RSS

Siyaset ve Ekonomi Küresel Güçlerin Pençesinde mi?

Tarih: May 31 2012

Ne yazık ki, Türk siyaseti, ekonomi ve teknolojisi gibi “müteharrik-i bizzat” (planlayarak, hesaplayarak, kendi gücüyle hareket eden) değil, “müteharrik-i bilvasıta“dır. Yani, Avrupa üflüyor, biz kendimizden sanarak oynuyoruz. Tam da bu durumla alâkalı olarak; beynelmilel mihraklar, yani ifsat, dinsizlik, ahlâksızlık komiteleri samimî, dürüst, hamiyetli, gayretli milyonların laboratuvara, ilme akmasını engellemek için yeni siyasî kulvarlar açarak, oyalamaca-boyalamaca zemini oluşturuyorlar. Müslümanların en büyük düşmanı cehalet, zaruret ve ihtilâf-ı efkârdır. Ne yazık ki siyaset, bu düşmanlara direnemiyor, bilâkis yardım ediyor! Şimdi bir düşünelim: Batı felsefesi, teknolojisi ve beynelmilel mihrakların dizayn ettiği bugünkü siyaset, nasıl bir siyasettir? Mü’min hangi tür siyasetten kaçınmalıdır?

  • İdâre ve asâyişe (kamu düzenine) zarar veren siyasetten;
  • Aklı dağıtıp mânevî bir divane, kalbi dağıtıp mânevî bir dinsiz, fikri dağıtıp mânevî bir ecnebî yapan siyasetten;
  • Zulme sebebiyet veren tarafgir siyasetten;
  • Deccalizmin güdümünde olan siyasetten;
  • Dinde hissesi olmayan siyasîleri büyük vartalara atan siyasetten;
  • Gaddar ve zalim propagandanın, aralarında hadsiz bir mesafe bulunan yalan ve doğruluğu birbirine karıştırdığı siyasetten;
  • Menfaati esas tutan canavar siyasetten;
  • Fikri hezeyanlaştıran siyasetten;
  • Yalancı ve insanlığın maslahatına zıt olan siyasetten;

fikren de, fiilen de şeytandan kaçar gibi kaçmak gerekir. Bugünkü dünya siyaseti oyununu “Batı felsefesinin ürünü deccalizm!” kurgulamadı mı? Bir siyasetçi farzedelim tam takvalı da olsa, siyaset oyununu yukarıda bir kısmını naklettiğimiz kurallara göre oynamayacak mı? Günümüz siyasetiyle uğraşan dindarlar; siyaseti bugünkü kurallarıyla oynamıyor mu? Şimdiki siyaset şan, şöhret, yalan propaganda, faiz, israf, kimi zaman iftira ve yıpratma üzerine kurgulanmamış mı? Öyleyse, güneş gibi imanlar taşıyan bir kısım Sahabeler ve onlara benzeyen mücahidinden, Selef-i Salihinden başka, siyasetçi, ekserce tam müttaki dindar olamaz. Tam ve hakikî dindar, müttaki olanlar, siyasetçi olmazlar tesbitini, derinlemesine yeniden düşünmeli değil mi?

(Ali Ferşadoğlu, 2012-05-31)

Eğitim Kanunu Tartışmaları, TBMM, 2012

Tarih: Apr 22 2012

Adalet Kalkınma Partisinindir

Tarih: Mar 22 2012

Futbolcu 0, Müftü 132

Tarih: Mar 18 2012

Hakan Şükür Mecliste Top Sektiriyor.

TBMM‘nin resmi internet sitesine girin.
Tek tek kontrol edin lütfen.
Hakan Şükür.
Futbolcu milletvekili.
Kanun teklifi.
Sıfır.
Sözlü soru önergesi.
Sıfır.
Yazılı soru önergesi.
Sıfır.
Araştırma önergesi.
Sıfır.
Görüşme önergesi.
Sıfır.
Şu ana kadar üç tane siyasi demeci var. İlki, ben bilmem, büyüklerim bilir.
Öbürü, beyefendiye sordum, beyefendi onay verdi.
Sonuncusu, mahkemeye veririm.

Eski Müftü Yeni CHP Milletvekili  İhsan Özkes

İhsan Özkes.
Müftü milletvekili.
Kanun teklifi.
14 tane.
Genel sağlık sigortası, aile sigortası, emekli maaşları, yurtdışındaki vatandaşların sosyal hakları, terör mağdurları, doğal afet mağdurları, hayvan hakları için.
Sözlü soru önergesi.
29 tane.
Somali için toplanan yardımlar ne oldu? Van depremi için kaç para toplandı? Hes’leri kimlere verdiniz? Baz istasyonlarının insan sağlığına zararları nelerdir? 2002’den bu yana intihar eden öğretmen sayısı kaç? Canına kıyan işsiz sayısı ne? Beslenme yetersizliği nedeniyle kaç çocuğumuz hayatını kaybetti? Depremde çadır alanı olması gereken yerlere neden konut yapıldı? Diyanet İşleri’nin seyahat masrafları ne kadar?
Yazılı soru önergesi.
16 tane.
Kaç camiye haciz geldi?
Neden bazı törenler camilerde ilan ediliyor? Hac organizasyonları denetleniyor mu? Emeklilerin
maaş farkı ne olacak?
Araştırma önergesi.
73 tane.
Kadına şiddet, tutuklu gazeteciler, usulsüz telefon dinlemeleri, Alevilerin yaşadığı güçlükler, şehit ve gazi ailelerinin sorunları, çocuk işçiler, taşeron işçiler, kayıt dışı istihdam, Marmara Denizi’nin, Riva Deresi’nin, Kazdağları’nın, Tuz Gölü’nün, Çıldır Gölü’nün ve Tekirdağ sahillerinin çevre sorunları, nükleer santral, içme suyuna karışan kimyasal atıklar, orman yangınları, zihinsel engelli çocuklarımızın eğitimi, ataması yapılmayan öğretmenler, okullardaki tarikat örgütlenmesi, üniversite öğrencilerinin barınma sorunu, madde bağımlılığı, deprem önlemleri, emeklilerin, doktorların, taksicilerin, çiftçilerin, balıkçıların, muhtarların, arıcılık sektörü ve mermercilik sektörünün sorunları, belediyelerin harcamaları, faili meçhul cinayetler, işkence suçları, polisin kullandığı gaz bombalarının insan sağlığına etkileri, kayıt dışı içki üretimi, kırmızı et ithalatı, şeker fabrikalarının özelleştirilmesi, İstanbul’un trafik keşmekeşi, hipermarketlerin küçük esnafa zararı, futbol kulüplerinin ekonomik sorunları.
Futbolcu vekil: 0
Müftü vekil: 132
Neymiş demek ki.
Ben sporcunun zeki,
çevik ve dindarını severim
” demekle olmuyormuş.

(Yılmaz Özdil, Mart 2012)

28 Şubat Kararlarını Erbakan İmzaladı mı?

Tarih: Mar 03 2012

Hataları inkâr ederseniz tekrarlarsınız. Tekrarlanmaması için bizden sonraki kuşaklara gerçekleri emanet etmekle mükellefiz. Rahmetli Necmettin Erbakan, 28 Şubat MGK‘sında alınan ve 18 maddeden oluşan 406 sayılı kararın altına imzasını koydu mu? Genel ifade ile Erbakan 28 Şubat kararlarını imzaladı mı? Cevap: Evet imzaladı. Hem de iki kere. Birincisi, MGK üyesi sıfatıyla bu kararların altına atılmış bir imzası var. Bu imza için sadece beş gün direnebildi. İkincisi ise Bakanlar Kurulu’nda başbakan sıfatıyla attığı imza. MGK kararları Anayasa’nın 118. maddesine göre (bu madde 2001’de değişti) hükümete gereği için bildiriliyor. Hükümet öncelikle bu kararları dikkate alıp Bakanlar Kurulu kararı haline getiriyor. MGK kararları 13 Mart 1997’de Bakanlar Kurulu’nda 38 dakika süre ile görüşülüyor ve tam bir mutabakatla Bakanlar Kurulu kararı haline geliyor.

Rahmetli Hoca’nın mirasını takip edenler, ısrarla onun 28 Şubat kararlarının altında imzası olmadığını iddia ediyor. Dönemin medyasında yer alan haberleri de, “28 Şubat medyası” diyerek kaale almıyorlar. Madem öyle Refah Partisi’nin yayın organı olan Millî Gazete’ye baksınlar. Meselâ, 14 Mart 1997 tarihli Milli Gazete‘nin Bakanlar Kurulu kararları için attığı “Her konuda tam mutabakat” manşetinin altındaki haberi okusunlar.

Niyetim Erbakan Hoca’nın mirasına saygısızlık etmek değil. Ama imzalamadı dediğimiz zaman bütün 28 Şubat’ı yeni baştan ve olan biten her şeyi yok sayarak yeniden yazmak gerekir. 28 Şubat günü MGK, tam 9,5 saat süren bir toplantı yaptı. Generallerin önlerindeki mavi klasörlerin içindeki gazete kupürleri, slayt gösterisi ile takip edildi. Dönemin İçişleri Bakanı Meral Akşener’den, slaytlar arasında yarım başörtülü bir kadının resminin, irtica delili olarak gösterildiğini dinlemiştim.

Toplantı sonrasında yayımlanan bildiride yer alan ve hükümeti resmen tehdit eden yaptırım sözcüğüne Çiller itiraz etti. Sonuçta bu kelime de sonuç bildirisine girdi. Askerler hükümet kanadının direnmediğini görünce boşalan alanı hemen doldurdular. Erbakan Hoca durumu suhuletle çözme politikasını sürdürürken söylediği “MGK’da tam bir görüş birliği var” sözüne, Genelkurmay Genel Sekreterliği’nden kaba ve hakaretamiz bir karşılık geldi. “TSK Atatürk’ün kurduğu laik cumhuriyete ve onun temel ilkelerinin hayata geçirilmesine inananlar ve gönül verenlerle uyum içindedir. Bunların dışında hiçbir kimseyle uyum içinde değildir, olamaz da.”

Erbakan, 28 Şubat kararlarını göğüslemek için yeni bir taktik denedi. MGK kararlarını Meclis’e götüreceğini açıkladı. Muhalefet partileri başta olmak üzere gelen tepkiler üzerine bu savunma hattını da kaldırdı. Arkasından 28 Şubat medyası adına Sabah Gazetesi bu kararların tam metnini yayımlarak Erbakan Hoca’yı sıkıntılı bir duruma soktu. 18 maddelik kararların tamamı irtica üzerineydi. Üçüncü maddesi sekiz yıllık kesintisiz eğitimi getiriyordu. Başörtüsü yasağı bu kararlar içindeydi. Belki en kötüsü, YAŞ kararları ile ordudan atılan personelin belediyeler gibi diğer kamu kurumlarında istihdam edilmesine yasak getiren bir maddenin kararlar arasında yer almasıydı. Kararların gerekçesi ise “ülkemizde şeriat hukukuna dayalı bir İslâm cumhuriyeti kurmayı hedefleyen grupların laik, demokratik ve sosyal hukuk devletimize karşı tehdit oluşturduğu” ifadesi ile doğrudan Refah Partisi’ni ve seçmenlerini hedef alıyordu.

Erbakan Hoca 28 Şubat kararlarını iki defa imzaladı. Peki uyguladı mı? Hakkını teslim edelim: Uygulamadı. En önemli madde olan “sekiz yıllık kesintisiz eğitim” için yasa değişikliği gerekiyordu. Sonrasında kurulan Anasol-D hükümeti bile uzun süre ayak diredikten sonra bu yasayı ancak askerlerden sıkı bir fırça yedikten sonra çıkartabildi.

Acımasız Darbelerle Kolu Kanadı Kırılmış Erbakan !

Tarihte olanlardan doğru dersleri çıkartmak için her şeyi yerli yerine yerleştirelim: 28 Şubat, Refah Partisi’ne ve Erbakan Hoca’ya karşı yapılmadı. Onlar, büyük sermaye ile askerlerin gücü ele geçirme planlarının sadece bahanesi olarak kullanıldı. Ve tarihimizde mütedeyyin-muhafazakâr insanlar Erbakan’ın başbakan koltuğunda oturduğu bu dönemde inanılmaz baskı ve zulümlerle karşılaştı. (Mümtaz’er Türköne, Mart 2012)

Erbakan, 28 Şubat Gününü Göremedi !

Eski başbakanlardan ve Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan, 27 Şubat 2011 tarihinde vefat etti. Cenazesi Fatih Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından Vatan Caddesi üzerinden merkez efendi mezarlığına götürüldü. Yaptıklarının cezasını görmüş olsa gerek, cenazede üst düzey askerler de vardı.