılından bugüne kadar yaşadığım en acı hadiseydi” ifadelerini kullandı. Çiftçi, “Gece 03.00 sıralarıydı. Üçünü de getirdiler. Elleri kelepçeliydi. İdama tanıklık eden 10 kadar kişi vardı. Bir paşa, Merkez Komutanı, Ankara Valisi, Emniyet Müdürü, İnfaz Savcısı ve memurları ile ben vardım” dedi.

İdam edileceklere son vazifelerini yaptırmak üzere orada bulunduğunu aktaran Çiftçi, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’ın Kelime-i Şahadet getirdiklerini iddia etti. Çiftçi, ikilinin daha sonra idama gittiklerini söyledi. Deniz Gezmiş’in ise İslam dinini kastederek, “Ben öyle bir mefhumu tanımıyorum” dediğini söyleyen Seyit Hoca, “Kelime-i Şehadet getirmedi” dedi.

Marksist Leninist Türk Devrimci Deniz Gezmiş (1947 – 1972)

Seyit Çiftçi, Aslanve İnan’a son vazifelerini yaptırabilmek için abdest aldırmak istediğini ancak orada bulunan merkez komutanının buna izin vermediğini anlattı. Çiftçi, daha sonra orada bulunanlara, “Beni buraya mahkumların son vazifelerini yaptırmak için getirttiniz. Onların elleri kelepçeli olduğu için abdest almaları mümkün değil. Ellerini çözmezseniz abdest alamazlar, ben de vazifemi yapamam” dediğini belirtti.

Seyit Çiftçi, merkez komutanına itirazından sonra yaşananları şöyle anlattı: “Orada bulunan bir paşa, ‘Hoca ne diyorsa onu yapın’ dedi. Yusuf Aslan ile Hüseyin İnan’ın elleri çözüldü, abdest aldılar ve Kelime-i Şehadet getirerek darağacına gittiler. Deniz Gezmiş ise böyle bir şeyi kabul etmedi. Ancak onun idamı kötü şekilde oldu. Boyu uzun olduğu için ayağı takıldı ve boynu kırılmadığından yaklaşık 45 dakika orada can çekti. Sonra da hayatını kaybetti.” (İrfan Dumlu, Mayıs 2012)

İdamdan Bir Gün Öncesi Yusuf Aslan, Deniz Gezmiş ve Hüseyin İnan Cezaevinde.

Ankara Karşıyaka Mezarlığı

ABD’den Gelen Mektup

7 Nisan 1972 günü, yani idamlara 4 hafta kala, Tercüman gazetesinin 2. sayfasında Ahmet Kabaklı’nın köşesinde bir mektup yayımlanmıştı. Mektubu Amerika’dan yollayan, Turgut Özal’dı. DPT müsteşarlığından ayrılmış Dünya Bankası’nda danışmanlığa gitmişti. Mektubunda o günlerde Washington Post’ta Boğaz Köprüsü’nü öven bir makalenin yayımlandığından söz ediyor ve köprünün Türkiye’deki solcular tarafından nasıl “tenkitlere maruz kaldığını” hatırlatıyordu. Mektubun devamını aynen alıntılayalım:

“Muhterem Ahmet beyefendi, Teknik Üniversite duvarlarına, bir tarafa köprü karikatürü, diğer tarafa da 6. Filo’yu koyarak ‘Köprü ve bekçisi’ diyen komünistlerin, aslında neyin peşinde oldukları bugün daha iyi anlaşılmıyor mu? Bir senelik bir Örfi İdare, bütün melanet ve hıyanetlerini meydana çıkardığı gibi, Türkiye’nin kalkınması için sarf edilen insanüstü gayretlere yapılan insafsız hücumların kasti hüviyetlerini de ortaya çıkarmıştır. Zaman, muhakkak durumu daha iyi gösterecektir. Fakat bir endişem var: Tarihten, tecrübeden ders alacak mıyız, yoksa sözde bir acıma duygusu ile karıştırılan, aslında maksatlı birtakım oyunlara alet olarak Türkiye’yi yıkmak isteyenlere bir şans daha mı vereceğiz? Türkiye hiçbir zaman komünist olmayacaktır, ama kalkınma yolunda kaybettiğimiz zamanları geri getirmenin mümkün olmamasından korkuyorum.”

Türk Elinde Sovyet Kitapları

Tarih: May 02 2012

Rus Öğretmen, 1929

Tarih: May 02 2012